Anayasa Mahkemesi, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun suçun hukuki niteliğinin değişmesi halinde uygulanacak usule ilişkin 226. maddesinin bir bölümünü Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Karar, 16 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.
İptal edilen kural, 14 Kasım 2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesinde yapılan değişiklikle getirilmişti.
CMK 226. maddenin iptal edilen kısmının tam metni
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 7532 sayılı Kanun'la değiştirilen 226. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyleydi:
"(4) (Değişik:14/11/2024-7532/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir."
Anayasa Mahkemesi, fıkranın üçüncü cümlesini oluşturan ve koyu renkle işaretlenen "Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir." hükmünü iptal etti.
İptal gerekçesi neydi
Davacılar, kuralla mahkemenin sanığın adresini araştırma yükümlülüğünün ortadan kaldırıldığını, sanığa duruşmaya katılamama konusunda mazeret sunma imkanının tanınmadığını, yargılamanın hızlı şekilde tamamlanması amacıyla savunma hakkına getirilen sınırlamanın adil yargılanma hakkını zedelediğini ileri sürdü. Kuralın Anayasa'nın 13., 36., 90. ve 153. maddelerine aykırı olduğu iddia edildi.
AYM kuralı neden Anayasa'ya aykırı buldu
Mahkeme, suçun hukuki niteliğinin değişmesi halinde sanığın yeni suçlamaya göre savunmasını hazırlayabilmesi ve bu savunmasını mahkemeye sunabilmesi için nitelik değişikliğinin kendisine bildirilmesi gerektiğini, bunun isnadı öğrenme hakkının bir gereği olduğunu belirtti. Dava konusu kuralın, sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafiye yapılan bildirimi yeterli sayarak, değişen isnada göre gıyapta yargılama yapma imkanı getirdiğini, bunun sanık hakkında mahkümiyet de dahil olmak üzere her türlü kararın verilmesi sonucunu doğurduğunu vurguladı.
Mahkemeye göre isnadı öğrenme, duruşmada hazır bulunma ve savunma haklarından feragat mümkün olmakla birlikte, feragatin açık bir şekilde anlaşılması gerekir. Feragatin tam olarak anlaşılamadığı durumlarda ise geçerli mazereti olması koşuluyla yokluğunda yargılama yapılan sanığa daha sonra duruşmaya bizzat katılma ve bizzat savunma yapma hakkını sağlayacak bir usulün öngörülmesi gerektiği belirtildi. Kuralda sanığın mazeretini belirtmesi ve feragat etmediğini öne sürerek yeniden değerlendirme yapılmasını talep edebilmesine ilişkin herhangi bir güvenceye yer verilmediği tespit edildi.
Bu gerekçelerle Mahkeme, kuralın Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi. Kararda Kenan Yaşar bu yönde çoğunluk görüşüne katılmamış ve karşıoy kullanmıştır.
İptal kararı ne zaman yürürlüğe girecek
Mahkeme, iptal edilen hükmün hemen yürürlükten kalkmasının kamu yararını ihlal edecek nitelikte bir hukuksal boşluk doğuracağı gerekçesiyle, iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Üye Kenan Yaşar, iptal hükmünün derhal değil dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine ilişkin bu kısma katılmadığını, ertelemenin somut ve ikna edici bir gerekçeyle ortaya konulamadığını belirterek karşıoy yazdı.