Anasayfa

Öğretim Görevlisi İlanında 'Eğiticilerin Eğitimi' Belgesi Aranır Mı?

Üniversitelerin akademik personel ilanlarında her geçen gün yeni bir "özel şart" karşımıza çıkıyor.

Haber Giriş : 2026-09-16T14:00, Son Güncelleme 2026-09-15T16:04

Kimi üniversite belirli bir sertifika, kimi belirli bir eğitim, kimi ise oldukça spesifik çalışma konularını öğretim elemanı kadrolarında başvuru şartı haline getiriyor.

Son örnek Hacettepe Üniversitesinden geldi.

Hacettepe Üniversitesi tarafından 10 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan öğretim elemanı ilanında, ders verecek öğretim görevlileri için "Eğiticilerin Eğitimi Katılım Belgesi" şartına yer verildi.

Üstelik düzenleme yalnızca Hacettepe Üniversitesi tarafından verilen belgeyle sınırlı değil. Başka kurumlardan alınan Eğiticilerin Eğitimi Katılım Belgelerinin de Üniversitenin Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi tarafından onaylanması halinde geçerli kabul edileceği belirtiliyor.

Belgesi bulunmayan adaylara ise başvuru sürecinde Üniversitenin düzenleyeceği uzaktan eğitim programından belge alma veya başvurunun ardından iki ay içerisinde "Temel Öğretici Yetkinliği Eğitimi"ni tamamlama imkanı tanınıyor.

Buraya kadar bakıldığında amaç anlaşılabilir:

Ders verecek öğretim elemanlarının pedagojik ve öğretici yeterliliklerini geliştirmek.

Peki, akademik personel alım ilanlarında üniversiteler kendi belirledikleri eğitimleri ve belgeleri başvuru şartına dönüştürmeye başladığında bunun sınırı nerede olacak?

BUGÜN EĞİTİCİLERİN EĞİTİMİ, YARIN BAŞKA BİR SERTİFİKA...

Öğretim görevlisi kadrolarına yapılacak atamalarda aranacak merkezi sınav, yabancı dil, eğitim ve diğer temel şartların çerçevesi yükseköğretim mevzuatıyla belirleniyor.

Üniversitelerin ise ihtiyaç duydukları kadronun niteliğine uygun özel şartlar belirleyebilmesi mümkün.

Ancak özel şart belirleme yetkisinin her üniversitenin kendi sertifika sistemini akademik personel alım sürecinin bir parçasına dönüştürmesi sonucunu doğurmaması gerekir.

Çünkü bugün bir üniversite "Eğiticilerin Eğitimi Belgesi", yarın başka bir üniversite "Ölçme ve Değerlendirme Sertifikası", bir diğeri "Dijital Öğretim Yetkinliği Belgesi" isteyebilir.

Bunun sonu nereye varacak?

Türkiye'nin herhangi bir üniversitesinde görev yapan veya akademik kariyere başlamak isteyen bir aday, her üniversitenin kendine özgü sertifika ve eğitim şartlarını ayrı ayrı mı takip edecek?

EĞİTİMİN KENDİSİNE İTİRAZ YOK, ZAMANLAMASI TARTIŞILMALI

Burada Eğiticilerin Eğitimi programlarının gereksiz olduğu şeklinde bir değerlendirme yapmak doğru olmaz.

Tam tersine, ders verecek akademik personelin öğretme becerilerinin geliştirilmesi, ölçme ve değerlendirme yöntemlerini öğrenmesi ve çağdaş eğitim teknikleri konusunda desteklenmesi son derece faydalıdır.

Ancak bunun yeri personel alım ilanı mı, yoksa atama sonrasında üniversitenin kendi personeline vereceği hizmet içi eğitim mi olmalıdır?

Asıl tartışılması gereken budur.

Üniversite, öğretim görevlisi olarak atadığı personele göreve başladıktan sonra belirli bir süre içerisinde Eğiticilerin Eğitimi programını tamamlama yükümlülüğü getirebilir.

