TBMM Başkanı Bülent Arınç, kırmızı plakalı araç kullanımına bir sınır getirilmesi
gerektiğini ifade ederek, ''(Kanun bana bu aracı vermiş ben bu araçla istediğim
yere giderim, limitsiz benzin harcayabilirim, emrimde 24 saat şoför bulunur,
istediğimi yapabilirim) anlayışı belki kanuna uygundur ama hukuka ve vicdana
kesinlikle uygun değildir'' dedi.
Kırmızı plakalı araç kullanımı konusunu 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılının
Başkanlık Divanı toplantılarından birinin gündemine getireceğini belirten Arınç,
''Belki bir yasal değişikliği gündeme getirebiliriz. Bu araçların kullanımı
ile ilgili olarak Başkanlık Divanımızda bazı prensip kararları alabiliriz''
diye konuştu.
Bülent Arınç, AA muhabirinin AK Parti Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa'nın kırmızı
plakalı aracıyla düğüne gitmesi ve aynı düğünde Ordu Milletvekili Enver Yılmaz
ile birlikte havaya ateş açmasıyla ilgili sorularını yanıtladı.
Bu olaydan fevkalade üzüntü duyduğunu ifade eden Arınç, ''Milletvekili arkadaşlarımızın
bir düğünde veya kına gecesinde sorumsuzca tabancalarını ateşlemesi, bir tehlike
meydana getirmesi hiçbir zaman savunulamaz. Gelenek de olsa yapılan yanlış bir
harekettir. Hiçbir zaman savunulamaz, doğru değildir. Topluma örnek olması gereken
milletvekili arkadaşlarımızın böyle bir sorumsuzluğu yapmış olmalarının hiçbir
şekilde savunulacak bir yanı yoktur'' görüşünü dile getirdi.
Konuya ilişkin olarak yorumlar yapıldığını, köşe yazıları yazıldığını ve bazı
siyasi parti temsilcilerinin olayın yanlışlığı ile ilgili değerlendirmeler yaptığını
anımsatan Arınç, ''Bu ve buna benzer olayların, üzerinde çok hassasiyetle durduğumuz
meclisimizin, milletvekillerimizin saygınlığı konusunda bize olumsuz puan kazandırdığını
düşünüyorum. Bundan dolayı da fevkalade üzülüyorum'' dedi.
''İÇTÜZÜK'TE HERHANGİ BİR HÜKÜM YOK''
Arınç, zannedildiği gibi TBMM Başkanlık Divanı Üyeleri, grup başkanvekilleri
ve ihtisas komisyonu üyelerinin kırmızı plaka kullanımı konusunda İçtüzük'te
herhangi bir hüküm bulunmadığını belirtti. ''Bu bir kanun meselesidir'' diyen
Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''237 sayılı Taşıt Kanunu bu konudaki hükümleri içinde taşımaktadır. 1996 yılında
bu Taşıt Kanunu'nun 4. maddesine bir ilave yapıldı. 1 sayılı cetvele TBMM'den
sonra gelmek üzere Başkanlık Divanı, grup başkanvekilleri ve komisyon başkanları
için 50 ile tahdit edilmiş kırmızı plaka verilmesi ve bunların da emirlerine
ve zatlarına verilen 1. cetvelin içine konması kabul edilmiş.
Takdir edersiniz ki 10 yıllık bir uygulama söz konusudur. 10 yıldan bu yana
Başkanlık Divanı ile grup başkanvekilleri ve ihtisas komisyonları başkanları
kırmızı plakayı kullanmaktadır.
Taşıt Kanunu'ndaki ibare, ''emir ve zatlarına araç tahsis edilenler'' ibaresidir.
Makama tahsis edilmiş araçtan bahsetmiyoruz. Emir ve zatlarına araç tahsis edildiği
için bunları ne şekilde kullanacakları sadece kendilerine araç tahsis edilen
kişilerin davranışlarına bağlı olmaktadır. Yani onların takdir ve sorumlulukları,
bu konuda önemli rol oynamaktadır. Ne İçtüzüğümüzde ne kanun içerisinde emir
ve zatlarına araç tahsis edilecek kişilerin bu araçları nerede, ne zaman hangi
görevde kullanacakları üzerinde maalesef hiçbir hüküm mevcut değildir.''
