Devlet Memurları Sendikası (DMS) Genel Başkanı Tuncay Cengiz, TÜRK-İŞ'in Ekim 2026 dönemine ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı verilerini değerlendirerek, kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi çağrısında bulundu.
Cengiz, yaptığı yazılı açıklamada, artan hayat pahalılığının çalışanların geçim koşullarını zorlaştırdığını belirterek, maaşların temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını savundu.
Türkiye'de ekonomik sıkıntıların günlük yaşamda daha fazla hissedildiğini ifade eden Cengiz, "Memura ay sonunu getirmesini söylüyorlar ama verilen maaşla ayın kendisi bile geçmiyor." değerlendirmesinde bulundu.
"Dört kişilik ailenin açlık sınırı 38 bin lirayı aştı"
TÜRK-İŞ verilerine dikkati çeken Cengiz, ekim ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 38 bin 24 liraya, yoksulluk sınırının ise 123 bin 856 liraya yükseldiğini bildirdi.
Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyetinin 49 bin 124 liraya ulaştığını aktaran Cengiz, mutfak enflasyonunun aylık yüzde 0,59, son 12 aylık dönemde yüzde 33,83 ve yıllık ortalamada yüzde 39,26 olarak gerçekleştiğini kaydetti.
Açlık sınırının yalnızca gıda harcamalarını kapsadığını vurgulayan Cengiz, kira, ulaşım, eğitim ve faturalar gibi zorunlu giderlerin bu tutara dahil olmadığını hatırlattı.
Cengiz, çalışanların temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Bugün bir aile için geçim hesabı yapmak, adeta sonu gelmeyen bir matematik sınavına dönüşmüştür. Maaş toplanıyor, faturalar çıkarılıyor, kira hesaplanıyor, mutfak masrafı ekleniyor; sonuç değişmiyor. Daha ayın ortasında hesap makinesi de vatandaş da yoruluyor."
"Memurdan sürekli tasarruf beklemek çözüm değil"
Geçim sıkıntısının yalnızca tasarruf tedbirleriyle çözülemeyeceğini ifade eden Cengiz, çalışanların zorunlu harcamalarını daha fazla kısmasının mümkün olmadığını belirtti.
Kamu çalışanlarının kira, gıda, ulaşım ve fatura giderleri karşısında zorlandığına işaret eden Cengiz, "Kira, mutfak, ulaşım ve faturalar karşısında zorlanan memura sürekli kemer sıkmasını söylemek, sorunun bütün yükünü çalışanın omuzlarına bırakmaktır." ifadelerini kullandı.
Çalışanların gelirleriyle ailelerini geçindirebilmesi ve geleceğe yönelik plan yapabilmesi gerektiğini vurgulayan Cengiz, ücret politikalarının gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak oluşturulmasını istedi.
"Seyyanen zam emekliliğe yansıtılmalı"
Kamu çalışanlarının alım gücünü koruyacak kalıcı ücret politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Cengiz, maaş artışlarında enflasyonun yanı sıra gerçek yaşam maliyetlerinin de esas alınması çağrısında bulundu.
Seyyanen zammın emekliliğe yansıtılmasını isteyen Cengiz, çalışanların emeklilik dönemindeki gelir güvencesinin güçlendirilmesi ve kamu personelinin ekonomik ve sosyal haklarını geliştirecek düzenlemelerin gecikmeden yapılması gerektiğini kaydetti.
Cengiz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bizim meselemiz yalnızca maaşın kaç lira olduğu değil, o maaşla nasıl bir hayat yaşanabildiğidir. Memur, emeğinin karşılığını almak, ailesini geçindirmek ve geleceğinden endişe duymadan yaşamak istiyor. Unutulmasın; memurun sofrasında huzur, evinde güven, geleceğinde umut olmalıdır. Maaşlar yalnızca hayatta kalmaya değil, insanca yaşamaya yetmelidir."