ABD'nin 'Maduro Operasyonu' petrolden çok daha fazlası

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ABD tarafından alıkonuldu. ABD Başkanı Trump, "Çok fazla petrolleri var. Ve bu ülkeyi biz yöneteceğiz" dese de uzmanlar asıl meselenin kritik mineraller olduğu görüşünde. 'Mavi Altın' olarak bilinen kolton bu noktada öne çıkıyor

Kaynak : TRT
Haber Giriş : 05 Ocak 2026 12:48, Son Güncelleme : 05 Ocak 2026 16:50

ABD Başkanı Donald Trump, uzun zamandır diline doladığı Maduro'nun ülkesini önce havadan, ardından denizden ablukaya aldırdı. Venezuela son haftalarını da 'tam izolasyon' ile geçirdi.

Hal böyle olunca Maduro'nun daha fazla dayanamayacağı biliniyordu. Ancak kimse bu kadar 'kolay' bir son beklemiyordu. Kolay diyoruz çünkü ABD Başkanı'na göre özel timin Maduro'nun konutuna girmesi, onu ve eşini alıkoyup helikopterle bölgeden ayrılması 6 dakikada sürdü.

Sonrasını zaten hemen herkes biliyor. Maduro ve eşi ABD'ye götürüldü. Trump kameraların karşısına geçti. Ülkesinin ne kadar güçlü olduğunu vurguladı, herkesin gözünün içine baka baka "Venezuela'nın çok fazla petrolü var. Ve biliyor musunuz o ülkeyi artık biz yöneteceğiz." dedi.

Elbette bu olayın uluslararası hukuk başta olmak üzere çok farklı alanlara yansımaları var. Ancak biz petrol vurgusundan yola çıkarak Venezuela'nın yeraltı zenginliklerinin bu özel operasyonun neresinde olabileceği sorusuna yanıt arayacağız.

"Venezuela içinden de ABD'ye destek var"

Hüsamettin Aslan bölgeyi yakından takip eden isimlerden biri. Aktif görevdeki devlet başkanının, farklı bir devletin özel operasyonuyla kelepçelendiği başka olay anımsamadığını söyleyerek anlatmaya başlıyor.

Operasyon kısmı için küçük bir parantez açıyor. Venezuela güçlerinin en ufak karşı bir hamlede bulunmamasının 'muhtemel bir anlaşma' iddiasına bizi daha da yakınlaştırdığını belirtiyor.

Ülkedeki ekonomik durum, son seçimde yaşanan meşruluk sorunu, vatandaşların artan şikayetleri gibi etmenleri sıralıyor. Tüm bunların birikmesiyle içeride de 'Maduro'yu istemeyen' geniş bir kitlenin oluştuğunu vurguluyor. Bu hoşnutsuzluğun da gerek asker gerek bürokrasi gerek halk nezdinde 'Neden karşı çıkalım ki?' sorusunu beraberinde getirmiş olabileceğini anlatıyor.

"Venezuela kritik mineraller bakımın da hayli zengin"

Hüsamettin Aslan, ABD Başkanı Trump'ın işaret ettiği 'Çok fazla petrolleri var ve artık biz yöneteceğiz' vurgusuna değiniyor. Ülkenin bu açıdan son derece zengin olduğunu ancak altyapının eski kaldığını belirtiyor. Çin'in son dönemlerde yeni teknolojiler kullanarak petrol üretiminde çok ciddi rakamlara ulaştığı bilgisini paylaşıyor.

"ABD bunu gördü. Çin'in yeni teknolojilerle Maduro'nun kapısını çalması ciddi bir risk anlamına geliyordu. 'Bu teknolojiler bizde de var ve bunları kullanarak Venezuela'dan çıkan günlük petrol miktarı kat be kat artırabiliriz' görüşü çok makul geldi Trump ve ekibine. Bu nedenle elbette ana başlıklardan biri bu. Ancak asıl üzerine konuşmamız gereken hususlardan biri de kritik mineraller." diyor Aslan.

Venezuela'da altın, nikel, lityum ve bakır madenlerinin hayli zengin olduğunu söylüyor. Sonra sözü 'mavi altın' olarak da bilinen kolton maddesine getiriyor. Elektrikli arabalardan savunma sanayiine, cep telefonlarından enerji yatırımlarına kadar pek çok alanda bu maddenin hayati önemde olduğunu belirtiyor. "Venezuela'nın kolton rezervleriyle Tesla'nın kurucusu Elon Musk'ın Maduro'nun düşmesine ilişkin yazdığı destek tweetlerini birlikte okumak gerek." yorumunu yapıyor.

ABD'nin müdahalesine Çin ve Rusya neden sessiz kaldı?

Bu soruya kısa ve net bir yanıt veriyor Aslan. Her iki ülkenin de 'kaybedeceği neredeyse kesin olan bir isme' daha fazla yatırım yapmak istemediğinin altını çiziyor. Rusya'nın başında Ukrayna meselesi olduğunu Çin'in de Venezuela'ya verdiği milyarlarca dolar borcu geri alırken zorluk yaşadığını söylüyor. İçeride Maduro'ya verilen desteğin giderek azalmasıyla birlikte hem Moskova hem Pekin hattında 'Neden kendimizi bu isim için ABD'nin önüne atalım ki?' görüşünün öne çıkmış olabileceğini vurguluyor.

Tabii bu noktada hepimizin aklındaki en temel sorulardan biri 'Venezuela'da yaşananların Türkiye'yi nasıl etkileyeceği?' meselesi. Hüsamettin Aslan, bu konuda şunları söylüyor:

"Trump'ın ikinci döneminde en önemli hedeflerinden biri Amerika kıtasını tam kontrol altına almak. Kanada, Grönland gibi yerleri de istediğini açıkça ifade etti. Küba, Kolombiya ve çevre ülkelerin liderlerine 'arkalarını kollasalar iyi olur' mesajı yolladı. ABD'nin kıtaya dönüşünü temel alan Monreo Doktrini meselesini daha sık duyacağız. ABD, yeni dönemde Avrupa'nın işlerine karışmak, gücünü orada tüketmek istemiyor.

Ancak Orta Doğu arkasını dönüp gidebileceği bir yer değil. Bu nedenle yakın zaman önce yayınladıkları Ulusal Güvenlik Strateji belgelerinde Türkiye 'Orta Doğu'da çalışılabilecek en güçlü aktör' olarak tanımlanıyor. Trump ve ekibi Türkiye'yi bölge için en önemli ortak olarak görüyor.

Yakın gelecekte ABD Başkanı Trump'ın tehdit ettiği diğer ülkelerle ilgili de somut adımlar atacağını ama bu süreçte Ankara ile arasını bir şekilde iyi tutacağını düşünüyorum."


Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber