Tatil için Yunan adalarını seçenlere tarihçi yazardan sert tepki
Yunanistan'da yayımlanan haberlerde, yılbaşı tatili için Midilli Adası'nı tercih eden Türk turistlerin sayısındaki artışa dikkat çekildi. Gelişme, Türkiye'de tarihçi-yazar İsmail Küçükkılınç'ın sert tepkisine neden oldu.
Yunan basınında yer alan haberlere göre, 2025-2026 yılbaşı döneminde Türkiye'den Midilli Adası'na yoğun bir turist akışı yaşandı. Özellikle otel ve restoranlardaki doluluk oranlarının neredeyse yüzde 100'e ulaştığı belirtilirken, bu tablo sosyal medyada Türkiye'de de geniş yankı uyandırdı.
Yunan basını Midilli'deki Türk turist yoğunluğunu yazdı
Yunanistan'ın önde gelen yayın organlarından Protothema, yılbaşı gecesinde Midilli Adası'nı ziyaret eden Türk turistlerle ilgili dikkat çekici bir haber yayımladı. Haberde, Türkiye'den 2 binden fazla turistin yeni yıl kutlamaları için adayı tercih ettiği, bu yoğunluk nedeniyle otellerin büyük bölümünün dolduğu ifade edildi.
Yunan basınındaki değerlendirmelerde, Türk turistlerin restoran menülerinde de çoğunlukla Türk mutfağına ait yemekleri tercih ettiği, özellikle yılbaşı sofralarında hindi dolmasının öne çıktığı aktarıldı. Eğlence mekanlarında ise Türk ve Yunan müziklerinin birlikte çalındığı, iki ülke vatandaşlarının birlikte eğlendiği vurgulandı.
Tarihçi-yazar Küçükkılınç'tan sert tepki
Söz konusu haberlerin Türkiye'de yayılmasının ardından tarihçi-yazar İsmail Küçükkılınç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla Türk turistlerin Yunan adalarına yönelik tatil tercihini sert bir dille eleştirdi. Küçükkılınç, açıklamalarında özellikle Yunan işgali döneminde Batı Anadolu'da yaşanan tarihsel olayları hatırlatarak, bu geçmişin göz ardı edilmesini doğru bulmadığını belirtti.
Küçükkılınç, Aydın ve çevresinde Yunan işgali sırasında yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekerek, bu tarihsel hafızanın canlı tutulması gerektiğini savundu. Türk toplumunun bir kesiminin Yunan adalarında tatil yapmasını "tarih bilinciyle bağdaşmayan" bir tutum olarak değerlendirdi.
Küçükkılınç şunları söyledi:
"Yunanlılar Aydın'ı işgalleri esnasında Müslüman kadın ve kızlara
tecavüz etmekle kalmamış, tehdit ile topladıkları Türk kadın ve kızlarını
Yunan subaylarının fuhuş mezesi de yapmışlardır.
Aydın'da Türklerin İtalyanlara değil de Yunanlılara direniş göstermelerinin
bir sebebi bu Yunan o.. çocuklarının Müslüman kadın ve kızlara tecavüzleri
diğeri de Yunanlıların İtalyanlar gibi işgal niyetlerinin geçici olmayışı idi.
Yörük Ali Efe ve Demirci Mehmed Efe gibi asker kaçakları ve eşkıyayı
direnişe sevk eden sebep Yunan o... çocukluğudur. Bir kısmı Aydınlı Türk vatandaşlarının
tatilde maalesef şimdi Yunan adası olan eski Türk adalarına gidip rakı içip
garip işler yapması hazindir.
Yunan seviciliği Türk sekülerliğinin iğrençliğini de gösterir. Türk sekülerliği
kadar tiksinç başka bir sekülerlik var mıdır, bilmiyorum"
Yeni açıklama: Tartışma daha da büyüdü
Paylaşımlarının kısa sürede sosyal medyada geniş yankı bulması üzerine Küçükkılınç, ikinci bir açıklama daha yaptı. Bu açıklamada da tarihsel değerlendirmelerini sürdürerek, özellikle Yunan işgali ve Milli Mücadele sürecine ilişkin kendi yorumlarını paylaştı. Küçükkılınç, Kemalizm, sekülerlik ve Yunan işgali arasındaki ilişkiye dair tartışmalı görüşlerini dile getirirken, Yunan adalarına yönelik turistik ilgiyi ideolojik ve tarihsel bir çerçevede ele aldı.
