Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin Bulgaristan kara sularında gerçekleştirilecek petrol ve doğal gaz aramalarında yer alacağı ortaklığa ilişkin detaylar belli oldu.
TPAO, 18 Şubat'ta Bulgaristan münhasır ekonomik bölgesinde yer alan Khan Tervel Blok 1-26 sahasında petrol ve doğal gaz arama ruhsatı kapsamında Shell'in operatörlüğünü üstlendiği arama çalışmalarına ortak olduğunu açıklamıştı.
Bulgaristan Bakanlar Kurulu, bugün aldığı kararla, Shell'in Khan Tervel Blok 1-26 sahasındaki petrol ve doğal gaz arama ruhsatından kaynaklanan hak ve yükümlülüklerinin yüzde 33'ünü devretmesine izin verdi. Böylece, arama faaliyetlerine katılan yeni ruhsat sahibi TPAO oldu.
Kısmi devrin ardından sahayla ilgili ortaklık yapısı yüzde 42 Shell, yüzde 33 TPAO ve yüzde 25 OMV olarak şekillendi.
"Sakarya gaz sahamıza oldukça yakın bir mesafede diyebileceğimiz bir alan"
18 Şubat'ta imzalanan anlaşmaya refakat eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, konuya ilişkin değerlendirmesinde, söz konusu sahanın 3 bin 800 kilometrekareden biraz daha büyük olduğunu belirterek şunları kaydetti:
"Bu saha, bizim Sakarya gaz sahamıza oldukça yakın bir mesafede diyebileceğimiz bir alan. Bulgaristan'ın bu münhasır ekonomik bölgesindeki, deniz yetki alanındaki sahada Shell ile ortak bir şekilde sismik faaliyeti ve sonrasında belki önümüzdeki yıl inşallah burada da bir arama kuyusuyla yaklaşık 5 yıllık bir lisansa sahip olacağız."
Türkiye'nin petrol stratejisinde yeni dönem
Türkiye yurt dışında Somali, Azerbaycan, Irak, Rusya ve Pakistan gibi ülkelerde petrol ve doğal gaz arama ve üretim faaliyetleri yürütüyor.
Kısa süre önce Türkiye Petrolleri Irak'ta önemli bir adıma imza atmıştı. Kerkük petrol sahasının yüzde 15 hissesini devralan TPAO, 3 milyar varillik bir potansiyel için harekete geçmişti.
TPAO'nun bp ve ConocoPhillips ile birlikte Kerkük'teki petrol sahalarını geliştirmek üzere kurulan konsorsiyuma yüzde 15 ortak olması, Türkiye'nin yalnızca petrol taşımacılığında değil, üretiminde de etkin rol üstlenmesini sağlayacak stratejik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Yıllardır Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı ve Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı ile bölgesel petrol akışının önemli kavşaklarından biri olan Türkiye, bu adımla petrol değer zincirindeki konumunu üretim, transit ve ticaret alanlarını kapsayacak şekilde güçlendirmeyi hedefliyor.
Yerli üretim enerji vizyonunun temelini oluşturuyor
Türkiye'nin enerji merkezi olma stratejisinin en önemli ayaklarından birini son yıllarda hızla artan yerli petrol üretimi oluşturuyor.
Ham petrol üretimi ağırlıklı olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yoğunlaşırken, son yıllarda Şırnak'taki Gabar Sahası'nda elde edilen üretim artışı ülkenin petrol üretim haritasını önemli ölçüde değiştirdi.
Cumhuriyet tarihinin en büyük kara petrol keşfi olarak nitelendirilen Gabar'ın üretime alınmasıyla Şırnak en fazla petrol üreten il konumuna yükselirken, Batman, Diyarbakır, Mardin ve Siirt de üretimin önemli bölümünü karşılamaya devam ediyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, Gabar'da günlük yaklaşık 81 bin varil, Batman Bölge Müdürlüğünün sorumluluk alanındaki dört ilde ise toplam 35 bin 85 varil ham petrol üretiliyor.
