Anasayfa

KDK: Küresel Sumud Filosu'na saldırı uluslararası hukukun ağır ihlalidir

Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırısını yazılı bir açıklamayla kınadı. 40 ülkeden sivil aktivistlerin yer aldığı insani girişime uluslararası sularda yapılan müdahaleyi "korsanlık eylemi" olarak nitelendiren Akarca, uluslararası kuruluşları kararlı bir tutum almaya davet etti.

Haber Giriş : 2026-05-18T22:52, Son Güncelleme 2026-05-18T22:52

Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısına tepki göstererek, "Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm uluslararası kuruluşları, insan hakları örgütlerini ve uluslararası toplumun saygın tüm üyelerini, bu hukuk dışı eyleme karşı gecikmeksizin ortak, kararlı ve etkili bir tutum almaya davet ediyoruz." ifadesini kullandı. Akarca, yaptığı yazılı açıklamada, Küresel Sumud Filosu'na uluslararası sularda yapılan saldırıyı kınadı.

"Uluslararası Hukuka Karşı Bir Korsanlık Eylemi"

Yaklaşık 40 farklı ülkenin vatandaşlarından oluşan, 426 sivil aktivisti ve 54 tekneyi barındıran insani girişime yönelik silahlı saldırının, uluslararası hukukun, deniz hukukunun ve evrensel insani değerlerin açık ve ağır bir ihlali niteliğinde olduğunu belirten Akarca, söz konusu müdahalenin bir korsanlık eylemi olmakla kalmadığını, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi başta olmak üzere, tarafı olunan pek soul uluslararası sözleşmenin temel ilkelerine de doğrudan aykırılık teşkil ettiğini vurguladı.

"100 Sivil Aktivistin Alıkonulması Keyfi Bir Gözaltıdır"

Seyahat özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve insani yardım hakkı gibi devredilemez temel hakların hiçbir gerekçeyle askıya alınamayacağının, çağdaş hukuk düzeninin tartışmasız bir gerçeği olduğunu hatırlatan Akarca, İsrail güçlerinin yaklaşık 100 sivil aktivisti uluslararası sularda hukuka aykırı biçimde alıkoyması ve bu kişilerin Aşdod Limanı'na zorla nakledilmek istenmesinin açık bir keyfi gözaltı uygulaması olduğunu ifade etti.

Aralarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da bulunduğu tüm aktivistlerin fiziksel ve psikolojik bütünlüklerinin korunmasının insan haklarına saygılı her devletin yükümlülüğü olduğuna işaret eden Akarca, şunları kaydetti:

"İnsani Vicdanı Susturmaya Yönelik Sistematik Bir Politika"

"Alıkonulan sivillere yönelik her türlü kötü muamele, işkence yasağını mutlak bir norm olarak tanımlayan uluslararası hukuk açısından kabul edilemez bir suç oluşturacaktır. Gazze halkına yönelik insani yardım çabalarını hedef alan bu eylem, barışçıl yöntemlerle dayanışma gösteren sivil toplum aktivistlerini sindirmeye, insani vicdanı susturmaya ve uluslararası kamuoyunun adalet talebini bastırmaya yönelik sistematik bir politikanın yansımasıdır. Ancak hiçbir baskı, hiçbir tehdit ve hiçbir hukuk dışı uygulama, mazlum halklarla kurulan insani dayanışmayı, temel hak ve özgürlüklere olan inancı ve uluslararası toplumun adalet arayışını ortadan kaldıramayacaktır.

"Sorumlular Uluslararası Hukuk Önünde Hesap Vermeli"

Bu vesileyle Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm uluslararası kuruluşları, insan hakları örgütlerini ve uluslararası toplumun saygın tüm üyelerini, bu hukuk dışı eyleme karşı gecikmeksizin ortak, kararlı ve etkili bir tutum almaya davet ediyoruz. İsrail'in uluslararası sularda gerçekleştirdiği müdahaleye derhal son vermesini, alıkonulan tüm sivillerin koşulsuz ve gecikmesiz olarak serbest bırakılmasını, insani yardım faaliyetlerinin önündeki tüm hukuk dışı engellerin kaldırılmasını ve sorumluların uluslararası hukuk önünde hesap vermesini talep ediyoruz. İnsan haklarının ve insanlık onurunun korunması, hepimizin müşterek sorumluluğudur."

Memurlar.Net