Küçükkılınç ikinci açıklamasında şunları ifade etti:
"Birkaç gündür ağır gripten rahatsız olup gece uyuyamadığım için dün
gece kitap okuyup twittera bakarken bazı Türk vatandaşlarının yılbaşı için Yunan
adalarına gittiğine dair bir tivit önüme düştü. Ben de alıntılayıp Yunan işgalini
hatırlatıp bu durumu kınayan bir tivit attım. Tivitin böyle yayılacağını tahmin
etseydim daha esaslı şeyler yazardım.
O... çocukluğunda Yunanlılar, Bulgarlar ve Sırplar yarışır. Yunanlılar
Mora İsyanı esnasında Tripoliçe'de, Balkan Harbi esnasında Selanik'te
ve 15 Mayıs 1919'da başlayan Anadolu işgalinde Aydın ve birçok Batı Anadolu
ilinde katliam ve tecavüzde sınır tanımamış, bunlar uluslararası kuruluş
veya heyetler yahut tarafsız şahısların raporlarına da geçmiştir.
Kemalizm ve Atatürkçülük Yunan işgalinin neticesidir. Yunan işgali olmasa yanlış şekilde Milli Mücadele denilen aslında Türk-Yunan Harbi olan savaş da olmayacaktı. Mondros Mütarekesi ertesi Anadolu'da Yunanlılar sayılmazsa işgalcilerle yapılan uzun soluklu ve ciddi tek savaş Antep Harbi'dir. Bunun haricinde Osmanlı'nın I.Cihan Harbi'ndeki düşmanları olan İtilaf devletlerinin işgallerine rağmen ciddi boyutta olmayan, mevzi ve kısa süreli birkaç çatışma hariç direniş olmamasının sebebi Türk Milleti'nin hamiyetsizliği değil, bu işgallerin geçiciliğiydi. Bu devletler en fazla ekonomik sömürü ile iktifa edecek ancak vatan topraklarımızı ilhak etmeyecekti. İskenderun Sancağı bile uzun vadede Fransızlarda kalmayacak, en fazla manda altındaki Suriye'nin bir parçası olacaktı. Zekasına şapka çıkarmamanın mümkün olmadığı Mustafa Kemal, bu basit gerçeği görmüş, harbin Yunanlılara yönelik olacağını tespit etmiş, Erzurum'a giderken uğradığı Sivas'ta ve Erzurum Kongresi esnasında bunu birçok kişiye de anlatmıştır yani O, Anadolu'nun gerçek kurtuluşunun aslında büyük toprak kayıplarının olduğunun zannedildiği I.Dünya Harbi'nde sağlandığını, Türk Milleti'nin ve memleketinin bekasını İttihadçıların ve Talat Paşa'nın temin ettiğini çok iyi biliyordu.
Osmanlı Devleti'nde bekası her ne pahasına olursa olsun temin edilecek toprak Anadolu, nüfus da Anadolu sakinleri Müslümanlardı. İşte 1913'teki Rum göçürtmesi ile 1915 Ermeni Tehciri gerekli "mıntıka temizliği"ni sağlamış ve Anadolu'nun ebedi Müslüman Türk yurdu oluşunun önündeki engelleri kaldırmıştı. Tuna, Makedonya, Batı Trakya buralarda gayrimüslim nüfus olduğu için elimizden alınmıştı. Sıra Anadolu'ya gelmişti çünkü Batılılar nezdinde bir yerde Hıristiyanlar çoğunluğu teşkil etmese de o yerleri Müslümanlardan almak bir "iman şartı" idi. İşte Talat ve İttihadçılar bu "iman şartı"nın vasatını büyük oranda ortadan kaldırmıştı.
Mesele şu: Varlığını Yunan işgaline borçlu bir kısım Kemalist, Atatürkçü, seküler ve hatta Türkçü gariptir Yunan aşkında sınır tanımıyor. Bu ayıptır. Yunan adalarına "buraları bir zamanlar bizimdi, Namık Kemal burada görev yapmıştı" diyerek gitmek başka, rakı-balık, sirtaki için gitmek başkadır."
Sosyal medyada tepkiler ikiye bölündü
Küçükkılınç'ın açıklamaları sosyal medyada geniş bir tartışma başlatırken, kullanıcılar arasında görüş ayrılıkları oluştu. Bir kesim, tarihsel hafızanın korunması gerektiğini savunarak Küçükkılınç'a destek verirken; diğer kesim ise güncel turizm tercihlerinin geçmişle bu şekilde ilişkilendirilmesini eleştirdi. Tartışmaların merkezinde, Türk turistlerin Yunan adalarına yönelik artan ilgisi, tarih bilinci, seküler yaşam tarzı ve milli hafıza konuları yer aldı. Yunan basınında yer alan Midilli haberi ise iki ülke kamuoyunda da yeni bir tartışma başlığını beraberinde getirdi.