Bahçeli'den ABD'ye Maduro tepkisi: 'Yapılan haydutluk'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD'nin Venezuela operasyonuna tepki gösterdi, "Maduro'ya yapılan hukuk dışıdır, haydutluktur. Seçimle gelenin seçimle gitmesi demokrasi normudur" dedi. Bahçeli, "Yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle şiddetle her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum" ifadelerini kullandı.
MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
İşte MHP lideri Bahçeli'nin konuşmasından bazı satırbaşları:
Cumhur İttifakı, bu gayenin icra ve ifa amacındadır. 21. yüzyılın ikinci çeyreğini Türkiye ve Türk Milleti'nin lehine çevirmek mümkündür. Bu istikametin rotasında, kararlı adımların birbirini dengeli şekilde takip ve temin etmesi asıl olmalıdır. Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın bereket vadisinde muazzam gelişmelere imza atmak; ülkemizi ve milletimizi hayal ve hedeflerimizin müstesna sınırlarına taşımak elimizde ve imkanlarımız dahilindedir. 21. yüzyılın ikinci çeyreği bizleri 2053'e, yani İstanbul'un Fethi'nin 600. yıl dönümüne götürecektir. Bu tarihteki ulaşılabilir stratejik hedefimiz, bugün atacağımız güçlü temellerle süper güç Türkiye'yi inşa etmek olmalıdır. Ayakları yere basan, analitik ve gerçekçi bir fikir tezekkürüyle diyebilirim ki; yeni yüzyıl, süper güçle tahkim edilmiş bir Türkiye'ye gebedir.
'Zirveler kartalsız, coğrafyalar bozkurtsuz, gönüller kızıl elmasız olmaz' diyerek yürüyeceğiz, yükseleceğiz, muzafferliğin mührünü bu yüzyılın alnına vuracağız.
Süper güç Türkiye'nin engellenmesi diye bir şey de söz konusu değil
Yüklerini atmış, bağımlılık katsayısını azaltmış; ekonomik büyüme, sosyal gelişme ve milli bütünleşme mihverinde zincirlerini parçalamış; kalkınma ve gelişme dinamiklerini eş zamanlı hayata geçirmiş milli ekonomimizle kutuplaşmayı törpüleyip kucaklaşmayı takviye ve teşvik eden ahlaki temizlikle çerçevesi çizilen; köklü siyasal ve demokrasi kültürümüzle, asırlara sari olmasının yanında kudret ve kifayetle harcı karılan felsefesi, teamülü, gelenekleri ve hepsinin öncesinde hukuki vasfı ve hükümran mazisiyle dünya çapında muharrik ve müteyakkız farkla sivrilen Türk devlet ve yönetim müktesebatımızla; "Ölürsem şehit, kalırsam gazi" diyen şerefli millet fertlerinden mürekkep büyük Türk milletiyle; sanayiden tarıma, turizmden doğal kaynaklara, eğitimden sanata, enerjiden ulaştırmaya kadar dev bir potansiyel olan Türk gençliğiyle; çevremizde birleşip istikrar, güven, gelecek, kardeşlik, barış, zenginlik ve huzur vaat eden Türk kuşağıyla; önü alınan değil, ön alan ve önce olan; dar seçeneklere sıkışıp kalan değil, daima seçenek üreten, hamle üstünlüğünü kazanan; durgunluk yerine vızır vızır hareket içinde seyreden, donmak yerine akışta demetlenen; arabulucu ve yatıştırıcı özellikleriyle ihtilaflı tarafları buluşturabilen, dahası bir masa etrafında toplayabilen yeni yüzyıl diplomatik vaziyet ve vizyonumuzla, savunma sanayiinde altın çağımızla birlikte; sabrın ve şükrün kümesinde inançla değer üreten Türk markalarını dünyanın her yerine götüren; ekmeği büyüten, erdemi teşmil eden; yeni nesil teknoloji katılımlarını kendi sahalarına uyarlayabilen müteşebbis ve iş insanlarımızın caydırıcılığıyla; kahramanlığı, inancı, vatan sevgisi ve mücadele kabiliyeti destansı seviyede bulunan asker ve polisimizle; nihayet terörü hayatımızdan sürüp çıkaran, terörsüz Türkiye hedefinin adım adım gerçekleşmesiyle biliniz ki başaramayacağımız hiçbir şey yoktur, yapamayacağımız hiçbir şey yoktur. Süper Güç Türkiye'nin engellenmesi diye bir şey söz konusu olamayacaktır. İşte Milliyetçi Hareket Partisi, bu anlayış ve ahlaki mizan kapsamında; şevkle, özveriyle, özgüvenle ve özdisiplin içinde çalışıp sahadaki siyasi ve psikolojik üstünlüğünü korumaktadır.
