Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirilen Türkiye Yüzyılı Perspektifinde Aile ve Nüfus Politikaları II: Yaşlı Bakım Modelleri Çalıştayı'na katıldı. Yılmaz, Türkiye'de demografik yapının önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini, yaşlı nüfustun toplam nüfus içindeki oranının her geçen yıl arttığını aktararak, "2000 yılında bu oran yüzde 5,7. 2023 yılında ise 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 10'u aştı. Bu da uluslararası bir ölçüt. Bir toplumda 65 yaş üstü nüfus toplam nüfusun yüzde 10'unu aşıyorsa artık o topluma yaşlı bir toplum deniyor. Dolayısıyla Türkiye ilk defa 2023 yılında bu eşiği aşmış oldu. Projeksiyonlara baktığımızda gelecekte bunun daha da artacağını görüyoruz. 2025 yılında bu oran 11,1'e yükselmiş durumda. 2020 yılında 7 milyon 954 bin kişi 65 yaş üstündeyken, 2025 yılında bu sayı 9 milyon 583 bin kişiye ulaşmış durumda" diye konuştu.
TÜİK nüfus projeksiyonlarına göre demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam etmesi halinde gelecek dönemde yaşlı nüfusunun daha da artacağına dikkati çeken Yılmaz, mevcut eğilimlerin devam ettiği taktirde 2030 yılında yaşlı nüfus oranının 13,5'e, 2040 yılında 17,9'a, 2060'da yüzde 20'ye, 2080'de 33,4'e ve 2100 yılında 33,6'ya yükseleceğini öngördüklerini söyledi.
"Aşağı yukarı 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız"
Nüfusun yaşlanmasıyla ilgili önemli göstergelerden bir tanesinin de ortanca yaş olduğunu dile getiren Yılmaz, 2000 yılında 24,8 olan ortanca yaşın 2025 yılında ise 34,9'a çıktığını söyleyerek, "25 yılda nüfusumuz 10 yıl yaşlanmış. Aşağı yukarı 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız. Bu hızlı bir yaşlanma ve bunun altını çizmemiz lazım. TÜİK tahminlerine göre mevcut eğilim devam ederse 2030 yılında bu ortalama 37,1'e, 2040 yılında 41,4'e, 2060 yılında 48'e, 2080 yılında 51,5' ve 2100 yılında 52,2'ye ulaşacak" ifadelerini kullandı.
"Yaklaşık 1 milyon 800 bin yaşlı tek başına yaşıyor"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, TÜİK verilerine göre yaşlıların önemli bir bölümünün ya tek başına ya da sadece eşiyle yaşadığına dikkati çekerek, "En az bir yaşlı fert bulunan yaklaşık 7 milyon 46 bin hanemiz var. Yaklaşık 1 milyon 800 bini tek başına yaşayan yaşlılar. Özellikle tek başına yaşayan yaşlı sayısındaki artış, yerinde yaşlanma yaklaşımını çok önemli hale getirmekte; evde ve toplum temelli bakım hizmetlerinin güçlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bizim yaşlılığa bakışımız farklı. Biz yaşlıları hiçbir zaman bir yük olarak görmüyoruz. Toplumumuz için bir varlık olarak görüyoruz ve gelecek nesiller için yaşlılarımız bir birikimi temsil ediyor" açıklamasında bulundu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile TÜİK'in Türkiye'nin yaşlı profiline yönelik gerçekleştirdiği saha araştırmasına da değinen Yılmaz, "Burada bireylerimizin yaşam koşullarına, bakım ihtiyaçlarına ve sosyal hayata katılımlarına ilişkin kapsamlı veriler elde edildi. İleri yaş döneminde yaşam tercihleri 65 yaş ve daha yukarı yaştakiler için incelendiğinde; bu kişilerin yaklaşık yüzde 52'si evde bakım hizmeti görmek istiyor. Yaklaşık yüzde 30'u da oğlunun, kızının yanında kalmak istiyor. Sadece yüzde 5,1'i huzurevine gitmek istiyor. Yaşlı nüfusumuzun tercihini esas alacaksak tercih çok net, huzurevi son çare" diye konuştu.
"Kamu ve özel sektör dahil yaklaşık 30 bin yaşlı vatandaşımıza kurumsal hizmet sunulmaktadır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2019 yılını 'Yaşlılar Yılı' ilan etmesiyle beraber yaşlılık politikalarına yönelik çalışmaların kapsamlı bir dönüşün sürecine girdiğini söyleyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:
"Aynı dönemde gerçekleştirilen I. Yaşlılık Şürası ile birlikte yaşlılık meselesi; bakım hizmetlerinden aktif yaşlanmaya, sosyal destek mekanizmalarından yaşlı haklarına kadar geniş bir çerçevede ele alınmaya başlanmıştır. 2025 yılının 'Aile Yılı', 2026-2035 döneminin ise 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' ilan edilmesiyle birlikte, yaşlılık politikaları da nüfus ve aile yapısı, demografik dönüşüm ve toplumsal dayanışma perspektifiyle gündemimizde ön sıralardadır. AK Parti Hükümetimizin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren yaşlılık politikaları farklı yaşlı gruplarının ihtiyaçlarını dikkate alan, hak temelli ve bütüncül bir yaklaşımla geliştirilmiş; hizmet modelleri çeşitlendirilerek yaygınlaştırılmıştır. Bu doğrultuda yaşlı bireylere yönelik yürütülen çalışmalar; yaşlılarımızın aileleriyle birlikte, kendi yaşam çevrelerinde ve aktif yaşlanma anlayışı doğrultusunda hayatlarını sürdürmelerini esas almaktadır. Kurumsal bakım hizmetleri alanında son yıllarda önemli kapasite artışları sağlanmış olup, bugün kamu ve özel sektör dahil yaklaşık 30 bin yaşlı vatandaşımıza kurumsal hizmet sunulmaktadır."
"2026 yılı itibarıyla 42 merkezde yaşlı bireylere hizmet sunulmaktadır"
Evde bakım yardımıyla 100 bini aşkın yaşlı bireye destek sağlandığını kaydeden Yılmaz, "Gündüzlü Bakım ve Aktif Yaşam Merkezleri aracılığıyla yaşlı vatandaşımızın sosyal hayata katılımını destekleyen çalışmalar yürütüyoruz. 2026 yılı itibarıyla 42 merkezde yaşlı bireylere hizmet sunulmaktadır. 2016 yılında başlatılan Yaşlı Destek Programı (YADES) kapsamında ise yerel yönetimlerin yaşlılara yönelik hizmet kapasitesi güçlendirilmiş; evde bakım, psiko-sosyal destek ve kültürel faaliyetler bütüncül bir yapıda sunulmuştur. Bu program kapsamında 105 milyon lirayı aşan finansman desteği yerel yönetimlere proje bazlı olarak sunulmuş, 123 proje uygulanmış ve yaklaşık 165 bin yaşlı vatandaşımız istifade etmiştir" dedi.