Anasayfa

Cevdet Yılmaz'dan enflasyon mesajı: 2027'de yüzde 20'nin altına ineceğiz

Bölgesel çatışmalar nedeniyle hedeflerde sapsalar yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, dezenflasyon sürecinde yeni takvimi açıklayarak 2027 yılında enflasyonun kesin olarak yüzde 20'nin altına gerileyeceğini ve gündelik hayatta somut bir rahatlama sağlanacağını söyledi.

Haber Giriş : 2026-07-13T09:55, Son Güncelleme 2026-07-13T09:54
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 24 TV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.

Dünyada güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde olunduğunu belirten Yılmaz, hem ekonomik hem de siyasi olarak dünyanın bir geçiş sürecinde olduğunu ifade etti.

Yılmaz, mevcut uluslararası kurumların, kuralların zayıfladığı, çatışmaların arttığı, belirsizliklerin, risklerin yükseldiği bir dönemde olunduğunu dile getirerek, bu risklerden NATO'nun da payını aldığını söyledi.

"NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti" gibi sözlerin de duyulduğunu anımsatan Yılmaz, "Ama bu son NATO toplantısı, bunun pek böyle olmadığını gösterdi. Yani NATO bir anlamda bu yeniden bir toparlanma görüntüsü çizdi Ankara toplantısıyla. Avrupa ülkeleri son dönemde savunmaya ciddi bir şekilde önem vermeye başladılar. Hem 'safe' dediğimiz bir programla Avrupa Birliği 800 milyar avroluk bir ortak bütçe oluşturdu. Bir taraftan da tek tek ülkeler harcamalarını arttırmaya başladılar." diye konuştu.

Ankara, NATO'nun toplanabildiğini gösterdiğini ifade eden Yılmaz, bunun başlı başına başarı olduğuna dikkati çekti. Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi'ne bütün liderlerin katılmasının, hem organizasyon hem de içerik itibarıyla başarılı olduğunu vurguladı.

Yılmaz, yeniden Avrupa-ABD dengesinin kurulduğu bir NATO Zirvesinin olduğunu belirterek, "Avrupa sütununun giderek güçleneceği artık net bir şekilde görüldü. Avrupa, NATO'da Amerika kadar olmasa da o yönde ilerleyen, yükü neredeyse yarı yarıya paylaşacak hedefle yoluna devam eden bir konumda." dedi.

"Gelecek bizim, gelecek Türkiye'nin"

NATO Ankara Zirvesi'nde savunma sanayisinin de yükselişini gördüklerini belirten Yılmaz, ilk defa Savunma Sanayii Forumu'nun resmi parçası haline geldiğini söyledi.

Yılmaz, bunun Türkiye açısından da bir avantaj olduğunu dile getirerek, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi iradesiyle bu yola erken çıktığını belirtti.

Şu anda bu yola erken çıkmanın avantajını yaşadıklarını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Ordumuzun envanterine giren ürünlerin yüzde 80'inden fazlası bir yerlilik oranımız var. Dünyada 11. ihracatçı konumdayız ve yakın bir gelecekte ilk 10'a gireceğiz Türkiye olarak. Geçen yıl 10 milyar doları aşmıştık, bu sene son 12 aylık döneme bakarsanız 11 milyar doların üzerinde bir ihracatımız var. Bunun yanı sıra bence en önemli unsurlardan biri şu, genç bir nüfusumuz var. 100 bin civarında bir istihdamımız var, ortalama yaşı çalışanların 34. Batı'ya bakıyorsunuz, 50'nin üzerinde ortalama yaş. Dolayısıyla gelecek bizim, gelecek Türkiye'nin. Bunun da ne kadar takdir edildiğini ve önemsendiğini bu NATO Zirvesi'nde bir kez daha görmüş olduk."

Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi'nde Türkiye'nin müthiş bir organizasyon yaptığını vurgulayarak, "Bizzat NATO Genel Sekreteri Sayın Rutte'nin bana söylediği bir sözü ifade edeyim, 'Bir sonraki ülkenin işi çok zor. Çıtayı çok yükseğe koydunuz.' dedi." ifadelerini kullandı.

Birçok kurum ve kişinin büyük katkısıyla çok iyi organize edilmiş bir toplantının gerçekleştirildiğini dile getiren Yılmaz, Türkiye'nin bu anlamda uluslararası görünümünü de oldukça yükselttiğini ve prestijini tahkim ettiğinin altını çizdi.