Böyle bir yöntem hem eğitim kalitesini güçlendirir hem de akademik kadroya başvuruyu yeni belgelerle zorlaştırmaz.

Nitekim Hacettepe Üniversitesinin kendi ilanında dahi belgesi bulunmayan adayların başvurularının belirli şartlarla kabul edilebilmesi, söz konusu belgenin atama öncesinde mutlaka bulunması gereken temel bir akademik yeterlilik olup olmadığı sorusunu beraberinde getiriyor.

BAŞKA KURUMUN BELGESİNİ ÜNİVERSİTE NEDEN YENİDEN ONAYLIYOR?

İlanda tartışılması gereken bir başka husus daha bulunuyor.

Başka kurumlardan alınmış Eğiticilerin Eğitimi Katılım Belgelerinin Hacettepe Üniversitesi Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi tarafından onaylanması halinde geçerli kabul edileceği belirtiliyor.

Burada da objektiflik açısından bazı soruların cevaplandırılması gerekir.

Hangi kurumların belgeleri kabul edilecek?

Onay hangi kriterlere göre verilecek?

Eğitimin süresi mi, içeriği mi, eğitmeni mi esas alınacak?

Bir adayın belgesi kabul edilirken başka bir adayın belgesinin reddedilmesine ilişkin objektif kriterler önceden ilan edilmiş midir?

Akademik personel alımlarında adayların kaderini etkileyebilecek her kriterin önceden belirlenmiş, açık, ölçülebilir ve denetlenebilir olması gerekir.

ÜNİVERSİTELERİN "SERTİFİKA ÜRETEN" İLANLARINA DİKKAT!

Son yıllarda akademik ilanlarda giderek artan özel şartlar artık Yükseköğretim Kurulunun üzerinde durması gereken bir konu haline gelmiştir.

Bir akademik kadro için gerçekten gerekli olan lisans veya lisansüstü eğitim alanı, mesleki tecrübe ya da bilimsel uzmanlık şartının aranması anlaşılabilir.

Ancak üniversitelerin kendi eğitim merkezlerinin düzenlediği veya onayladığı belgelerin personel ilanlarına girmeye başlaması, gelecekte çok daha karmaşık bir sisteme kapı aralayabilir.

Akademik personel alımı bir sertifika yarışına dönüşmemelidir.

Adayın bilimsel ve mesleki yeterliliğinin önüne, her üniversitenin kendi oluşturduğu yeni belgeler konulmamalıdır.

YÖK ORTAK BİR ÇERÇEVE BELİRLEMELİ

Hacettepe Üniversitesinin öğretim kalitesini yükseltmeye yönelik yaklaşımı anlaşılabilir ve Eğiticilerin Eğitimi uygulamasının akademisyenler açısından faydalı olduğu da tartışmasızdır.

Ancak iyi bir amaç, personel alımında sınırsız özel şart üretmenin gerekçesi olmamalıdır.

YÖK'ün akademik personel ilanlarında hangi tür sertifika, eğitim ve belgelerin özel şart olarak aranabileceğine ilişkin daha açık bir çerçeve oluşturması gerekmektedir.

Eğiticilerin Eğitimi gerçekten bütün ders verecek öğretim görevlileri için gerekli görülüyorsa bunun yolu da bir üniversitenin ilanına özel şart eklemek değil, ülke genelinde uygulanacak ortak ve objektif bir standart belirlemek olmalıdır.

Aksi halde bugün "Eğiticilerin Eğitimi", yarın başka bir belge, ertesi gün başka bir üniversitenin kendi sertifikası...

Sonunda akademik kadrolara başvurmak için diploma, ALES ve yabancı dil puanından önce hangi üniversiteden hangi sertifikayı almamız gerektiğini takip ettiğimiz bir sistemle karşı karşıya kalabiliriz.

Üniversiteler akademisyen yetiştirmeli; akademik kadro ilanları sertifika toplama yarışına dönüştürülmemelidir.

Memurlar.Net