TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu'nda düzenlenen "Emekçilerle
İftar Programı"na katıldı. Kurtulmuş, işçi ve memur sendikalarının temsilcileri
ve işçilerle Türkiye demokrasisinin kalbi, milli iradenin tecelligahı TBMM'deki
iftar sofrasında bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bu
mübarek ramazan akşamında Allah oruçlarımızı, dualarımızı, niyazlarımızı, dileklerimizi
kabul etsin. İnşallah sağlık afiyet içerisinde sevdiklerimizle beraber nice
ramazanlara ulaşmayı hayırlısıyla her birimize nasip etsin" ifadesini kullandı.
Ramazan ayının manevi ikliminin oluşturduğu güzelliklerin başta Türkiye olmak üzere bütün İslam dünyasına ve bütün insanlığa huzur, barış, esenlik getirmesini temenni eden Kurtulmuş, "Ümit ediyorum ki içinden geçmekte olduğumuz bu zor dönemin koşulları en kısa süre içerisinde değişir ve başta Türkiye olmak üzere bütün Müslüman ülkeler huzur ve selamete erer" diye konuştu.
"Bu aziz millet sıradan bir millet değildir"
Dünyanın zor bir dönemden geçtiğini, şimdiye kadar kabul edilen ne kadar kural
varsa bunların hepsinin altüst olduğu ve kuralın yerine kuralsızlığın geçtiği
bir sürecin yaşandığını ifade eden Kurtulmuş, gücü elinde bulunduranın güçsüz
gördüğünü istediği gibi terbiye etmeye çalıştığı, orman kanunlarının geçerli
olduğu bir döneme de girildiğine işaret etti. Kurtulmuş, "İçinde yaşadığımız
dönemin şartları bizi çok daha uyanık olmaya mecbur bırakmaktadır. Çok daha
güçlü olmak, olan biteni çok iyi anlamak ve kendi içimizde birliği, dirliği,
beraberliği, kardeşliği tahkim etmek mecburiyetindeyiz. Başka şansımız yoktur.
Çünkü Türkiye, diğer ülkeler gibi değildir. Bütün muhataplarının hem bölgesinde
büyük bir güç olarak telakki ettiği hem de tarihten getirmiş olduğu mirasına
her an sahip çıkabilecek bir güç ve potansiyele sahip olduğunu gördüğü oldukça
önemli bir ülkedir. Böyle baktığınız zaman Türkiye, sıradan bir ülke, bu aziz
millet de sıradan bir millet değildir" şeklinde konuştu.
Türkiye'ye karşı dost düşman herkesin bakışlarının başka bir ülkeyi değerlendirdiklerinden
çok daha farklı olduğunu belirten Kurtulmuş, "Düşmanlarımız, rakiplerimiz
Türkiye'nin güçlü bir şekilde ayakta durmamasını isterler. Aynı şekilde dostlarımız
ve bizden bir şekilde dostluk sözleri duymak isteyenler de Türkiye'nin daha
güçlü olmasını, ayaklarını daha sağlam bir şekilde yere basmasını arzu ederler.
Onun için bizler elimizdeki bütün imkanları seferber ederek her alanda barışı,
iç huzuru, güvenliğimizi ve kardeşliğimizi tesis etmek mecburiyetindeyiz"
dedi.
"Türkiye'nin her köyünde, her mezrasında sadece kardeşlik türküleri söylenecek"
TBMM'de oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun,
Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya koyduğu çalışmasının büyük bir demokratik
başarı olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Komisyon'un nihai raporunun da Türkiye'nin
geleceğiyle ilgili ümitvar olmak için fevkalade değerli bir çalışma olduğunu
vurguladı. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki siyasi partiler, Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin muktedir olduğunu, en zor meseleleri bile çözebilecek bir demokratik
olgunluğa sahip olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bunun yanında milletimizin
büyük bir çoğunluğunun, Türkiye'deki bu çalışmaya yürekten destek verdiğini
ve bir an evvel bu işin artık tamamıyla sonlandırılmasıyla ilgili dilek ve temennilerini
ifade etmişlerdir. Ümit ediyorum ki böylesine zor bir süreçte inşallah Türkiye
bu meseleyi de geride bırakacak ve artık bu ülkenin her yerinde, her köşesinde
sadece kardeşliğin diliyle konuşulacak, Türkiye'nin her köyünde, her mezrasında
sadece kardeşlik türküleri söylenecektir."