Yılmaz, bu yıl Türkiye'de başka zirvelerin de olduğunu belirterek, bu yılı "zirveler yılı" olarak niteledi. Antalya Diplomasi Forumu'nun yapıldığını hatırlatan Yılmaz, Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi'nin ve Taraflar Konferansının (COP31) Türkiye'de gerçekleştirileceğini anımsattı.

Yılmaz, dünyanın çevre meselelerinin Türkiye'de tartışıldığının görüleceğine işaret ederek, "Gerek Antalya Diplomasi Forumu gerek bu zirveler Türkiye'nin merkez bir ülke olma vasfını bence çok daha belirgin bir şekilde ortaya koyuyor. Dünyanın meseleleri, hem güvenlik meseleleri, hem diplomasi meseleleri, hem çevre meseleleri bu yıl Türkiye'de tartışılıyor. Bu da inanıyorum ki bütün vatandaşlarımıza gurur verici bir tablo." diye konuştu.

"Kazasız belasız, son derece başarılı bir zirve oldu"

"NATO Zirvesi sonunda katılımcı devlet başkanlarının isimlerinin yazılı olduğu Türk yapımı bir silah hediye edildi. Bazı devlet başkanları bu hediyeyi ülkelerine sokamadılar. Bu planlı bir hareket miydi?" sorusuna Yılmaz, NATO'nun bir güvenlik teşkilatı olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Bazı ülkelerin iç mevzuatları gereği götüremediklerine dair bir bilgim var. Dolayısıyla yani bu kendi iç mevzuatları gereği yapamamış olan ülkeler var ama esas itibarıyla bir güvenlik zirvesi, dolayısıyla onunla bağlantılı bir hediye...

Külliye'nin ne kadar önemli bir rol üstlendiğini gördük bu zirvede. İyi ki böyle bir Külliyemiz var, kütüphanesiyle, sergi salonlarıyla, toplantı salonlarıyla... Başka türlü Ankara'da böyle bir zirveyi icra etmek çok zor olurdu diye düşünüyorum. Gelen tüm misafirlerimiz de hayran kaldılar doğrusu, beğenilerini de çok açık bir şekilde ifade ettiler."

Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi'nin başarıyla tamamlandığını, liderlerin, basın mensupları ve destek personelinin organizasyondan memnun ayrıldığını belirterek, "Basın mensuplarına da çok iyi bir ortam hazırlandı, ikramlardan tutun çalışma mekanlarına varıncaya kadar gayet güzel bir zirve yaşadık. Kazasız belasız, son derece başarılı bir zirve oldu." ifadelerini kullandı.

"Bundan sonraki süreci hep birlikte takip edeceğiz ama artık top Amerikan yönetiminde"

"ABD Başkanı Donald Trump, yaptırımların kaldırılması ve F-35'lerin Türkiye'ye verilmesi konusunda olumlu fakat muallak ifadeler kullandı. Sürecin nasıl ilerleyeceğini öngörüyorsunuz?" sorusu üzerine Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:

"Müttefikler arasında yaptırım olmaz, müttefikler arasında ticari kısıtlama olamaz. Maalesef Türkiye bunlarla karşı karşıya kaldı. Açık veya örtülü, bazen açık bazen örtülü yaptırımlarla, engellemelerle karşı karşıya kaldı. Türkiye bu sıkıntılara karşı kendi gücünü daha fazla kullandı ve belli bir yere geldi. Bize eskiden kısıtlama uygulayan ülkelere şimdi ihracat yapar hale geldik. Paramızla verip alamadığımız ürünleri şimdi biz başkalarına parası mukabilinde satar hale geldik. Bu tarafını da unutmayalım.

En azından belli bir süre birtakım konularda ilerleme sağlayıncaya kadar ihtiyaç duyduğumuz ürünleri almamız önemli. Bu çerçevede bu yaptırımlar gerçekten hiçbir şekilde izah edilemez. Olmaması gereken şeyler. Siz müttefik olduğunuzu söylüyorsunuz, aynı çatı altındasınız, müttefik dediğiniz ülkeyi zor duruma düşürücü tavır alıyorsunuz. Yani bu hakikaten ittifak ruhuyla uyuşmayan bir yaklaşım, bağdaşmayan bir yaklaşım."

Yılmaz, ABD Başkanı Trump'ın, "Biz dostlarımıza yaptırım yapamayız" dediğini ifade ederek, Trump yönetimindeki siyasi iradenin net olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bunda tabii Sayın Cumhurbaşkanımızla kurduğu ilişkinin ben yine önemli olduğunu düşünüyorum. Hakikaten çok uyumlu bir yaklaşım sergiliyor. Çok saygı duyuyor Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bunu da defalarca ifade etti. Dolayısıyla orada çok kendisi zaten net bir şekilde siyasi iradesini ortaya koydu. Bundan sonraki süreci hep birlikte takip edeceğiz ama artık top Amerikan yönetiminde, onlar mutlaka bu konuda gereğini yapacaklardır. Sayın Cumhurbaşkanımız da gazeteciler bu soruyu sorduğunda, 'Bizi izlemeye devam edin' dedi. Dolayısıyla burada bir gelişme olacaktır mutlaka." diye konuştu.

