Hileli Boşanmalar Halinde Sosyal Güvenlik Hakkı Geri Alınır Mı?
5434 ve 5510 kapsamında hizmetleri olup vefat edenlerin hak sahiplerine yetim aylığı alabilmesi için aranılan şartlardan en mühimi "Evli olmamak" şartıdır. Ancak, bu şartı delmek için anlaşmalı/hileli boşanma yapmak suretiyle SGK dan vefat etmiş anne veya babalarından aylık alma yolunu seçenler de bulunabilmektedir.

Detaylar/Değerlendirmeler:
Yürürlükte olan mevcut hükümlerde kız çocuğunun yetim aylığı alabilmesi şartları şöyle olmaktadır;
5434 kapsamında olanlar için (5434 SK/Madde 75, 77 hükmü):
-Evli olmayacak (en önemli şart olarak görünmektedir)
-Memur statüsünde görev yapıyor olmayacak.
-Memur statüsünden emeklilik aylığı almıyor olacak.
-Mirastan ret edilmemiş olacak.
Bu 4 şart dışında herhangi bir şart bulunmamaktadır. Yani, boşanmış olduğu eşiyle birlikte yaşamak halinde de boşanmış eşin anne veya babasından yetim aylık almasını engelleyen açık bir hüküm yer almamıştır.
Esasen, aynı uygulama işçileri ilgilendiren 506 ve esnafları ilgilendiren 1479 sayılı Kanunlarda mevcut olup, boşanmış olduğu eşiyle birlikte yaşamak yetim vefat etmiş anne veya babalarından yetim aylığı almaya engel olmamaktadır.
5510 kapsamında olanlar için (5510 SK/Madde 34, 56 hükmü);
-Evli olmayacak (yine en önemli şart olarak görünmektedir)
-İşçi, esnaf, memur statüsünde ve yabancı ülke mevzuatına tabi olarak çalışıyor olmayacak
-Kendi çalışmalarından dolayısıyla gelir veya aylık almıyor olacak.
-Mirastan ret edilmemiş olacak.
Durum böyle iken, hem 5434 e tabi olanlardan, hem de 5510 a tabi olanlardan dolayı hak sahipliği kapsamında eş ve çocuklarla ilgili 5510 sayılı Kanun 56. maddesi ile düzenlenmiş olan "Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır." şeklinde hüküm yürürlüğe konulmuştur.
Bu hüküm ile, bir anlamda boşanmış olmalarına rağmen birlikte yaşamanın doğal olmayacağı, yani boşanmanın sırf çıkar sağlamak, dul eşlerin vefat etmiş olan anne veya babalarından dolayı yetim aylığı bağlanmasını sağlamak olduğu/haksız kazanç sağlayıcı olduğu gerekçesiyle bu hükmün konulduğunu, dolayısıyla da toplumda rahatsızlık uyandıran anlaşmalı/hileli boşanmaları bir nebze engellemek/caydırmak maksadıyla böyle bir yasal düzenlemenin yapılmış olduğunu anlamaktayız.
Genel Değerlendirmemiz:
Sosyal güvenlik kapsamında bazı şartlara bağlı olarak yapılan ödemelerin, bu şartları bir şekilde farklı kazanma yollarının seçilmesinin uygun olmadığını, yani toplumda rahatsızlık uyandıran ve yine toplumda ifade edildiği şekliyle anlaşmalı boşanmalar ile Devletten kazanç sağlama, kazanmadan para edinme yolunun seçilmesini engellemektedir.
Boşanmaların anlaşmalı mı değil mi olduğunun tespiti zor bir tespit olarak görünse de bir şekilde tespit yapıldığında ödemelerin de faiziyle birlikte SGK tarafından tahsil edilmekte olduğu da bellidir. Yetim maaşının kesilmesinin önemli şartı, boşanan kişinin boşandığı eşiyle aynı çatı altında fiilen yaşaması gerektiğini, bu şeklinde tespitinin SGK tarafından yapılmakta olduğunu söyleyebiliriz.
Ayrıca, Madde 96 hükmünde de, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen ödemelerin kişilerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğmuş olduğu anlaşıldığında faizi ile birlikte geri tahsil edilmesi gerektiği de belirtilmiştir. Yani bir anlamda halk arasında ifade edilen anlaşmalı boşanma ifadesinden de anlaşıldığı üzere bu işlem kişinin kasıtlı yapmış olduğu bir işlem olma kapsamına girmekte olduğu belli olmaktadır.
Genel değerlendirme:
İhtiyacı olsun veya ihtiyacı olmasın, bu şekilde aylık alma kapsamına girme yolunu seçenlerin bazı hak kayıplarının da olabilme ihtimali bulunmaktadır. Yani bu şekliyle eşinden boşanıp sırf SGK dan haksız nitelikte aylık alma düşüncesinde olanların bu süre zarfında boşandığı eşinin vefatı halinde bu kişiden miras hakkının da yok olabileceği, dolayısıyla da böyle büyük bir riskin her an olabileceği ihtimali de unutulmamalıdır. Yine, sadece aylıkları alayım düşüncesiyle hiç resmi nikah yaptırmayan ve dini nikah kıymak suretiyle hayatlarını devam ettirenlerin de ileride olası bir sosyal güvenlik hakkından mahrum kalabileceklerini de unutmamalıdırlar.