Kamu Denetçiliği Kurumu, geç bildirilen aile yardımında toplu sözleşmedeki üç aylık sınırın uygulanamayacağına üçüncü kez karar verdi
Somut olay: Eşi ücretsiz izinliyken aile yardımı alamadı
Aksu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir ortaokulda öğretmen olarak görev yapan başvuranın eşi, 15 Eylül 2025 - 15 Haziran 2026 tarihleri arasında ücretsiz izne ayrıldı. Eşin bu dönemde menfaat karşılığı çalışmaması, 657 sayılı Kanun'un 202. maddesi uyarınca öğretmenin eşi için aile yardımı almasının şartlarını oluşturuyordu. Ancak öğretmen, durumu eşinin izni bitip 15 Haziran 2026'da göreve dönmesinin ardından kurumuna bildirdi.
İdare, "durum değişikliklerinin bildirilmesi" yükümlülüğünün süresinde yerine getirilmediğini öne sürdü. Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun 2025/1 sayılı kararının 35. maddesine dayanarak geriye dönük yalnızca üç aylık dönemi değerlendirdi. Bu üç ayın Haziran kısmı da eşin göreve başlaması gerekçesiyle ödenmedi. Sonuçta öğretmene yalnızca Nisan ve Mayıs 2026 ayları için aile yardımı verildi. Eylül 2025 - Mart 2026 arası ile Haziran 2026'ya ilişkin talep ise mevzuata uygun görülmedi.
Tartışmalı hüküm: 2025/1 sayılı Hakem Kurulu Kararı
İdarelerin dayandığı 35. madde, eş ve çocuk durumundaki değişiklikleri sonradan bildiren personele, bildirimden önceki en fazla üç aylık dönem için aile yardımı verilmesini öngörüyor. Bu süre ayrıca 1 Ekim 2025 öncesine taşamıyor. Maddenin ilgili bölümü şöyle:
"Aile yardımından yararlanılabilecek eş ve çocuk durumunda meydana gelen değişiklikleri daha sonraki tarihlerde bildiren personele, ilgili mevzuat uyarınca aile yardımı ödeneği verilmesi koşullarının mevcut olması ve 01/10/2025 tarihinden öncesine taşmaması kaydıyla, anılan bildirime dayanılarak aile yardımı ödeneğinden yararlanabileceği tarihten önceki üç aya kadar olan dönem için de aile yardımı ödenekleri verilir."
İdareler bu hükmü, geç yapılan bildirimlerde ödemeyi otomatik olarak üç ayla sınırlayan bir kural olarak uyguluyor.
KDK: Kanunda bildirim süresi yok
Kurum, 657 sayılı Kanun'un 202, 203 ve 204. maddelerinde aile yardımına hangi şartlarla hak kazanılacağının, ne zaman ve nasıl ödeneceğinin açıkça düzenlendiğini hatırlattı. Buna karşın geriye dönük talep edilemeyeceğine ya da bildirimin belirli bir sürede yapılması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığını vurguladı. Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği'nde de böyle bir süre şartı yer almıyor. Kurum bu nedenle, hak sahiplerinin verdiği bildirimlere istinaden geriye dönük aile yardımı talep edilmesinin önünde engel bulunmadığı sonucuna ulaştı.
Kararda, toplu sözleşmelerin kamu görevlilerine mevcut haklarına ilave haklar kazandırmak amacı taşıdığına dikkat çekildi. 35. maddeyle memurlara yeni bir hak verilmekten çok, zaten sahip oldukları hakkın kısıtlandığı tespit edildi. Kurum, Danıştay 11. Dairesinin 13.06.2014 tarihli ve E.2013/3728, K.2014/4312 sayılı kararına atıf yaptı. Bu karara göre alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemler, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen biçimde daraltamaz veya kısıtlayamaz. Kurum buradan hareketle, Anayasa ve 657 sayılı Kanun'la tanınan mali hakların mevcut düzenleyici işlemlerle kısıtlanamayacağını belirtti.
Danıştay'ın 2024 tarihli kararı da gerekçede
KDK, önceki kararlarında da yer verdiği Sayıştay 2. Dairesinin 2010 tarihli ilamı ile Aksaray ve Manisa İdare Mahkemelerinin kararlarını bu kararda da andı. Gerekçeye ayrıca Danıştay 12. Dairesinin 07.02.2024 tarihli ve E:2023/7135, K:2024/401 sayılı kararı eklendi. Bu kararda, aile ve çocuk yardımı talebinin reddine ilişkin işlem iptal edilmiş ve ödenmeyen tutarların davacıya ödenmesine hükmedilmişti. Karar temyizde oy birliğiyle onanmıştı.
Kurum vardığı sonucu şöyle açıkladı:
"Başvuranın aile yardımı ödeneğine hak kazandığı tarihten itibaren bu ödenekten yararlanması gerektiği, bildirimin hangi tarihte verildiğinin kanundan doğan bu hakkı ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle başvurana hak kazanma tarihinden itibaren geriye dönük aile yardımı ödeneği verilmemesi işleminde hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır."
MEB'e "başvuru yollarını göster" uyarısı
Kararda iyi yönetim ilkeleri yönünden de bir tespit yapıldı. Kuruma göre Bakanlık, istenen bilgi ve belgeleri süresinde ve gerekçeli olarak gönderdi. Ancak başvurana verdiği cevapta, işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini belirtmedi. Bu nedenle "karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi" ilkesine uymadığı belirtilerek, Bakanlığın bu ilkeye uygun davranması önerildi.
Bakanlık 30 gün içinde bildirmek zorunda
Kamu Denetçisi Şerif Yılmaz'ın önerisi üzerine Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca imzasıyla verilen kararda başvuru kabul edildi. Başvurana geriye dönük aile yardımı ödenmesi yönünde Milli Eğitim Bakanlığına tavsiyede bulunuldu. 6328 sayılı Kanun uyarınca Bakanlık, karar üzerine tesis edeceği işlemi 30 gün içinde Kuruma bildirmek zorunda. İdare bu süre içinde herhangi bir işlem tesis etmezse dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek ve başvuranın yargı yoluna gitme hakkı saklı olacak.
Aynı yönde üçüncü karar
KDK daha önce, doğum nedeniyle ücretsiz izne ayrılan eşi için 3 aylık ödemeyle sınırlandırılan bir veteriner hekimin başvurusunda tavsiye kararı vermişti (KDK: Aile Yardımı Bildiriminde zaman aşımı ve süre sınırı yok). 14 Eylül 2026 tarihli kararında ise çocuk yardımı yıllarca maaşına yansıtılmayan bir şehir plancısını haklı bulmuştu (Ombudsmanlık, geriye dönük aile yardımı ödeneğinde '3 aylık sınır olmaz' dedi). MEB'e yönelik son kararla birlikte Kurumun, toplu sözleşmedeki üç aylık sınırın kanundan doğan hakkı kısıtlayamayacağı yönündeki yaklaşımı yerleşik hale gelmiş görünüyor.