Anasayfa

Laleli merkezli kara para ağı çöktü: 112 şüpheli hakkında iddianame hazır!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Fatih Laleli merkezli faaliyet gösteren ve yabancı banka kartlarını fiktif işlemlerle nakde çevirerek suç geliri elde eden, aralarında 56 tutuklunun bulunduğu 112 kişilik suç örgütüne yönelik iddianameyi tamamladı. Suç örgütünün hiyerarşik yapısının tepesinde yer alan Muharrem Dağ ve yöneticilerin, akrabalık bağlarını kullanarak kurdukları paravan şirketler ve döviz büroları üzerinden uluslararası boyutta kayıt dışı bir para transfer ağı yönettikleri tespit edildi.

Haber Giriş : 2026-03-06T18:20, Son Güncelleme 2026-03-06T18:21
İstanbul'da, bazı ülkelerle yapılan para alışverişlerini çeşitli ödeme sistemleri aracılığıyla şirketleri üzerinden tekellerine aldıkları, yasa dışı yollarla temin ettikleri yabancı banka kartlarını pos cihazlarında hayali işlemler karşılığında kullanarak suç geliri elde ettiği belirlenen 112 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fatih Laleli'deki bir şirket ve şahıslara yönelik, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "tefecilik", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "6493 Sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'un 28. maddesine muhalefet" suçlarından yürütülen soruşturma tamamlandı.

Hazırlanan iddianamede, 56'sı tutuklu 112 kişi "şüpheli", Merkez Bankası ve Maliye Hazinesi, "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer aldı.

İddianamede, suç örgütünün merkezinde ve hiyerarşik yapının tepe noktasında şüpheli Muharrem Dağ'ın yer aldığı ifade edildi. Örgütün sevk ve idaresini sağlayıp "örgüt yöneticisi" sıfatıyla hareket eden Dağ'ın, örgütün genel stratejisini belirlediği, suçtan elde edilen gelirlerin yönlendirilmesi ve transferine ilişkin sistemler üzerinde hakimiyet kurduğu, özellikle para transfer mekanizmalarını kontrol ederek alt kademelerde yer alan akrabası ve çalışanlarına doğrudan veya dolaylı talimatlar verdiği öne sürüldü.

Örgütsel yapının ağırlıklı olarak "Dağ", "Elçiboğa", "Acar" ve "Kaya" aileleri etrafında şekillendirildiği, akrabalık ilişkilerinin örgüt içerisinde güven, sadakat ve denetim mekanizması olarak kullanıldığı vurgulanan iddianamede, bu yöntemle üyeler arasında organik bağ tesis edildiğinin altı çizildi.

İddianamede, Abdulvahap Dağ, Emrullah Dağ ve Mehmet Ferah Dağ'ın farklı şirketler ve ticari görünüm altındaki yapılanmalar üzerinden örgütsel faaliyetleri yöneten, talimatları uygulatan ve alt birimleri koordine eden örgüt yöneticileri olarak konumlandıkları belirtildi. Örgütün suç faaliyetlerini gizlemek ve meşru ticari faaliyet görüntüsü altında sürdürmek amacıyla Dağlar Group, MHR Group, Atlantis, Global47 ve ANKA Group gibi düşük sermayeli ancak olağan ticari hayatla bağdaşmayacak ölçüde yüksek işlem hacmine sahip paravan şirketler kurulduğu iddia edildi.

4 döviz bürosu üzerinden suç geliri elde edildi

Taç Döviz, Aklar Döviz, Cengizler Döviz ve Tataroğlu Döviz isimli işletmelerin suçtan elde edilen gelirlerin bankacılık sistemi dışında muhafaza edildiği, aktarıldığı ve yönlendirildiği fiili emanet noktaları olarak kullanıldığı öne sürülen iddianamede, "örgütün kamu düzeni ve ekonomik güvenliği ciddi biçimde sarsabilecek nitelikte, karmaşık ve çok katmanlı yöntemler kullandığı, temel finans kaynağının gerçek bir mal veya hizmet satışı olmaksızın, özellikle Libya ve diğer menşeili yabancı kredi kartları üzerinden POS cihazları aracılığıyla gerçekleştirilen fiktif işlemler olduğu" tespitine yer verildi.

