Türkiye Gazetesi'nden Yeşim Eraslan'ın haberine göre; Ankara'nın pozisyonuna vurgu yapan kaynaklar, Türkiye'nin savaşın tarafı olmadığını ve çatışmanın içine çekilmemek için ihtiyatlı davrandığına işaret etti. Kaynaklar, Türkiye'nin bölgede yeni gerilim hatları oluşmaması için sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini ve bütün taraflara bu durumu ilettiğini ifade ederek, İran'a söz konusu saldırılarla ilgili sorumluların derhal tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması konusunda net mesajlar iletildiğini belirtti.
Türkiye'nin ihtiyatlı tavrının sınırsız ve tolerans anlamına gelmemesi gerektiğinin altını çizen kaynaklar, "Türkiye milli güvenliğini sağlamak için gerekli caydırıcı güce sahiptir ve yeri geldiğinde kendi belirlediği şekilde yaptırım niteliğindeki tedbirlerini almaktan çekinmeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.
TUZAKTAN UZAK DURUN
Güvenlik kaynakları, füzelerin NATO hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirilmesinin, Türkiye'nin hava sahasının korunması ve müttefik koordinasyonunun etkinliği açısından kritik bir örnek teşkil ettiğini kaydederek, şu tespitlerde bulundu:
Türkiye, bu süreçte güvenlik tedbirlerini en üst düzeyde sürdürürken aynı zamanda gerilimin daha da tırmanmaması için diplomasi kanallarını da aktif biçimde işletmeyi sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yürüttüğü yoğun lider diplomasisi, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve çatışmaların daha geniş bir coğrafyaya yayılmasının önlenmesi açısından belirleyici rol oynamakta. Türkiye, güvenliğini sağlarken aynı zamanda barışın anahtarını diplomasi ve diyalogda görmeyi sürdürecek. Mezhepçilik tuzağına karşı dikkat edilmesi önemli. Bölgede yaşanan gerilimlerin iç kamuoyunda ve özellikle sosyal medyada mezhep temelli bir tartışmaya dönüştürülmesi, Türkiye'nin huzuruna ve bölgesel istikrarına zarar verebilecek tehlikeli bir tuzak. Türkiye, dış politikada olduğu gibi kamuoyunda yürütülen tartışmalarda da mezhepçi söylemlerden uzak durulması gerektiğini vurgulamakta. Bu nedenle kamuoyunda yapılan değerlendirmelerde sorumlu ve birleştirici bir dilin benimsenmesi büyük önem taşımaktadır.