"Türkiye'yi ve dünyayı nasıl bir savunma politikası bekliyor?" sorusu üzerine Yılmaz, harcamaların arttığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Niye bu kadar fazla artıyor dünyada savunma harcaması? Riskler yükseliyor, çatışma riskleri yükseliyor, hem bölgesel düzeyde hem küresel düzeyde. Dolayısıyla böyle dönemler başkalarının merhametine veya uluslararası kurumlara, kurallara güvenerek hareket edebileceğiniz dönemler değil, böyle bir lüksünüz yok. Kendi gücünüzü mutlaka tahkim etmeniz gerekiyor. Türkiye de uzun zamandır bu yönde hareket ediyor. Savunma sanayisi sadece güvenlikle ilgili bir mesele değil bana göre. Bağımsız dış politika izleyecekseniz, bir savunma sanayiniz olmak zorunda. Başkalarının size sağladığı enstrümanlarla güvenliğinizi sağlıyorsanız, bağımsız bir dış politika izleyemezsiniz.

Türkiye'nin aslında savunma sanayisine yaptığı bu yatırım, aynı zamanda bağımsızlık iddiasıyla, bağımsız dış politika iddiasıyla da yakından ilişkili. Bağımsızlık derken izolasyonu kastetmiyorum ama kendi kararınızı verip bu süreçlere dahil olma anlamında söylüyorum. Türkiye çok şükür bu noktada."

Yılmaz, savunma sanayisinde yaptıklarının, aynı zamanda bilgi ve teknoloji tabanlı, katma değeri yüksek bir ekonomik yapı inşa etmek ve bunu da sosyal refaha dönüştürmek açısından da son derece kıymetli olduğunu vurguladı.

"Özgüvenimizi, kimliğimizi ifade eden güzel bir organizasyon oldu"

Mehter Marşı ile karşılama yapmanın özel bir anlamının olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine Yılmaz, "Tabii ki var, yani bence devletimizin ne kadar köklü bir devlet olduğunu, ordumuzun ne kadar köklü bir ordu olduğunu, ülkemizin ne kadar önemli bir medeniyetin bugünkü temsilcisi olduğunu gösteren, özgüvenimizi, kimliğimizi ifade eden güzel bir organizasyon oldu." dedi.

Yılmaz, geçmişe takılıp kalmadıklarını ama geçmişi bilmeden de ne bugünün anlanabileceğini ne de geleceğe yürünebileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"O geçmişinizi ortaya koyduğunuz zaman saygınlığınız da artıyor aslında. Yani geçmişini inkar eden, geçmişiyle bağı olmayan, nevzuhur toplumlara, ülkelere kimse çok fazla saygı da duymuyor açıkçası ama köklü bir geçmişi olan, bir birikimi olan bir ülkeyseniz, bu daha büyük bir saygınlık uyandırıyor. Bizim de çok şükür böyle bir medeniyetimiz var, geçmişimiz var. Onu da bu vesileyle yansıtmış olduk."

Enflasyonun 2023 yılında yüzde 75'lere kadar çıktığını, gelinen noktada ise yüzde 32'lere kadar düştüğünü belirten Yılmaz, ABD/İsrail-İran savaşının büyümeyi ve enflasyonu bir miktar olumsuz etkilediğini söyledi.

Yılmaz, temel mallarda enflasyonun yüzde 17,4'e kadar düştüğünü, ortalamayı daha çok hizmet alanının yukarıya çektiğini dile getirerek, "Fakat en önemli unsur şu, beklentiler. Ekonomi dediğimiz şey sadece mekanik rakamlar filan değildir. Sosyal medya burada maalesef bize hiç yardımcı olmuyor. Sürekli bir şekilde kötümserlik pompalayan, beklentileri bozucu bir eğilim var." diye konuştu.