Gelecek dönemde emekle ilgili konuşacak konuların en başında "emeğin değeri"
konusunun geleceğini ifade eden Kurtulmuş, "Ülkelerin bir kısmının yeraltı
zenginlikleri olabilir, bir kısmının yerüstü zenginlikleri olabilir, kiminin
serveti olabilir, kiminin çok büyük zenginlikleri olabilir ama bütün insanların
ortak olan tek varlığı emektir. Yani herkesin emeği vardır ve herkesin emeğinin
değerinin korunması önemlidir. Zaten başından itibaren insanlık tarihi boyunca
çalışma hayatıyla ilgili verilen mücadelenin de ana fikri bu terminoloji etrafında
dönmek durumundadır. Emeğin değeri bilinmezse, emeğin kadri kıymeti bilinmezse
o toplumda birliğin dirliğin olması, o toplumda paylaşmanın olması asla mümkün
olmaz" ifadesini kullandı.
"Emeğin değerinin bilinmesi, emeğin değerinin korunması en temel siyasal
ödevlerimizden, toplumsal ödevlerimizden birisidir"
Savaşlardan, çatışmalardan, enerji arzındaki sıkıntılardan, iklim değişikliklerinden
bahsedildiği bir dönemde, belki de dünyanın en önemli sorununun gelir dağılımındaki
adaletsizlik olduğunu söyleyen Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
"1970'lerden sonraki süreçte, yani yüksek teknolojilerin hızlı bir şekilde
dünyada yayılmasıyla birlikte gelir dağılımındaki adaletsizlik dünyanın hemen
her ülkesinde, her bölgesinde alabildiğince açılmıştır. Bu dünyanın en temel
sorunlarından birisidir. Bunun için emeğin değerinin bilinmesi, emeğin değerinin
korunması en temel siyasal ödevlerimizden, toplumsal ödevlerimizden birisidir.
Dünyada adaletin sağlanabilmesinin en temel şartlarından birisi de gelir dağılımındaki
adaletin temin edilmesidir. Gelir dağılımında adalet olmazsa, toplumsal sınıflar
arasındaki gerilim başka hiçbir şey olmaksızın zaten artmaya müsait hale gelir.
Orta sınıf çöker. Orta sınıf çöktüğü zaman toplumda zenginle fakir arasındaki
uçurum ayrı çatışma konularını da gündeme getirir. Onun için diyoruz ki, gelir
dağılımı adaletine odaklanan, bunun için emeğin değerini artırmayı temel felsefesi
olarak kabul eden ve böylece adaletli bir ekonomik düzeni kurmak isteyen niyetler
ve bu yöndeki çabalar fevkalade önemlidir ve dünya barışına büyük bir katkı
sunar"
Dünyada gelecek dönemde gelir dağılımıyla ilgili adaletsizliği artıracak gelişmelere
de işaret eden Kurtulmuş, dijitalleşmenin artması, robotik alandaki gelişmeler
ve yapay zekanın gelişmesiyle birlikte emek alanıyla ilgili yeni tartışmaların
ortaya çıktığını söyledi. Kurtulmuş, sadece emek ve ekonomiyle ilgili değil,
bu konudaki gelişmelerin hukuk alanında da ciddi tartışmaları beraberinde getireceğini
vurguladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye olarak gelişmeleri hem çok yakın
takip etmek hem de bu gelişmelerle birlikte emeğin değerini korumak gibi bir
vazifelerinin bulunduğunun altını çizdi.
Emeği birinci derece ilgilendiren önemli gelişmelerden birisinin de bu döneme
ilişkin "kırılganlıklar" olduğunu ifade eden Kurtulmuş, jeostratejik
birtakım gerilimlerin ve kırılganlıkların dünyadaki ekonominin bildik gidişatını
da derinden ve çarpıcı şekilde etkileyeceğine dikkati çekti.
"Türkiye olarak daha sıkı kenetlenmek, daha ciddi bir şekilde birliği,
dirliği, kardeşliği artırmak zorundayız"
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının üçüncü yılına girdiğini dile getiren
Kurtulmuş, "Birileri Netanyahu'ya gaz veriyor, ikinci Davut'sun diyorlar.
Yani 'Sen yürü, Davut'un krallığını kuracaksın' diye dini bir misyonla donatmaya
çalışıyorlar. Netanyahu'dan olsa olsa ikinci Davut değil, ikinci Hitler çıkar,
ikinci Führer çıkar, o istikamette ilerliyor. Gazze'deki en ağır bedeli çocuklar,
kadınlar ve yaşlılar ödüyor. Şifa Hastanesi'nde öldürülenlerle bugün İran'da
ilkokulda öldürülen çocukların acısı aynıdır ve bedeli yine hep dediğim gibi
masum ve mazlum insanlar ödemektedir. Onun için bizim Türkiye olarak hem bölgemizdeki
gelişmelerden hem de dünyadaki bu küresel türbülanstan etkilenmemek için daha
sıkı kenetlenmek, daha ciddi bir şekilde birliği, dirliği, kardeşliği artırmak
zorundayız" ifadesine yer verdi.