''AKLA GELEBİLECEK HER YER''
Arınç, bu durumda ''emir ve zatlarına araç tahsis edilen kişilerin'' kardeşlerinin
kına gecelerine olduğu gibi akla gelebilecek her yere de gidebileceklerini ifade
etti. Arınç, ''Sorumluluklarını bilenler için bir şey demiyorum. Ama zaman zaman
buna benzer yerler olmakla birlikte bunun dışında pek çok yerlere de gidebilecekler
demektir. Emir ve zatlarına araç tahsis edildikten sonra niçin oraya gitti şeklinde
soru sormak en azından kanuna uygun değildir'' dedi.
Arınç, kişisel olarak bu araçların milletvekillerine siyasi faaliyetleri sebebiyle
ve partilerini temsil göreviyle bağlantılı verildiğini düşündüğünü söyledi.
Bülent Arınç, ''Kullanmalarının da aynı şekilde buna uygun olması gerekir. Dolayısıyla
bir düğüne giderken arkadaşlarımızın kendilerine tahsis edilen araçla gitmemeleri,
en azından gideceklerse oradaki duruma uygun şekilde davranmaları önemlidir.
Arkadaşlarımızın bu hassasiyeti göstermeleri kendilerinden beklemek de hakkımızdır''
diye konuştu.
''KAMUOYUNUN TAKDİRİNE BIRAKIYORUM''
TBMM Başkanı Arınç, bu değerlendirmelerin ardından AK Parti Grup Başkanvekili
Eyüp Fatsa'nın da emir ve zatına araç tahsis edilen kişilerden biri olduğunu
anımsattı. Arınç, ''Bunun temel dayanağı Taşıt Kanunu'nun 4. maddesidir. Bu
kanun değişikliği 1996'da gerçekleştirilmiştir. Yaptıkları iş kanuna uygundur.
Hukuka ne kadar uygundur, bir siyasi kimliği ve kişiliği olan kişinin davranışlarına
dikkat etmesi konusunda ne kadar duyarlılıktır ve böyle bir toplantıda bir geleneği
yerine getireceğim diyerek herkesin hayatını tehlikeye atarcasına ve kamuoyunda
hoş karşılanmayacak biçimde silahla ateş etmesi ne kadar uygundur, bunu kamuoyunun
takdirlerine bırakıyorum'' dedi.
Arınç, ''çok üzüldüğü ve rahatsız olduğu bu olayın ardından söz konusu milletvekillerini
arayarak yaptıklarının yanlış olduğunu kendilerine ilettiğini'' de ifade etti.
''YASAL DEĞİŞİKLİK GÜNDEME GETİREBİLİRİZ''
TBMM Başkanı Arınç, Ekim ayında yeni yasama yılına başlandığında Başkanlık
Divanı toplantılarından birinin gündemine bu taşıt konusunu getireceğini bildirdi.
Arınç, sözlerini şöyle tamamladı:
''Çünkü bu şekildeki davranışların arkadaşlarımızın bireysel hataları olmaktan
da öteye geçip, topyekün meclisimizi hedef alacak birtakım yıpratma, yaralama
çabalarına destek olduğunu görüyorum. Yeniden belki bir yasal değişikliğini
gündeme getirebiliriz. Bu araçların kullanımı ile ilgili olarak Başkanlık Divanı'mızda
bazı prensip kararları alabiliriz.
Hatta şunu da söylemeliyim. Milletvekillerimiz için veya siyasi partilerimiz
için bir siyasi etik yasası çıkarıldığında milletvekillerimizin görevlerini
ifa sırasında uymak zorunda oldukları etik kuralları da belirlememiz gerekiyor.
Çünkü (Kanun bana bu aracı vermiş, ben bu araçla istediğim yere giderim, limitsiz
benzin harcayabilirim, benim emrimde 24 saat şoför bulunur, hatta bir yedek
şoför istediğim zaman alabilirim, istediğimi yapabilirim) anlayışı belki kanuna
uygundur ama hukuka ve vicdana kesinlikle uygun değildir. Bunları belirleyecek
bir Başkanlık Divanı kararı almalıyız. Gerekiyorsa Taşıt Kanunu'nda bir değişiklik
yapmalıyız.''