Neredeyse her toplantı, her ziyaret, her imza, her kahve molası, her koridor sohbeti bir fotoğraf karesiyle sosyal medyaya taşınıyor. Yapılan paylaşımın amacı çoğu zaman kurumun faaliyetlerini duyurmaktan çıkıyor; yöneticinin görünürlüğünü artırmaya dönüşüyor.
Oysa kamuda asıl görünmesi gereken kişi değil, hizmettir.
Vatandaşın hayatını kolaylaştıran bir uygulama...
Bürokrasiyi azaltan bir karar...
Kaynakları daha verimli kullanan bir proje...
İşte kamu yönetiminin gerçek başarısı bunlardır.
Ne var ki bazı kurumlarda gündem artık bunlar değil.
Kimin paylaşımı daha çok beğeni aldı...
Kim amirinin fotoğrafını paylaştı...
Kim paylaşmadı...
Kim yorum yaptı...
Kim beğeni bıraktı...
Ne yazık ki zaman zaman bunların bile yöneticiler arasında konuşulduğu görülüyor.
Daha da düşündürücü olanı ise, bazı yöneticilerin kendi sosyal medya paylaşımlarını astlarına dolaylı ya da açık biçimde yeniden paylaştırma beklentisi içine girmesidir.
Paylaşım, bir iletişim tercihi olmaktan çıkıp sadakat göstergesi haline dönüşebiliyor.
Bazı çalışanlar bunu gönüllü olarak yaparken, bazıları ise istemediği halde "yanlış anlaşılmamak" veya "gözden düşmemek" düşüncesiyle paylaşım yapmak zorunda hissedebiliyor.
Böyle bir ortamda sosyal medya, kurumun başarılarını anlatan bir araç olmaktan uzaklaşıp görünmez bir performans ölçütüne dönüşüyor.
Oysa kamu yönetiminde sadakat; bir fotoğrafı paylaşmakla değil, görevi doğru yapmakla ölçülmelidir.
Bir yöneticinin başarısı, kendi adının ne kadar konuşulduğuyla değil; kurumu ne kadar geliştirdiğiyle değerlendirilmelidir.
Gerçek liderlik, sürekli görünmeye çalışmak değil, kurumu görünür hale getirmektir.
Çünkü iyi yöneticiler kendilerini değil, yaptıkları işi öne çıkarırlar.
Sosyal medya elbette kamu kurumları için önemli bir iletişim aracıdır.
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve vatandaşın doğru bilgilendirilmesi açısından etkin kullanılması gerekir.
Ancak bu araç, kişisel görünürlüğü artırmanın değil, kamu hizmetini anlatmanın bir vasıtası olmalıdır.
Kurumlarda konuşulması gereken; kimin amire daha yakın olduğu, kimin paylaşım yaptığı ya da yapmadığı değil; vatandaşın işinin ne kadar kolaylaştığı, hizmet kalitesinin ne kadar yükseldiği ve kamu kaynaklarının ne kadar etkin kullanıldığı olmalıdır.
Çünkü kamu yönetiminde asıl başarı, görünmek değildir.
Asıl başarı, görünmeden iz bırakabilmektir.