Uluslararası hukuk uzun senelerdir çöp tenekesinin dibinde
Meşhur filozof Platon'a atfedilen şu sözle, gündemdeki mahut ve malum gelişmeleri ele alma düşüncesindeyim. Şöyle diyor Platon: "Bir insanı zorda bırakmak istiyorsanız, ona bir tanım sormanız yeterlidir." Bugünkü tablosuyla iç karartan, iflasın ve imanın kıyısında adeta can çekişen, hatta fiilen ve hukuken entübe edilen uluslararası müesses nizamı içine kaydığı feci ortamla eklemleyerek tanımlasaydık, acaba en isabetli tarifi nasıl yapardık? Hakikatin simasıyla kavram ve kelimelerin can evine nüfuz etsek bile, "yeni dünya düzeni" masalını; azgınlaşan Siyonist-emperyalist küstahlığı ahlak, adalet ve hukuk ölçeğinin evrensel parametreleriyle izah etmek kabil midir?
Bal yapmayan arıların kovanı gibi uğuldayanların palavralarını bir kenara bırakırsak; gerçekten bugünkü kaotik ve despotik dünyanın tanımı kolayca yapılacak cinsten değildir. Esasen uluslararası hukuk uzun senelerdir çöp tenekesinin dibindedir.
İkinci Dünya Savaşı'nı müteakip, küresel emperyalizmi doymak bilmeyenler; ne hak tanımış, ne hukuk bilmiştir. İnsanlık tarihinin geneline ışık tuttuğumuzda; askeri, silah ve teknoloji üstünlüğüne sahip ülkelerin daha ceberrut, daha tahakkümcü olduğunu sayısız misalle teyit ve tespit etmemiz mümkündür.
Hukukun gücü yerine güçlülerin hukukunun amir ve hakim olması yeni bir durum değildir. Bu nasıl olur demeyin; maalesef olmuştur. Daha olacakların da önü açıktır. İnsan hakları bilinmez bir yerdedir. Meçhul bir zehirle mahzende kilit altındadır ve ölüme terk edilmiştir.
ABD'ye Maduro tepkisi: Haydutluk
Konuşmamın başından itibaren vurguladığım 21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde, tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma ve kaçırma vakası yaşanmıştır.
Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz 'Karayip Korsanları' filmi, resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş; film seti Venezuela'nın başkenti Karakas'ta kurulmuştur.
Öncelikle seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela Devlet Başkanı Maduro'ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor; topyekün lanetliyoruz.
Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık; hiç kimseye hak değildir, hiçbir ülkenin de imtiyazı olamaz.
Seçimle gelenin seçimle gitmesi demokrasi normudur
Bunun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile, bunun silahlı ve zora dayalı tecriyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz. Muhatap Venezuela halkıdır. Sorumluluk Venezuela halkınındır. Seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin suçu oranında kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur. En azından genel geçer kabul ve kuralın meşruiyet temeli bu olmalıdır.
Zorla lider transferi yapılmıştır
Venezuela örneği ne ilktir, ne de son olacaktır. Ancak bir devlet başkanının, ülkesinin başkentinde istihbarat sızmasıyla başlayan kombine bir saldırı planlamasıyla; gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklenerek alınması, hukukun ilk kez bu denli ayaklar altına alındığı bir vakadır. Bu olacak şey değildir. Bu sineye çekilecek bir durum değildir. Dijital çağın yeni tür meşguliyet taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle zorla lider transferi yapılmıştır. Tarihte barbar kavimler Roma'yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak'ı 3 Ocak'a bağlayan gece yarısı Karakas'ta sahnelenmiştir.
15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekici
Bu müfrit ve mütehakkim tablonun, ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. 3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere, Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro'yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur.
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris'te bulunurken doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle; bugün Maduro'yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır.
15 Temmuz'da casus ve vahşi bir örgütü maşa olarak kullanıp üzerimize salan Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela'da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir.