Hiçbir programın maliyetsiz olmadığına işaret eden Yılmaz, şöyle devam etti:

"Enflasyonu düşürmek, sürdürülebilir büyüme ve sosyal adalet açısından çok önemli. İstikrarlı bir ortamda sürdürülebilir bir büyüme sağlayacaksınız ki kalıcı sosyal refah artışı olsun. Muhalefetin yaptığını görüyoruz, popülist politikalarla, gündelik polemiklerle ekonomiyi bir yere taşıyamazsınız. Ekonomiyi sağlam ve sağlıklı geliştiremediğiniz sürece sosyal refahı da kalıcı olarak artıramazsınız. Gündelik birtakım şeyler yaparsınız, sonra acısı çok daha kötü bir şekilde çıkar. Dolayısıyla burada asıl olan sağlıklı ekonomi politikaları izlemek ve bunların getirdiği gelişimi de sosyal refah olarak toplumun tüm kesimlerine yaymak."

Yılmaz, dengeli büyümenin esas olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bu anlamda AK Parti'nin, Cumhur İttifakı'nın son derece gerçekçi, ayakları yere basan, sağlıklı politikalarla planlı ve programlı hareket ettiğini söylemek isterim. Muhalefet, sosyal medya, her türlü algıyı yapmaya çalışabilirler. Hiçbir karşılığı olmayan vaatler havada uçuşabilir ama halkımız tarihten de biliyor. Yaşayanlar en azından, geçmiş Türkiye'nin tecrübelerini bilenler veya okuyanlar şunu gayet iyi biliyorlar, bu popülist politikaların, altı boş, sadece sloganik politikaların ülkeye büyük bedeller ödettiğini hep birlikte biliyoruz. Bu tuzağa düşmemeliyiz."

"2027 için yüzde 20'nin altına doğru gidecektir"

Savunma sanayindeki başarıyı sağlık endüstrilerinde, enerji ekipmanlarında, makinelerde ve başka alanlarda da başaracaklarını bildiren Yılmaz, "Yapay zeka gibi yeni teknolojileri bütün üretim süreçlerinde daha etkin kullanacağız. Verimliliğimizi, katma değerimizi yükselteceğiz ve hak edilmiş, kalıcı bir şekilde refahımızı artıracağız." diye konuştu.

Enflasyonun, bu yıl normalde yüzde 20'lere doğru gitmesinin planlandığını ancak savaş nedeniyle bu hedefin saptığını ifade eden Yılmaz, "Merkez Bankamız da yeni tahminler ortaya koydu. Şimdi ben gelecek yıl için yüzde 20'nin altına doğru gitmenin önemli bir hedef olduğunu düşünüyorum. 2027 için yüzde 20'nin altına doğru gidecektir. Bu da büyük oranda rahatlatacaktır ama asıl hedefimiz tabii ki tek haneli rakamlara yeniden ulaşmak. Ama yüzde 20'nin altına geldiği zaman gündelik hayatımızda zaten birçok alanda bunu çok daha somut görmüş olacağız." dedi.

Yeni anayasa sürecine değinen Yılmaz, sivil, demokratik bir usulle yapılmış bir anayasanın, içeriğinden bağımsız kıymetli olduğunu kaydetti.

Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti:

"Dünya farklı bir yere doğru gidiyor. Biz iddialı bir ülke olacaksak gelecek perspektifli, sivil, demokratik bir anayasa ortaya koymak durumundayız. Türkiye Cumhuriyeti'nin insanlığa söyleyeceği sözleri, duruşu da bu anayasayla ortaya koymak durumundayız. O güç merkezli dünyaya karşı hem gücünü koruyan hem de prensiplerini, değerlerini ortaya koyan bir millet olarak duruşumuzu göstereceğimiz, bir taraftan da yeni teknolojiler, işte yapay zeka, değişen bir dünya var, bunun da hukukunun altyapısını oluşturan, gelecek perspektifli ve gençlerin fikirleriyle de şekillenmiş bir anayasa perspektifine ihtiyacımız var. Yalnız bunu sadece AK Parti, sadece Cumhur İttifakı yapamaz. Biliyorsunuz, belli bir çoğunluk gerektiriyor Meclis'te. Dolayısıyla biz hep şu çağrıyı yapıyoruz muhalefete, gelin, bu ülke, bu millet hepimizin. Olabilecek en geniş mutabakatı sağlayalım."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, terörsüz bir Türkiye ve bölgede, kalkınma sürecinin daha hızlı gelişeceğini, demokratik standartları yükseltmek için daha elverişli bir atmosferin oluşacağını dile getirerek, terörün ortadan kalktığı bir ortamda Doğu, Güneydoğu'daki illerin uzun zamandır kullanamadıkları potansiyelin harekete geçeceğini, Türkiye ortalamasından daha yüksek bir hızla büyüyeceklerini, yeni yatırım fırsatlarının, yeni istihdam ve ticaret imkanlarının oluşacağını kaydetti.

Anadolu Ajansı