Milli Eğitim Bakanı Çelik, Ankara'da Demirel'in desteği ile
başlayan yeni oluşum çabalarını ve eski Başbakan Mesut Yılmaz'ın siyasete dönme
girişimini "toplum mühendisliği" olarak değerlendirdi.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in desteğiyle başlayan yeni oluşum ve eski
Başbakan Mesut Yılmaz'ın siyaset sahnesine geri dönüşüyle ilgili AK Parti
cephesinden en sert tepkiyi Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik verdi: "Bunları
silindir gibi ezeriz." AK Parti'nin Antalya kampına gitmeden önce makamında
görüştüğümüz Milli Eğitim Bakanı, başörtüsü ve Kara Kuvvetleri Komutanı
Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığı dahil bir çok konudaki
sorularımızı şöyle yanıtladı:
* Mesut Yılmaz siyasete döneceği sinyalini verdi. Yavuz
Donat bir haftadır Süleyman Demirel'in desteklediği yeni oluşumu anlatıyor.
Sağda ve soldaki arayışlar partiyi zorlayan bir psikoloji yaratııyor mu?
Silindir gibi ezip geçeriz. Türkiye'de toplum mühendisliği ile başlayan hiçbir
proje bugüne kadar başarılı olamadı. AK Parti kurulurken de Tayyip Bey bana bu
partinin Milli Selamet ya da Refah'ın başka bir versiyonu değil, merkezde
ayakları geniş basan ve demokratik değerler platformunda siyaset yapan bir parti
olduğunu söylemişti. Ben de "Dini değerler zemininde değil, demokratik değerler
platformunda siyaset yapan bir partiyse sonuna kadar varım" demiştim. Bu söz
ettiğiniz oluşumlar, "devlet adına millet üzerinde" siyaset yapıyor. Ve devlet
partisi anlayışı hep halktan sille yemeye mahkum. CHP'yi 56 yıldır iktidardan
mahrum bırakan da bu. Bundan sonra da kendisine gelmesi mümkün değil.
* Peki Süleyman Demirel'in popülaritesini arkasına alan bir hareketin şansı var
mı? Ben 1977'de Adalet Partisi gençlik kollarından siyasete girdim. Bütün ailem
AP'li. Sonra DYP'de siyaset yaptım. Baba, bizim de babamız ama artık Baba'nın
başlatacağı hareketten bir şey olmaz. Yavuz (Donat) Bey'in anlattığı meseleye
dönersek... Demirel bir taraftan gelecek, Baykal diğer taraftan, AKP'ye karşı
bir cephe oluşturulacak. Bir kere bakın, halk bundan hiç hoşlanmaz. Halk
kendisinin bir kere böyle bir cephe oluşması halinde tepki verir. Halkı
aşağılayarak bu hareketi pompalamak, sizin seçtikleriniz doğru değil, biz sizden
daha iyi biliriz, demek. 28 Şubat'ın peşine takılıp giden siyasi partiler bunun
için azledilmiştir.
* Ancak burada AK Parti'nin cumhuriyet değerlerini tehlikeye attığı şeklinde
halk nezdinde daha güçlü yankı bulabilecek bir iddia var. Bu bir toplum
mühendisliğidir. Bunu "Cumhuriyete sahip çıkma" zemininde yapıyorlar. Bizim
programımız da cumhuriyete sahip çıkıyor. Bizi cumhuriyet karşıtı gibi göstermek
ayıp .
* Yani seçmenin "cumhuriyet kazanımları" yerine "seçilmişlerin yönetme hakkı"
argümanına itibar edeceğini düşünüyorsunuz? Eminim. En azından AKP'nin tabanı
açısından eminim. Türkiye'de geniş kitleler cumhuriyeti benimsemiştir. Ama
Cumhuriyet tek başına bize yetmez. Çeşit çeşit cumhuriyet var. Eğer bu
cumhuriyet demokratik bir cumhuriyet olmazsa bunun diğer rejimlerden farkı
olmaz.
* Ama kamuoyundaki genel kanı, hükümetin artık daha fazla "bizler ve onlar"
psikolojisinde olduğu, "merkezi kucaklama" gayretlerinin azaldığı yönünde. Bize
yöneltilen eleştiri "gerginlik yaratıyorsunuz" Gerginlik yapıyorsunuz diyenler
evini ateşe verip sonra 'yangın var ey ahali' diye bağıranlar.
* Peki örneğin türban ya da imam hatipler Türkiye gündeminden düşmüşken, 23
Nisan'da 21 yaşındaki imam hatiplinin Meclis Başkanlığı koltuğuna oturtulması ya
da Meclis Başkanı'nın "lakliği yeniden yorumlayalım" konuşmalarını nasıl
açıklıyorsunuz? 23 Nisan'daki meclisimiz çocuk meclisi değil, öğrenci meclisi.
81 ilden gelen öğrenciler kendi aralarında seçim yapmış. Bırakın öğrenci kendi fikirini söylesin. Bu durumu 'Bülent Arınç yazmış eline vermiş' şekilde eğer değerlendirirseniz çok yazık olur.
aslı aydıntaşbaş/sabah