Azerbaycan Başsavcılığı, Türkiye'de yaşayan 7 kişi hakkında uluslararası arama
kararı çıkarıldığını 19 Ekim 2026 tarihinde duyurdu. Başsavcılık açıklamasına
göre isimler, Azerbaycan'da anayasal düzenin zorla değiştirilmesine yönelik
açık çağrılar ve dini gerekçelerle nefret ve düşmanlığın kışkırtılmasına ilişkin
ceza davası kapsamında suçlanıyor. Bakü Binagadi Bölge Mahkemesi 7 kişi hakkında
gıyabi tutuklama kararı verdi ve isimler uluslararası aranan listesine alındı.
Haklarında arama kararı çıkarılan 7 kişi kim?
Azerbaycan Başsavcılığının açıkladığı listede ilk sırada 1961 doğumlu, Haksöz
dergisi ve Haksöz Haber sitesinde yazar olarak bulunan Rıdvan Kaya yer aldı.
Listede ayrıca Abdullah İmamoğlu adıyla da tanınan, Köklü Değişim'de yazan ve
Değişim TV'de program sunan 1981 doğumlu Zekeriya Ceran ile Analiz Merkezi sitesinin
kurucusu ve "Fatih Tezcan'la Analiz Merkezi" programının sahibi 1976
doğumlu Fatih Tezcan bulunuyor.
Diğer isimler ise Ahmet Şanlı Hukuk Bürosunun başındaki 1971 doğumlu Ahmet Şanlı,
araştırmacı olarak tanımlanan 1971 doğumlu Fahrettin Taşkaya Saral, kendi adıyla
Facebook hesabı bulunan 1975 doğumlu Abdurrahman Tumer ile moderatör ve sporcu
olarak tanımlanan Alparslan Tanrıkulu oldu.
Hangi suçlamalarla aranıyorlar?
Azerbaycan Başsavcısı, 16 Ekim 2026'da Ceza Kanunu'nun 281.2, 283.2.1 ve 167-3.1
maddeleri kapsamında ceza davası başlattı ve ön soruşturmayı Başsavcılık Soruşturma
Dairesine verdi. 7 kişi 19 Ekim 2026'da bu maddeler uyarınca resmen suçlandı.
Söz konusu maddeler; iktidarın zorla ele geçirilmesine yönelik açık çağrıların
tekrarlanması, dini radikalizm ve fanatizm temelinde şiddet yoluyla dini nefretin
kışkırtılması ile dini aşırılık faaliyetine çağıran materyallerin hazırlanması,
saklanması ve yayılması suçlarını kapsıyor.
Başsavcılığa göre isimler, 25 Eylül ile 18 Ekim arasında X, Facebook, Instagram,
YouTube ve TikTok gibi platformlarda bu nitelikte açıklamalar yaptı ve geniş
kitlelere ulaşan içerikleri yaydı. Açıklamada, söz konusu paylaşımların bireylerin
dini görüşlerini ifade etmekle ya da devlet kurumlarını eleştirmekle sınırlı
kalmadığı, şiddet çağrısı ve anayasal düzenin hukuka aykırı biçimde değiştirilmesi
unsurları taşıdığı ileri sürüldü.
Suçlamaların arkasında hangi protestolar var?
Kararın arka planında, Azerbaycan'da okullarda başörtüsünü kısıtlayan düzenlemeye
karşı Türkiye'de düzenlenen eylemler bulunuyor. Azerbaycan'da okullarda başörtüsünü
dolaylı yoldan yasaklayan yeni kıyafet yönetmeliği öğrenci ve öğretmenlerin
tepkisine yol açtı, protestolarda 37 kişi gözaltına alındı.
3 Ekim'de İstanbul'daki Azerbaycan Başkonsolosluğu önünde Özgür Düşünce ve Eğitim
Hakları Derneğinin (Özgür-Der) çağrısıyla toplanan bir grup basın açıklaması
yaptı. Azerbaycan Başsavcılığı, Rıdvan Kaya'nın bu eylemde iktidarın zorla ele
geçirilmesine yönelik çağrılar yaptığını ve dini radikalizm içerikli konuşmalar
gerçekleştirdiğini öne sürdü. Başsavcılık, Kaya ve Ceran'ın 13 Ekim 2026'da
Ankara'daki Azerbaycan Büyükelçiliği önündeki eylemde de benzer çağrılarda bulunduğunu
iddia etti.
Tepkiler yalnızca İslami gruplarla sınırlı kalmadı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı
Oktay Saral da 13 Ekim'de sosyal medyadan, Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin
eğitim hakkının engellenmesinin kabul edilemez olduğunu açıkladı.
Türkiye bu kişileri iade edebilir mi?
Azerbaycan Başsavcılığı, dava kapsamında uluslararası hukuki yardım ve iş birliği
mekanizmalarının işletildiğini, Türkiye'nin yetkili makamlarıyla iş birliği
yapıldığını bildirdi.
Ancak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38. maddesi, Uluslararası Ceza Divanına
taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler dışında hiçbir vatandaşın suç sebebiyle
yabancı bir ülkeye verilemeyeceğini hükme bağlıyor. Bu nedenle haklarında karar
çıkarılan isimlerin Türk vatandaşı olması halinde Azerbaycan'a iadesi anayasal
olarak mümkün görünmüyor. Kararın, söz konusu kişilerin Türkiye dışına seyahatlerinde
ise hukuki risk doğurabileceği değerlendiriliyor.