Petrol tedarikinde çeşitlilik arz güvenliğini destekliyor
Artan yerli üretimin yanı sıra Türkiye, petrol arz güvenliğini çeşitlendirilmiş ithalat yapısıyla da desteklemeyi sürdürüyor.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) mayıs ayı verilerine göre Türkiye yaklaşık 2 milyon 665 bin 665 ton ham petrol ithal etti. Ham petrol tedarikinde Kazakistan ilk sırada yer alırken, Rusya, ABD, Irak ve Guyana başlıca tedarikçiler arasında bulundu.
Bu petrolün önemli bölümü deniz yoluyla Türkiye'ye ulaştırılırken, Ceyhan Terminali, bölgesel petrol ticaretinin önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı üzerinden Azerbaycan'ın yanı sıra üretime bağlı olarak Kazak ve Türkmen petrolleri taşınırken, Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı da Irak petrolünün Ceyhan'a ulaştırılmasında kritik rol oynuyor. Bu altyapı, Türkiye'nin bölgesel enerji merkezi konumunu desteklemenin yanı sıra arz güvenliğine de katkı sağlıyor.
BOTAŞ verilerine göre, yıllık 50 milyon ton taşıma kapasitesine sahip Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı üzerinden yılın ilk yarısında yaklaşık 96,9 milyon varil petrol taşındı.
Söz konusu hat, Hazar kaynaklarını Rusya ve İran dışındaki güzergah üzerinden küresel piyasalara ulaştıran stratejik enerji koridorlarından biri olmayı sürdürüyor.
Kerkük ortaklığı stratejik kozları artırıyor
Irak petrolünü Ceyhan üzerinden dünya piyasalarına taşıyan Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı da bölgesel petrol akışında önemli rol oynuyor.
Kerkük'ten Ceyhan'a uzanan ve bu yıl martta yeniden devreye alınan hattın günlük taşıma kapasitesi yaklaşık 1,5 milyon varil seviyesinde bulunuyor. İlk aşamada günlük yaklaşık 170 bin varille başlayan sevkiyatın 180 ila 200 bin varile ulaştığı belirtilirken, Irak tarafı taşınan miktarın ilerleyen dönemde artırılmasını hedefliyor.
Ankara ile Bağdat, Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı için daha kapsamlı bir enerji işbirliği modeli üzerinde görüşmelerini sürdürüyor. Irak'ın yeniden günlük yaklaşık 750 bin varil petrol ihracatı gerçekleştirebilmesi için Türkiye'nin bu kapasiteyi tahsis etmeye hazır olduğu belirtiliyor.
Yeni çerçevenin, uzun vadede daha yüksek sevkiyat hacimleriyle iki ülke arasındaki enerji işbirliğini derinleştirmesi bekleniyor.
Bu süreçte TPAO'nun bp ve ConocoPhillips ile birlikte Kerkük sahalarının geliştirilmesine ortak olması, Türkiye'nin yalnızca petrol taşımacılığında değil, üretim tarafında da doğrudan yer almasını sağlayan stratejik bir adım olarak öne çıkıyor. Söz konusu ortaklığın, Ankara'nın enerji diplomasisindeki hareket alanını da genişletmesi bekleniyor.
Öte yandan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin Türkiye'ye günlük 1 milyon varile kadar petrol sağlayabileceklerini söylediğini aktarması, iki ülke arasındaki enerji ticaretini büyütme yönündeki siyasi iradeyi ortaya koyuyor.
Irak petrolünün daha yüksek hacimlerle Ceyhan üzerinden taşınmasının, terminalin bölgesel petrol ticaretindeki stratejik rolünü güçlendirmesi ve Türkiye'nin küresel enerji merkezi olma hedefine katkı sağlaması bekleniyor.