Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (TEÇ-SEN) Genel Başkanı Ümit Demirel, Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi için "3Y formülü" olarak nitelendirdiği yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele yaklaşımının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Demirel: "Bir ülkede çalışan insan ay sonunu getiremiyorsa, orada sorun yalnızca ücret politikası değil, adalet sorunudur."
Demirel, Türkiye'nin gelecek vizyonunun yoksullukla, yolsuzlukla ve yasaklarla mücadele temelinde şekillenmesi gerektiğini belirterek, bu üç başlığın birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
Ekonomik sorunların yalnızca fiyat artışları veya ücretlerdeki kayıpla açıklanamayacağını savunan Demirel, enflasyon, kur artışı, kira ve gıda fiyatları ile düşük ücretlerin sosyal hayatı da etkilediğini kaydetti.
"Yoksulluk artık çalışanların da sorunu"
Demirel, "3Y formülü"nün ilk ayağını yoksullukla mücadelenin oluşturduğunu belirterek, yoksulluğun yalnızca gelir yetersizliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye'de yoksulluğun işsizlerle sınırlı olmadığını, çalışanların da geçim sıkıntısı yaşadığını öne süren Demirel, "Bir ülkede çalışan insan ay sonunu getiremiyorsa, orada sorun yalnızca ücret politikası değil; adalet sorunudur." değerlendirmesinde bulundu.
Kamu ve eğitim çalışanları, emekliler, asgari ücretliler, taşeron işçiler, küçük esnaf ve çiftçilerin geçim sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirten Demirel, özellikle gıda ve barınma giderlerinin dar gelirliler üzerindeki baskıyı artırdığını savundu.
Yoksullukla mücadelenin yalnızca ücret artışlarıyla sınırlı tutulmaması gerektiğini ifade eden Demirel, gıda güvenliği, kira politikaları, sosyal konut, tarımsal üretim, vergi adaleti ve sosyal desteklerin birlikte ele alınması gerektiğini bildirdi.
"Kamu kaynakları israfa değil, insana ayrılmalı"
"3Y formülü"nün ikinci ayağının yolsuzlukla mücadele olduğunu aktaran Demirel, kamu kaynaklarının adil ve şeffaf kullanılmasının toplumsal güven açısından önem taşıdığını belirtti.
Yolsuzlukla mücadelenin yalnızca hukuki değil, ekonomik açıdan da ele alınması gerektiğini kaydeden Demirel, yolsuzluk algısı ve kurumsal güven kaybının yatırım ortamından kamu kaynaklarının kullanımına kadar birçok alanı olumsuz etkilediğini savundu.
Vergi sisteminde adaletin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Demirel, kamu kaynaklarının eğitim çalışanlarının koşullarının iyileştirilmesi, okulların fiziki altyapısının güçlendirilmesi, çocuk yoksulluğunun azaltılması, tarım ve üretimin desteklenmesi, gençlerin istihdamı, sosyal konut projeleri ve depreme dayanıklı kentlerin oluşturulması gibi alanlara yönlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
"Özgürlük olmadan gelecek kurulmaz"
Demirel, formülün üçüncü ayağını ise yasaklarla mücadelenin oluşturduğunu belirtti.
Ekonomik ve sosyal kalkınmanın özgürlük ortamından bağımsız düşünülemeyeceğini savunan Demirel, ifade, örgütlenme, eleştiri ve hak arama imkanlarının genişletilmesinin önemine dikkati çekti.
Yasakçı anlayışın üniversitelerde özgür düşünceyi, kamu çalışanlarının hak arama mücadelesini, sendikal örgütlenmeyi ve gençlerin yaratıcılığını olumsuz etkilediğini ileri süren Demirel, Türkiye'nin düşünen, üreten ve sorumluluk alan bireylere ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Eğitim çalışanlarının sorunlarına dikkati çekti
Eğitim sisteminin yalnızca öğretmenlerden oluşmadığını vurgulayan Demirel, idari hizmetlerden temizlik ve güvenliğe, memurlardan teknik personele kadar çok sayıda çalışanın eğitim hizmetlerinin sürdürülmesinde görev aldığını belirtti.
Demirel, "Eğitim çalışanını görmeyen bir sistem, eğitimin bütününü eksik görür." ifadesini kullandı.
Eğitim çalışanlarının ücret, görev tanımı, tayin, görevde yükselme, mobbing, liyakat ve sosyal haklara ilişkin sorunlarının eğitim hizmetinin kalitesini de etkilediğini savunan Demirel, kamuda liyakat ilkesinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Gelecek vizyonu için "üretim, adalet ve özgürlük" vurgusu
Türkiye'nin gelecek vizyonunun "üretim, adalet ve özgürlük" olmak üzere üç temel sütun üzerine kurulması gerektiğini ifade eden Demirel, tarım, sanayi, KOBİ'ler, yüksek teknoloji, eğitim, mesleki eğitim ve enerji bağımsızlığının üretim ekonomisi kapsamında birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Demirel, "3Y formülü"nün yalnızca siyaset kurumuna değil, sendikalara, meslek örgütlerine, kamu çalışanlarına, gençlere, emeklilere, çiftçilere, esnafa ve toplumun tüm kesimlerine yönelik bir çağrı olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel değişimi için yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadelenin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirten Demirel, insanı merkeze alan, emeği koruyan, kamu kaynaklarını adaletli kullanan ve özgürlük alanlarını genişleten bir kalkınma anlayışına ihtiyaç olduğunu kaydetti.