Orta Doğu'yu ateş çemberine çeviren savaşta geçici ateşkes kararı sonrası dikkatler küresel piyasalara çevrildi. Savaşın başlamasıyla küresel piyasalarda gübre, tarım, gıda ve enerji fiyatlarında ciddi yükseliş kaydedilirken fiyatların kısa vadede değişmeyeceği öngörülüyor.
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yener Ataseven tarımın tüm sektörlerin temelinde olduğunu, savaşın sadece askeri değil aynı zamanda gıda ve enerji boyutuyla da kritik etkiler yarattığını belirtti. Hürmüz Boğazı'nın küresel petrol ve ticaret için hayati önemde olduğunu ifade eden Ataseven, bölgenin İran'ın kontrolünde olmasının savaşın seyrini ve ekonomik etkilerini belirleyen ana unsur olduğunu söyledi.
Ataseven, doğal gaz ham maddesini alarak bunu amonyum ve diamonyum fosfat (DAP) gübresine çeviren ülkelerde gübre üretim miktarlarının azaldığını, bu durumun fiyatların yükselmesine yol açtığını anlattı. Sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 20'sinin Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğine işaret eden Ataseven, doğal gazın ham madde olarak kullanıldığı gübre ve üre üretiminin bölgedeki gerilimden olumsuz etkilendiğini kaydetti.
Gübre fiyatlarında belirgin artış
Ataseven, fiyatlardaki yükselişin Türkiye'ye etkilerini şöyle anlattı:
"Türkiye'de tarımsal üretimde çok fazla kullanılan üç gübre var. Bir tanesi üre, tonu 28 Şubat'ta 26 bin liraydı, şu anda 28 bin lira yani 40 gün içerisinde 1 tonluk maliyet çiftçiye 2 bin lira oldu. DAP gübresi tarımsal üretimde çok önemli tonu 28 Şubat'ta 34 bin lira iken yüzde 9 arttı ve şu an 37 bin liraya geldi. Yine kompoze gübrenin tonu 24 bin liradan 25 bin liraya geldi. Türkiye'de gübre fiyatında yaklaşık yüzde 10 artış oldu. Bu fiyat artışları sadece Türkiye'de değil, bu gübreleri kullanan ve üreticisi olmayan tıpkı Türkiye gibi birçok ülkede yaşandı.
Gübre fiyatlarının artması, çiftçilerin gübre kullanım miktarını azaltmasına ve belki de hiç kullanamamasına yol açabilir. Gübrenin az kullanılması, tarımsal üretimin ve verimin azalmasına, fiyatların yükselmesine, gıda enflasyonuna ve neticede genel enflasyona yansıyor. Savaş sadece bu üç ülkeyi değil, yakınındaki coğrafyada yer alan Türkiye gibi birçok ülkeyi yakından ilgilendiriyor."
Ataseven, bahar döneminde mısır, ayçiçeği, patates gibi tarla ürünleri ile sebzelerin ekimi ve gübrelenmesinde yaşanacak aksaklıkların üretimi ve tarıma dayalı sanayiyi doğrudan etkileyebileceğinin altını çizerek, yem bitkilerindeki sorunların da hayvancılık maliyetlerini artırarak, hasat dönemine kadar uzanan süreçte gıda ve genel enflasyonun yükselmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.
Hürmüz Boğazı kritik öneme sahip
Gıda fiyatlarındaki hızlı yükselişin aynı hızda düşmeyebileceğini ifade eden Ataseven göre, Brent petrol fiyatlarındaki düşüş de kısa vadede gübre ve gıda fiyatlarına aynı hızda yansımayacak. Sürecin seyrini ise Hürmüz Boğazı'ndaki durum belirleyecek. Bu nedenle fiyatlarda kalıcı bir düşüş kısa vadede zor görünürken, yalnızca sınırlı indirimler mümkün olabilir.
Zararın giderilmesi maliyetli olacak
Ataseven, savaşın sonlanması halinde Lübnan, İsrail ve İran gibi bölge ülkelerdeki savaş zararlarının giderilmesi için ciddi oranda para harcanacağını hatırlatarak, tarım sektörüne harcanması gereken bütçenin farklı noktalara kaymasının da tarım ürünleri fiyatlarının kısa vadede düşmesini etkileyebileceğini söyledi.
Savaşın kilit noktasının Hürmüz Boğazı olduğu bilgisini veren Ataseven, buradaki bilinmezlikle artan mazot fiyatlarının tarımsal girdi fiyatlarını da etkilediğini belirtti.
Ataseven, öte yandan Türkiye'de tarımsal girdi maliyetleri artışına karşı tedbirlerin uygulamaya alınması gerektiğini sözlerine ekledi.