Anasayfa

TEÇ-SEN: Emekli ve asgari ücretli açlık sınırının altında eziliyor

TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, TÜİK'in Temmuz 2026 enflasyon verilerini (yıllık %31,75) değerlendirerek resmi rakamlar ile vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığı arasındaki uçuruma dikkat çekti. Açlık sınırının 37 bin TL'ye, yoksulluk sınırının ise 120 bin TL'ye dayandığını belirten Demirel, en düşük emekli maaşının 23.500 TL, asgari ücretin ise 28.075 TL seviyesinde kaldığını hatırlatarak, bu tablonun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını savundu.

Haber Giriş : 2026-08-04T15:00, Son Güncelleme 2026-08-04T15:42

Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 31,75, aylık enflasyon ise yüzde 1,78 olarak kaydedildi. Ancak Tüm Emekliler ve Çalışanlar Sendikası (TEÇ-SEN) Genel Başkanı Ümit Demirel, açıklanan bu oranların gerçek hayatın maliyetlerini yansıtmaktan uzak olduğunu belirterek sert eleştirilerde bulundu.

Sendika, resmi verilerin "market kasasında, pazar filesinde, kira kontratlarında ve fatura ödeme ekranlarında" hissedilen fiyat artışlarının gerisinde kaldığını ifade ederken, Demirel yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin yaklaşık 8 yıldır süren bir ekonomik darboğaz ve toplumsal tükenmişlik içinde olduğunu öne sürdü.

Rakamlar Ne Söylüyor?

Demirel, açıklamasında güncel yaşam maliyetlerine ilişkin çarpıcı verilere yer verdi. Yapılan hesaplamalara göre, Türkiye'de bir ailenin yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gereken asgari yaşam maliyeti 60 bin TL seviyesini aşmış durumda. Araştırma kuruluşlarının verilerine göre açlık sınırı yaklaşık 37 bin TL olarak hesaplanırken, yoksulluk sınırı ise 120 bin TL'ye dayanmış bulunuyor.

Bu veriler ışığında mevcut gelir tablosunu değerlendiren Demirel, en düşük emekli maaşının yaklaşık 23.500 TL, asgari ücretin 28.075 TL ve ortalama bir memur maaşının ise yaklaşık 69 bin TL olduğunu hatırlattı. Sendika başkanı, bu rakamlar karşısında yaşanan durumu şu sözlerle özetledi:

"Yoksulluk sınırı 120 bin liraya dayanmışken, insanlar 23 bin, 28 bin, 69 bin lira ile nasıl insanca yaşayacaktır? Açlık sınırı 37 bin lira iken, asgari ücretli ve emekli bu rakamın çok altında bir gelire mahküm ediliyor. Bir ülkede emekli ve asgari ücretli açlık sınırının altında yaşamaya zorlanıyorsa, orada sosyal adaletten söz etmek mümkün değildir."

Gıda, Kira ve Fatura Yükü

Demirel, aile bütçesini en çok zorlayan kalemleri de tek tek sıraladı. Buna göre, büyük şehirlerde ve birçok ilde ev kiraları 25-30 bin TL bandına dayanırken, bir ailenin aylık gıda masrafı 20-25 bin TL'ye ulaşmış durumda. Elektrik, su, doğal gaz ve iletişim giderlerinden oluşan fatura ve aidat kalemleri ise hanelere 10-15 bin TL arasında ek yük getiriyor.

TEÇ-SEN Başkanı, bu rakamların içine eğitim masrafları, kırtasiye, servis ücretleri, giyim ve sağlık harcamaları dahil edilmediğinde dahi en temel yaşam maliyetinin 60 bin TL'yi geçtiğine dikkat çekti. Demirel, "Bugün insanlar artık zengin olmayı veya orta gelirli olmayı değil, sadece yoksulluk sınırına ulaşabilmeyi hayal ediyor. Yoksul olmak bile lüks haline geldi" ifadelerini kullandı.

TÜİK Sepetine Şeffaflık Çağrısı

Açıklanan enflasyon verilerine duyulan güvenin zedelendiğini belirten Demirel, TÜİK'in enflasyon sepetinin içeriğine ilişkin önemli eleştiriler yöneltti. Hangi ürünün hangi fiyatla ve hangi ağırlıkla sepete dahil edildiğinin kamuoyuyla paylaşılmamasını eleştiren sendika başkanı, şeffaflık çağrısında bulundu:

"Meyve kaç liradan hesaplanıyor? Sebze, et, süt, yumurta hangi fiyatlarla sepete giriyor? Dar gelirli vatandaşın gerçek tüketim alışkanlıkları bu sepete nasıl yansıyor? Bu soruların cevabı açık ve denetlenebilir şekilde ortaya konulmadıkça, açıklanan rakamlar millet nezdinde güven üretmez. Enflasyon verisi sadece teknik bir istatistik değil; memurun maaşını, emeklinin aylığını ve milyonlarca ailenin sofrasını doğrudan belirleyen hayati bir göstergedir."

Gençler ve Çocuklar Krizi

Demirel açıklamasında, ekonomik sıkıntıların yalnızca yetişkinleri değil, gençleri ve çocukları da derinden etkilediğini vurguladı. Bugün gençlerin çalışsa bile ev kuramadığını, iş bulsa dahi aldığı ücretle bağımsız bir hayat kuramadığını belirten sendika başkanı, bu durumu "gelecek krizi" olarak nitelendirdi.

Çocukların beslenme hakkına da değinen Demirel, sağlıklı gıdaya erişimin zorlaşmasının yalnızca bugünü değil, ülkenin yarınlarını da tehdit ettiğini söyledi. Bu kapsamda, okullarda en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek uygulamasının artık bir vaat olmaktan çıkarılarak yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

TEÇ-SEN'in Talepleri

Açıklamanın sonuç bölümünde TEÇ-SEN'in ekonomik politikaya ilişkin talepleri sıralandı. Sendika, ücret artışlarının hedef enflasyona göre değil, gerçekleşen ve hissedilen hayat pahalılığına göre belirlenmesini istedi. En düşük emekli maaşının acilen açlık sınırının üzerine çıkarılması, asgari ücretin açlık sınırının altında bırakılmaması ve kamu çalışanlarının maaşlarının yoksulluk sınırı dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi talep edildi.

Demirel ayrıca, kira, gıda, enerji ve ulaşım gibi temel giderlerde dar gelirli kesimleri koruyacak kalıcı tedbirlerin alınması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

"8 yıldır devam eden bu kriz, milletin yalnızca cebini değil, ruhunu ve yarına olan inancını da tüketti. Millet artık rakam oyunlarıyla oyalanmak istemiyor. Millet insanca yaşamak, huzurla uyumak ve umutla uyanmak istiyor. Unutmayalım: Milleti yaşat ki devlet yaşasın. Gerçek enflasyon saklanamaz, gerçek yoksulluk görmezden gelinemez. Gerçek hayat, masa başında yazılan rakamlarla yaşanmaz."
Memurlar.Net