FETÖ ihanetiyle, Venezuela'daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü
İlk olarak milletimizin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çarpıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle, Venezuela'daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulüdür. Tek fark şudur: Birisi uyumamış ve direnmiştir; diğeri uyumuş ve teslim olmuştur. Biliyoruz ki, susuz sahada düşman uyumayacaktır. Şayet uyursak, uyuklarsak, uyuşursak; unutmayınız ki İzmir'e kaçış kaçınılmazdır.
Venezuela meselesi, dünyanın üzerine eski bir harabe gibi çökmüş; depremden sonra yıkılan çok katlı binalar misali enkaza dönmüştür. Bunun altından nasıl kalkılacağı, üçüncü dünya savaşının çatısı örülen ve tutuşturulmak istenen kıvılcımının önüne nasıl geçileceği muammaya dönüşmüştür.
Trump'ın yeni hedefleri Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Grönland
Trump'ın yeni hedefleri Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Grönland'dır. Tezahür eden akıl ve izan tutulmasının tekmil halindeki egemenlik ve hukuk yarılmalarının dünyayı kademe kademe felakete taşıdığını fark etmemek için yalnızca üç maymunu oynamak yeterlidir. Konu ne narko-terör meselesidir, ne de otoriterleşen devletler veya yöneticiler konusudur. Bunun çok daha derininde, çok daha ötesinde; hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçmesidir.
ABD'nin asıl hedefi altın başta olmak üzere değerli maden ve mineral ticaretine hükmetmek
Trump'ın sağduyusu, ahlaki melekeleri buharlaşmıştır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın "Venezuela'yı biz yöneteceğiz" demesi; enerji kaynaklarına çökme mesajı niteliğinde, yenilenmiş sömürgeciliğin ve yeniden kurgulanan emperyalist yayılmacılığın dekoratif karanlık yüzünü deşifre etmiştir. Amerika Birleşik Devletleri'nin asıl hedefi; enerji akışının kontrolü, altın başta olmak üzere değerli maden ve mineral ticaretine hükmetmek; aşılan siyasi, askeri ve ekonomik cephelerle bir ülkenin neyi yoksa aşırmak ve el koymaktır.
Tüm dünya yakın tehdit markajında
Esasen tüm dünya yakın tehdit markajındadır. Ağır aksak işleyen, yaralı bereli olsa bile canlılık emaresi gösteren küresel blokların sertleşerek sivrilmesine rağmen diyalog ve diplomasi kanallarını açık tutmayı sağlayan, kurallara dayalı uluslararası düzen mekanizması artık tıkanmış ve ölümcül bir tırpan yemiştir.
Şimdi anlaşıldı mı iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz?
Sonrası için akıl yürütmek, öngörüde bulunmak, yarınlarda ne olacağını kestirmek imkansız olmasa da bir hayli zordur. Venezuela örneği, bize aynı zamanda iç cephenin hayatiyeti ve müessiriyeti hakkında ibretlik ipuçları da vermiştir.
Doğrudan teslimiyet olmadan; devlet ricalinde, askeri ve güvenlik bürokrasisinde, siyasi ve stratejik makamlarda devşirilmiş insanlar bulunmadan bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte gece yarısı yatağından almak hiç kimsenin, hiçbir muhasım gücün yapabileceği bir şey değildir.
Şimdi anlaşıldı mı iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz? Şimdi anlaşıldı mı terörsüz Türkiye hedefindeki ısrar ve irademiz? Şimdi anlaşıldı mı birliği, dirliği, kardeşliği ve dayanışma azmimizi savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız? Şimdi anlaşıldı mı? "Türk'ü sevmeyen Kürt, Kürt'ü sevmeyen de Türk olamaz" dedik ve beyanımızdaki samimiyetle saf tuttuk.
Dünya çok tehlikeli bir kriz içinde
Dünya çok cepheli, çok aktörlü, çok bilinmeyenli ve çok tehlikeli bir kriz içindedir. Birleşmiş Milletler Teşkilatı artık inandırıcılık vasfını, ikna kabiliyetini ve bağlayıcı karakterini kaybetmiştir. İnsan hakları zulmün değirmeninde öğütülmüş; demokrasi ve özgürlükler emperyalizmin marangozhanesinde hızara verilmiştir. Uluslararası hukuk, bekletildiği askıdan paldır küldür indirilmiş; asılma ve can verme safhasına çekilmiştir. Dünya genelinde devlet başkanı dokunulmazlığı tartışmaya açılmıştır.