İddianamede, bu yöntemle nakit temin edildiği, elde edilen tutarlardan yüksek ve değişen oranlarda komisyon kesilerek haksız kazanç sağlandığı, resmi finans ve bankacılık sistemlerinin bilinçli olarak devre dışı bırakıldığı kaydedildi. Elden para teslimi suretiyle de uluslararası boyutta işleyen kayıt dışı bir para transfer ağı kurulduğu, dikkat çekmemek ve iz kaybı yaratmak amacıyla asgari ücretli kuryeler ile aktif ticari faaliyeti bulunmayan akrabalar adına banka hesapları açtırıldığı, suçtan elde edilen gelirlerin bu paravan hesaplar üzerinden dolaştırılarak nakitleştirildiği ve aklandığı vurgulandı.

Toplumsal algı ve psikolojik üstünlük oluşturmak amacıyla sosyal medya platformları üzerinden çakarlı lüks araçlar, uzun namlulu silahlar ve üst düzey kamu görevlisi izlenimi veren konvoy görüntülerinin sistematik biçimde paylaşıldığı aktarılan iddianamede, "bu paylaşımlar aracılığıyla örgütün kamu otoritesiyle irtibatlı veya dokunulmaz olduğu yönünde bir algı yaratılmaya çalışıldığı, çevre üzerinde caydırıcı, sindirici ve korkutucu bir güç imajı inşa edilerek örgütsel hakimiyet alanının genişletilmesinin hedeflendiği, bu suretle üçüncü kişiler nezdinde direnç gösterilmesini engelleyici bir psikolojik baskı ortamı tesis edilmeye çalışıldığı" değerlendirmesi yapıldı.

İddianamede, hiyerarşik yapının Muharrem Dağ elebaşılığında başlayarak üst düzey yöneticiler, saha sorumluları, kuryeler ve emanetçilere kadar uzanan dikey bir yapılanma şeklinde tesis edildiği, örgütte aile meclisi benzeri bir disiplin ve bağlılık mekanizmasının işletildiği ileri sürüldü.

Örgütsel faaliyetlerin 2018'den itibaren artan yoğunluk ve istikrarla devam ettiği, münferit ve geçici eylemlerden ibaret olmayıp belirsiz sayıda suç işleme iradesini yansıttığı kaydedilen iddianamede, yapılanmanın çok sayıda POS cihazı, çok sayıda paravan şirket, döviz büroları, sahte belge üretim kapasitesi ve uluslararası bağlantılarıyla hedeflediği "tefecilik", "izinsiz faaliyette bulunmak" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" suçlarını işlemeye elverişli araç ve organizasyon gücüne sahip olduğu ifade edildi.

İddianamede, örgütün amacının tek bir fiille sınırlı kalmadığı, geniş ve süreklilik arz eden bir suç programını hayata geçirdiği, bu haliyle toplum barışı ve kamu güvenliği üzerinde somut ve ciddi tehlike oluşturduğu vurgulandı.

Şüpheliler Abdulvahap Dağ, Mehmet Ferah Dağ, Muharrem Dağ'ın iddianamede, "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "tefecilik yapmak", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" ve "izinsiz faaliyette bulunmak" suçlarından 14'er yıldan 33'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

İddianamede, 109 şüphelinin ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak", "tefecilik yapmak", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" ve "izinsiz faaliyette bulunmak" suçlarından 8 yıldan 28 yıla kadar değişen oranlarda hapisle cezalandırılmaları istendi.

Başsavcılık, iddianameyi İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderdi.

Anadolu Ajansı