Türkiye'de uzun yıllar bu milletin insanları sımsıkı sarılıp kucaklaşmasın diye
oynanan oyunları hatırlatan Kurtulmuş, binlerce gencin hayatını kaybettiği 1980'lerdeki
sağ-sol çatışmasının Türk halkının kendi iç kavgası olmadığını emperyalistlerin
bu milletin üstüne tahmil ettiği bir çatışma olduğunu kaydetti.
Bu ülkede çıkarılmak istenen Alevi-Sünni, Türk-Kürt çatışmasına prim verilmediğini,
bundan sonra da verilmeyeceğini belirten Kurtulmuş, "Bu ülkede hiçbir vatandaşımızın
hiçbir gerekçeyle bir diğerinden ayrıldığı senaryoya asla ve asla eyvallah etmeyeceğiz.
Türk'ün, Arap'ın, Kürt'ün, Sünni'nin, Alevi'nin, Şii'nin hiçbirisi Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olan hiçbir vatandaşımızın bir diğerinden farkı yoktur. Bütün bu farklılıklarımızı,
etnik, mezhebi, kültürel, hayat tarzına ilişkin farklılıklarımızı ise sadece
büyük zenginliğimizin bir parçası olarak kabul edeceğiz" dedi.
"Bu oyunu bozuyoruz"
Türkiye gibi bu kadar zengin kültürel bir mirasa sahip birkaç ülkenin bulunduğunu
dile getiren Kurtulmuş, Anadolu'da taşınan her bir kültürel farklılığı, "pırlanta
değerinde tarihsel miras" şeklinde niteledi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Terörsüz
Türkiye'nin gerçekleşmesiyle, bölgede terörün sona ermesi, halkların arasına
sokulmaya çalışılan fitnenin ortadan kaldırılmasıyla birlikte bu coğrafyanın
her yerinde insanların barış ve huzur içerisinde olacağını vurguladı. Bu topraklarda
yaşayan Arap'ı, Kürt'ü, Türk'ü birbirinden ayırt edecek bir tek rasyonel sebep
bulunmadığını vurgulayan Kurtulmuş, bunların bölgeyi bir asır evvel bölüp parçalayıp
kendilerince kolay lokma haline getirmek isteyenlerin ortaya koyduğu senaryolar
olduğunu anlattı. Kurtulmuş, "Üzülerek ifade ediyorum ki bir asır boyunca
bu senaryo bütün detaylarıyla uygulanmış ve ne yazık ki sonuç da alınmıştır.
Şimdi bu oyunu bozuyoruz. Allah'ın izniyle birilerinin bölüp parçaladığı bu
coğrafyayı derleyip toparlamak bize düşer, bizim milletimize düşer, Türkiye'ye
düşer" dedi.
Bunun için gayretle mücadele ettiklerini kaydeden Kurtulmuş, "Her birimiz
bulunduğumuz her noktada, her yerde bu kardeşlik türkülerini birlik ve beraberlikle
ilgili konuları gündeme getireceğiz ve sonuç alacağız. Bir asır evvel yapmış
oldukları o ayrılık senaryosunun üzerinden nasıl bu aziz millet hep bir araya
gelerek, 'Ya Allah' diyerek ayağa kalktı, bir büyük kurtuluş mücadelesi verdi,
istiklalini kazandıysa biz de Allah'ın izniyle istikbalimizi garanti altına
alarak yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.
Kurtulmuş, İstiklal Marşı'nın kabul edilmesinin 105. yıl dönümünü iftiharla
kutladıklarını da ifade ederek, "Mehmet Akif Bey, sadece İstiklal Marşı'mızın
yazarı değil, o dönemdeki milletimizin tamamının sahip olduğu ruhu anlatabilen
bir büyük insandır. O ruhu bugün de taşıyoruz, o ruhu bugün de yaşıyoruz. Mehmet
Akif Bey, aynı zamanda Burdur Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'mizin
de fevkalade önemli, kahraman kurucularından birisidir. Kendisinin şahsında
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bütün kurucularını, başta Gazi Mustafa Kemal
Atatürk olmak üzere saygıyla anıyorum ve Türkiye'nin bu ulusal kurtuluş mücadelesinde
yaşadıklarımızın bizim için yarınımızın da teminatı olduğunun altını çizerek
ifade ediyorum" dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şu dua ile sonlandırdı:
"Allah birliğimizi, dirliğimizi daim etsin, hanelerimize neşe, birlik ve
beraberlik versin. Cenab-ı Allah bu milletimize kıyamete kadar beraber olmayı
nasip etsin. Allah bizi sevsin, bizleri sevdirsin ve kendisini hakkıyla sevenlerden
olmayı nasip etsin. Ahirimiz ve akıbetimiz hayır olsun, dinimiz ve dünyamız
mamur olsun diyorum."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Vedat Işıkhan, milletvekilleri ve işçilerle fotoğraf çektirdi.