Sivrisinekler Sizi Çok Isırıyorsa Nedeni Bu
Bilim insanları sivrisineklerin kimleri daha çekici bulduğunu açıkladı
-
Yaz aylarının kâbusu olan sivrisinekler birçok kişiyi hedefi haline getirerek kaşıntıya neden oluyor.
-
Ancak bilim adamları sivrisineklerin kimi daha çok ısırdığını merak etti ve yeni bir araştırmaya koyuldu.
-
Bazı ortamlarda iki kişi otururken bir diğeri daha çok ısırıldığına denk gelirken bunu nedeni bilim insanları tarafından da merak edildi.
-
Yapılan araştırmalardan birisinde ise cildimizde yaşayan bakteriler olabileceği değerlendirildi.
-
Uzmanlar sivrisineklerin insanları yalnızca kanlarına göre değil, vücut ısısı, cilt kokusu, nem ve karbondioksit sinyalleri ile potansiyellerini buluyor.
-
Ciltte bulunan teri sebum ve doğal salgılar ise uçucu kimyasallar üreterek kendine özgü vücut kokusu oluşuyor.
-
Sivrisinekler ise son derece gelişmiş koku alma sistemleriyle de bu kimyasal karışımı algılayabiliyor.
-
iScience dergisinin hazırladığı araştırmada 120 kişinin vücut kokusu ve cilt mikrobiyomu incelendi.
-
Deneyde Asya kaplan sivrisineği olarak bilinen Aedes albopictus, Sarı humma sineği adı verilen Aedes aegypti ve ev sineği olarak bilinen Culex quinquefasciatus sinekleri kullanıldı.
-
Asya kaplanı sineğinin belirli koku bileşenlerini daha fazla taşıyan kişilere yöneldiği, başka bir sivrisineğin ise aynı kişiye ilgi göstermediği belirtildi.
-
Deneye katılan bireylerin cildinde toplam 246 farklı mikrop türü tespit edildiği, ve ciltlerindeki ortaya çıkan kimyasal bileşenlerin değişmesine neden olduğunu belirtti.
-
Sivrisineklerin ise insanlara özgü koku imzasını buldukları ortaya çıktı. Kişinin genetik özellikleri, vücut sıcaklığı, metabolizma ve yayılan karbondioksit gibi faktörlerin cilt mikrobiyomunda oluşturduğu koku da sivrisineklerin kime yaklaşacağı konusunda sinyaller veriyor.
-
Bilim insanları ise sivrisineklerin cilt bakterilerini çeken bileşiklerin hangileri olduğunu belirleyerek ilerde uzaklaştırıcı maddeler üretilmesinin önünü açabileceklerini belirtti. Ayrıca sivrisineklerin taşıdığı Dang humması, Zika, Batı Nil Virüsü, Chikungunya gibi hastalıklarla mücadele etme sürecinde de yeni yöntemlerin önünü açabileceği konuşuluyor.