Öğrenci resmi ve ismiyle reklam yapan okullarla ilgili önemli karar
Anayasa Mahkemesi, özel okullara yanıltıcı reklam ve öğrenci fotoğrafı kullanımı nedeniyle verilen cezanın tekrarda 5 kat artırılmasını öngören hükmü, tekerrür için süre sınırı belirlenmemesi gerekçesiyle iptal etti.
Anayasa Mahkemesi, özel öğretim kurumlarının yanıltıcı reklam yapması ile reklam ve ilanlarda öğrenci resmi ya da bilgilerini kullanması fiillerini tekrar etmesi halinde idari para cezasının beş kat artırılarak uygulanmasını öngören hükmü Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. 26 Şubat 2026 tarihinde oyçokluğuyla alınan karar, 14 Mayıs 2026 tarihli ve 33253 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı.
İptal kararı, yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girecek. Bu süre zarfında yasal boşluğun giderilmesi için yasama organının düzenleme yapması bekleniyor.
Dava nasıl açıldı?
Dava, milletvekillerinin değil, iki mahkemenin itiraz başvurusuyla Anayasa Mahkemesi önüne taşındı: Kırıkkale 1. Sulh Ceza Hakimliği ve Sandıklı Sulh Ceza Hakimliği, görülmekte olan davalarda uygulanacak hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak iptal talebinde bulundu. Her iki başvuru birleştirildi ve esas inceleme tek dosya üzerinden yürütüldü.
Öğrenci resmi veya ismiyle reklam yapmak yasaktı, tekrarı halinde 5 kat idari para cezası vardı
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 7. maddesi; Bakanlıkça onaylı yerleşim planında izinsiz değişiklik yapılması, gerçeğe aykırı veya yanıltıcı reklam ya da ilan verilmesi ile reklam ve ilanlarda öğrenci resmi ya da bilgilerinin kullanılması, haftalık ders çizelgelerinin Bakanlık izni alınmadan uygulanması, kanuna aykırı personel çalıştırılması ve kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan yönetmelik ile yönergelere aykırı fiillerde bulunulması gibi hallerde brüt asgari ücretin beş katı oranında idari para cezası öngörmektedir. Söz konusu hüküm bu fiillerin tekrarı halinde ceza miktarının beş kat artırılarak uygulanmasını da düzenlemekteydi.
Mahkeme neden iptal kararı verdi?
Anayasa Mahkemesi, tekerrür hükmünün içerik ve amaç itibarıyla anayasal açıdan meşru bir temele dayandığını kabul etti. Özel öğretim kurumlarının belirlenmiş kurallar çerçevesinde faaliyet göstermesini sağlamaya yönelik kademeli bir cezalandırma sisteminin etkili bir denetim aracı olduğunu da teyit etti.
Ancak Mahkeme, belirleyici bir eksikliği tespit etti: Kanun, ağırlaştırılmış cezaya konu olabilecek tekrar fiilleri arasında herhangi bir zaman sınırı öngörmemektedir. Bu durum, aynı fiilin kaç yıl öncesinde işlenmiş olursa olsun tekerrüre esas alınabilmesi sonucunu doğurmakta; dolayısıyla özel okullara çalışma süreleri boyunca sürekli ağırlaştırılmış ceza tehdidi altında kalmak gibi orantısız bir külfet yüklenmektedir.
Mahkeme, tekerrür için yasal süre sınırı belirlememenin, hukuk devletinin temel unsurlarından olan belirlilik ilkesiyle ve suçta cezada kanunilik ilkesini düzenleyen Anayasa'nın 38. maddesiyle bağdaşmadığına hükmederek ilgili hükmü iptal etti.
İptal yalnızca (b) ve (d) bentleriyle sınırlı
Mahkeme, itiraz başvurularının yalnızca fıkranın (b) ve (d) bentleri yönünden yapıldığını, diğer bentlerin ise bakılmakta olan davalarda uygulanma imkanı bulunmadığını tespit ederek incelemeyi bu iki bentle sınırlı tuttu. Buna göre iptal kararı; yanıltıcı reklam yapılması ile öğrenci resmi veya bilgilerinin izinsiz kullanılması fiillerinin tekrarı halinde uygulanacak beş kat artırım ile yönetmeliğe aykırı fiillerin tekrarına ilişkin bölümleri kapsamaktadır.
Öğrenci ismi veya resmiyle reklam yapan okula ne kadar ceza veriliyor?
5580 sayılı Kanun kapsamında özel öğretim kurumlarına uygulanan idari para cezaları brüt asgari ücretin 5 katı üzerinden hesaplanmaktadır. 2026 yılı brüt asgari ücretinin 33.030 TL olduğu göz önüne alındığında, yanıltıcı reklam yapılması ile öğrenci resmi veya bilgilerinin izinsiz kullanılması gibi fiillerde ilk ihlal için 165.150 TL idari para cezası uygulanmaktadır. İptal edilen hüküm kapsamında bu fiilin tekrarı halinde ise ceza beş kat artırılarak 825.750 TL'ye kadar çıkabiliyordu.
Karşıoy yazısında ne dendi?
Üyeler Muhterem İnce ve Ömer Çınar karşıoy yazdı. Karşıoyda, tekerrür için yasal süre öngörülmesinin Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerinin bir gereği olmadığı savunuldu. Karşıoy yazısına göre, cezanın türü ve miktarının kanunla belirlenmiş olması yeterli olup tekerrüre esas fiiller arasındaki sürenin belirlenmesi kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
Üye Yusuf Şevki Hakyemez ise ek gerekçeyle çoğunluk görüşüne katıldı; ancak (d) bendi kapsamındaki yönetmeliğe aykırılık fiilinin, kabahat tanımının doğrudan yönetmeliğe bırakılması nedeniyle ayrıca suçta ve cezada kanunilik ilkesi bakımından da Anayasa'ya aykırı olduğunu vurguladı.