Küresel denge kayboldu
Sandıkla gelmek, sandıkla gitmek; demokrasi ezberlerinin ardına saklanmak, sadece mevzi mücadelelerinin aparatına dönüşmüş; bunun da ötesinde, göz boyayan rejim ve sistemleri bir noktada iştah ve terbiye etmek için tertip edilen bir orta oyunu hüviyetine bürünmüştür. Küresel denge kaybolmuştur. Jeopolitik depremler, ticaret savaşları, ekonomik operasyonlar, siyasi hesaplaşmalar, diplomatik kutuplaşmalar, asimetrik ve vekalet savaşları kıtaları sarsmış, ülkeleri karşı karşıya getirmiştir.
Vekalet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısı, belki de daha fazlası, şu an küresel arenada tedavül halindedir. Venezuela'ya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır. Vekalet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir.
İran diken üstünde
İran diken üstündedir. Sokaklar kaynamaktadır. Halk gergindir. Her ihtimal gündemdedir. Muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır. Gazze'de süregelen soykırım; Somali, Yemen, Sudan, Etiyopya ve Kızıldeniz için alan Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'ni kamplaştıran egemenlik arayışları; Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına giren savaş hali; barış, huzur ve güvenlik arayışlarının duvara tosladığının en kısa göstergesinden başka bir şey değildir.
Maduro'yu suçlayan ABD'nin Netanyahu'nun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir?
Maduro'yu suçlayan Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin hakkında yakalama kararı verdiği soykırımcı Netanyahu'nun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir? Bu durum, ahlaken ve hukuken çürüyen uluslararası sistemin irileşmiş bir safrası olarak değerlendirilmeyecek midir?
Kan kokusu almış bir köpekbalığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmi
Emperyalizmin kudurma aşamasına kan iç içe geçmiştir. İştahı kabartan petrol, her zilleti ve rezaleti mübah hale getirmiştir. Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle ifade edersek; kan kokusu almış bir köpekbalığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir. Şunu açık yüreklilikle söylemeliyim ki; at hırsızlığıyla enerji ve değerli maden hırsızlığı arasında içerik olarak hiçbir ayrım ve farklılık yoktur.
Dünya çok riskli ve güvensiz
Maduro'ya yöneltilen uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma suçlamalarının yargılama bahanesi, karanlık ve katıksız emperyalist adımların maskelenme çabasından başka bir şey değildir. Dünya çok riskli ve güvensizdir. Trump'ın, 1823 tarihli Monroe Doktrini'ne dayanarak "arka bahçesi" olarak gördüğü coğrafi alanlarda stratejik, silahlı ve siyasi düzenlemeler yapması yasa dışıdır; ahlak dışıdır; insanlık değerlerine ve ülkelerin egemenliklerine karşı yeni bir savaş pozisyonuna geçmenin ilanıdır.
ABD Kongresi acilen devreye girmeli
Amerika Birleşik Devletleri Kongresi acilen devreye girmeli; Trump yönetiminin anayasa ve uluslararası hukuka aykırı siyasi ve askeri tasarruflarını sona erdirecek kararları hızla ve sırasıyla almalıdır.
Maduro ülkesine iade edilmeli
Maduro ülkesine iade edilmelidir. Venezuela'nın kaderi bu ülkenin halkı tarafından tayin edilmelidir. "Önce Amerika" sloganı atarak tüm ülkelere parmak sallayan nevrüzlu kovboylara; "Önce insanlık, önce hukuk, önce yaşanabilir ve huzurlu bir dünya" mesajı verilmelidir. Latin Amerika veya Güney Amerika'dan doğacak istikrarsızlık ve iç bölünme dalgalarının diğer coğrafyalara eklemlenip genişlemesi, çok vahim gelişmeleri tetikleyecektir.
Hür dünya, ABD'nin dayatmasına karşı ayağa kalkmalı
Hür dünya, Amerika Birleşik Devletleri'nin dayatmasına karşı ayağa kalkmalıdır. Demokrasi ve hukuk şerefine herkes, hepimiz, bütün insanlık sahip çıkmalıdır. Aksi halde bugünün suskunluğu ve ürkekliği, gelecekte korkunç hadiselerin mayasını çalacak ve kabartacaktır.
Küba'dan Nikaragua'ya, Haiti'den Dominik Cumhuriyeti'ne, Guatemala'dan Şili'ye; Afganistan'dan Irak'a, Vietnam'dan Suriye'ye varıncaya kadar görülmedik, izlenmedik, işitilmedik daha doğrusu oynanmadık kanlı oyun kalmamıştır. İnsan bir kez ölür; o da şerefli olmalıdır.