Sayıştayın Etimesgut Belediyesine ilişkin denetim raporunun 26'ncı
bulgusunda, belediye bünyesindeki bütçe içi işletmenin mali müşavirlik
hizmet alımı incelendi.
Denetim sonucunda, mali müşavirlik hizmetinin doğrudan temin yöntemiyle bir
şirketten satın alındığı, bu şirketin yönetiminde ise belediye meclis üyesi
olarak görev yapan bir kişinin bulunduğu belirlendi.
11 Aralık 2023 tarihli ve 10976 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlarına
göre söz konusu belediye meclis üyesinin, şirketin 8 Aralık 2026 tarihine
kadar yönetim kurulu üyesi ve münferiden temsile yetkili olduğu, ayrıca
bir yıllığına yönetim kurulu başkanlığına seçildiği tespit edildi.
BELEDİYE KANUNU MECLİS ÜYELERİNE AÇIK YASAK GETİRİYOR
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 28'inci maddesinde, belediye başkanları ve
belediye meclis üyelerinin belediyeleriyle ticari taahhüt ilişkisine girmelerine
yönelik açık bir sınırlama bulunuyor.
Kanuna göre belediye başkanları görev süreleri boyunca ve görevlerinin sona
ermesinden itibaren iki yıl, belediye meclis üyeleri ise görev süreleri boyunca
ve görevlerinin sona ermesinden itibaren bir yıl süreyle belediye ve bağlı kuruluşlarına
karşı doğrudan veya dolaylı olarak taahhüde giremiyor; komisyonculuk ve temsilcilik
yapamıyor.
Bu düzenlemeyle belediyelerde karar alma yetkisine sahip kişilerin, görev yaptıkları
belediyelerle ticari ilişkilerinden kaynaklanabilecek çıkar çatışmalarının önlenmesi
amaçlanıyor.
BELEDİYE: HİZMET ALIMINDA KAMU YARARINA AYKIRI BİR DURUM YOK
Sayıştayın tespitine karşılık Etimesgut Belediyesi tarafından yapılan açıklamada,
mali müşavirlik hizmet alımının doğrudan temin yöntemiyle, piyasa koşulları
dikkate alınarak gerçekleştirildiği belirtildi. Belediye, alım sürecinde rekabete,
eşit muameleye veya kamu yararına aykırı bir durum bulunmadığını savundu. Ayrıca
belediye meclis üyesinin şirket yönetiminde bulunmasının tek başına şirket adına
taahhütte bulunduğu anlamına gelmeyeceği, sözleşmenin şirket tüzel kişiliği
adına yetkili temsilci tarafından üstlenildiği ifade edildi.
Belediye, benzer tereddütlerin oluşmaması için bundan sonraki hizmet alımlarında
şirketlerin yönetim ve ortaklık yapılarını daha hassas biçimde değerlendireceğini
de bildirdi.
SAYIŞTAY BELEDİYENİN SAVUNMASINI YETERLİ BULMADI
Sayıştay ise belediyenin açıklamasına rağmen ticaret sicili kayıtlarındaki
önemli bir hususa dikkat çekti. Denetim raporunda, ilgili belediye meclis üyesinin
yalnızca şirketin yönetim kurulu üyesi olmadığı, aynı zamanda şirketi münferiden
temsile yetkili olduğunun ticaret sicili kayıtlarından açıkça anlaşıldığı
vurgulandı.
Dolayısıyla belediyenin, meclis üyesinin şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı
yönündeki savunması Sayıştay tarafından kabul edilmedi.
Raporda sonuç olarak, belediye meclis üyelerinin 5393 sayılı Kanun'da öngörülen
süreler dolmadan belediye ve bağlı kuruluşlarına karşı doğrudan veya dolaylı
olarak taahhüde girmemeleri gerektiği belirtildi.