Anasayfa

AYM'den 'tehlikeli tutuklu' statüsü için emsal karar

AYM, tehlikeli tutuklu statüsündeki kısıtlamaların 4 yıl boyunca gözden geçirilmeden sürdürülmesini ve kesin hüküm olmadan 'örgüt mensubu' ifadesi kullanılmasını hak ihlali saydı...

Haber Giriş : 2026-07-06T09:42, Son Güncelleme 2026-07-06T09:44

Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, ceza infaz kurumunda "tehlikeli tutuklu" statüsüne alınan başvurucuya getirilen kısıtlamaların yaklaşık dört yıl boyunca yeniden değerlendirme yapılmadan sürdürülmesini özel hayata saygı hakkının; hakkında kesinleşmiş hüküm bulunmamasına rağmen idare kararında "örgüt mensubu" ifadelerinin kullanılmasını ise masumiyet karinesinin ihlali saydı. 2 Nisan 2026 tarihli ve oybirliğiyle alınan karar, 6 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.

Tehlikeli tutuklu statüsü dört yıl gözden geçirilmedi

Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümözlü olarak bulunan başvurucu, ceza infaz kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun 5 Haziran 2017 tarihli kararıyla tehlikeli tutuklu grubuna dahil edildi; ardından televizyon yayını olanaklarından yararlanma hakkı kısıtlandı.

Başvurucu 2021 yılında infaz hakimliğinden, emanette tutulan radyosunun verilmesini talep etti. İnfaz hakimliği şikayetin kabulüne ve tehlikeli tutukluluk statüsüne ilişkin kararların yeniden değerlendirilmesine hükmetti; gerekçesinde idarenin kararında masumiyet karinesini zedeleyen ifadeler bulunduğunu, dayanak tüzüğün yürürlükten kalktığını ve kararın üzerinden dört yıl geçtiğini belirtti. Ancak Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi, infaz hakimliği kararını kaldırarak şikayeti kesin olarak reddetti. Bunun üzerine başvurucu AYM'ye bireysel başvuruda bulundu.

Kısıtlama süreli olmalı ve belirli aralıklarla denetlenmeli

AYM, tutuklu ve hükümlülerin radyo-televizyon imkanlarından yararlanma gibi bazı haklarının kamu düzeni ve kurum güvenliği ile suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla kısıtlanabileceğini kabul etti. Ancak Yüksek Mahkemeye göre bu kısıtlamaların süreli olması, hakkın kullanımını ortadan kaldıracak genel bir uygulamaya dönüştürülmemesi ve gerekliliğinin yeterli gerekçeyle ortaya konulması gerekiyor. Kısıtlama kararlarının, koşulların devam edip etmediğine dair güncel ve somut veriler gözetilerek belirli aralıklarla gözden geçirilmesi hem uygulamanın hem de idarenin denetimi açısından zorunlu.

Somut olayda AYM; 5 Haziran 2017 tarihli kısıtlama kararlarının, bireysel başvurunun yapıldığı 23 Haziran 2021 tarihine kadar yeniden değerlendirme yapılmaksızın uygulandığını, kısıtlamaların bir süreyle sınırlanmadan uzun süre devam ettirilmesinin orantısız olduğunu ve ölçülülük ilkesine uymadığını tespit ederek, Anayasa'nın 20'nci maddesindeki özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Kesinleşmiş hüküm yokken "örgüt mensubu" ifadesi masumiyet karinesini zedeledi

Kararın ikinci boyutu, İdare ve Gözlem Kurulu kararında kullanılan dile ilişkin oldu. Kurul kararında başvurucu hakkında "terör örgütü mensubu", "örgütünden ayrılmadığı" ve "örgütlü diğer tutuklular ile birlikte hareket ettiği" şeklinde değerlendirmeler yer aldı.

AYM, yerleşik içtihadına atıfla, yargılama süreci mahkumiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan kamu otoritelerince suçluluğa dair kanaat ifade edilmesinin masumiyet karinesini ihlal edebileceğini, bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dilin kritik önem taşıdığını hatırlattı. Mahkumiyet hükmü henüz kesinleşmemiş hükümözlü başvurucu hakkında aktif örgüt üyesi olduğuna dair ifadelere yer verilmesinin masumiyet karinesini zedelediği sonucuna varan AYM, Anayasa'nın 36 ve 38'inci maddelerinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin de ihlal edildiğine karar verdi.

Yeniden değerlendirme yapılacak

AYM, ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın bir örneğinin, Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesine iletilmek üzere Ankara Batı 1. İnfaz Hakimliğine gönderilmesine hükmetti; başvurucuya toplam 40 bin 487,60 TL yargılama giderinin ödenmesine karar verildi. Kararda, hak ihlali tespitinin davanın sonucuna ilişkin bir tutum anlamına gelmediği, delilleri değerlendirme yetkisinin ilgili mahkemelere ait olduğu da vurgulandı.

Kararın uygulamaya etkisi

AYM'nin bu kararı, 2025 yılındaki C.T. kararında ortaya koyduğu ilkelerin devamı niteliğinde. Buna göre ceza infaz kurumlarında tehlikeli tutuklu/hükümlü statüsüne bağlı kısıtlamaların süresiz uygulanamayacağı, belirli aralıklarla güncel verilere dayalı olarak gözden geçirilmesi gerektiği ve idare kararlarında henüz kesinleşmiş hükmü bulunmayan kişiler hakkında suçluluk yargısı içeren ifadeler kullanılamayacağı yönündeki içtihat pekişmiş oldu.

Kararı görmek için tıklayınız.

Memurlar.Net - Özel