Erdoğan Necip Fazıl Ödülleri'nde konuştu: Fikrin varsa aciz değilsin!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKM'de düzenlenen 12. Necip Fazıl Ödülleri töreninde önemli açıklamalarda bulundu. Necip Fazıl Kısakürek'in davasını omuzlayan bir gençliğin yetiştiğini görmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, kültür-sanat dünyasındaki "ideolojik kabile" döneminin sona erdiğini vurguladı. Filistin'deki zulme karşı kalemini kalkan yapan yazarları selamlayan Erdoğan, "Batı'nın distribütörlerinin yerini artık ayakları bu topraklara basanlar alıyor" diyerek Türkiye'nin yeni dönem kültürel vizyonunu ilan etti.

Kaynak : Anadolu Ajansı
Haber Giriş : 09 Ocak 2026 20:58, Son Güncelleme : 09 Ocak 2026 21:39
Erdoğan Necip Fazıl Ödülleri'nde konuştu: Fikrin varsa aciz değilsin!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenlenen 12. Necip Fazıl Ödülleri Töreni'ne katıldı.

Buradaki konuşmasına İstanbul'a olan sevgisini vurgulayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yedi tepe üstünde zamanın gergef işlediği Aziz İstanbul'umuzda sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum." ifadelerini kullandı.

"Hak bildiği yolda gözünü budaktan sakınmadı"

Türk edebiyatı ve düşünce dünyasının önemli isimlerinden Necip Fazıl Kısakürek'i rahmetle yad eden Erdoğan, şunları kaydetti;

Şairler Sultanı, büyük mütefekkir, hak bildiği yolda gözünü budaktan sakınmayan büyük dava ve aksiyon adamı Üstat Necip Fazıl Kısakürek'i bir kez daha rahmetle yad ediyorum. 2023 senesinde dualarla son yolculuğuna uğurladığımız üstadın en büyük oğlu Mehmet Kısakürek'e aynı şekilde Allah'tan mağfiret niyaz ediyorum.

2025 yılının şubat ayında vefat eden Hattat Hasan Çelebi'ye rahmet dileyen Erdoğan, "Hattatların Reisi Hasan Çelebi hocamızla birlikte; geçmişte Necip Fazıl Ödülleri'ni tevdi ettiğimiz Nuri Pakdil'e, Teoman Duralı'ya, Rasim Özdenören'e, Ahmet Özalp'a ve Nevzat Atlığ'a da Cenab-ı Mevla'dan rahmet diliyorum. Bu isimlerin her biri inşallah daha nice yıllar boyunca hep minnetle, hep şükranla, hep kemal-i hürmetle yad edilecek." ifadelerini kullandı.

Bu isimlerin Türkiye'nin kültürel birikimine sunduğu katkıların önemine değinen Erdoğan, "Hepsi inanıyorum ki gelecekte de bir fener misali yolumuzu, ufkumuzu ve zihnimizi aydınlatmaya devam edecek. Cümlesine rahmet olsun." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti;

Memnuniyetle müşahede ettiğim bir hususu burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Şimdi bakınız değerli dostlar; 2014'ten bu yana geleneksel olarak her yıl sahipleriyle buluşturduğumuz Necip Fazıl Ödülleri, bugün geldiğimiz nokta itibarıyla sanat ve düşünce dünyamızda kanon oluşturucu bir nitelik kazanmıştır. Bu ödüller tam da 12 yıl önce tahayyül ettiğimiz şekilde kültür, sanat ve fikir dünyamıza yeni bir pencere açmıştır. Türkiye'nin kültür sanat havzasını çoraklaştıran 'al gülüm ver gülüm'cü anlayışın önemli ölçüde kırılmasına katkı sunmuştur. Türkiye'nin kültür sanat havzasını çoraklaştıran "al gülüm ver gülümcü" anlayışın önemli ölçüde kırılmasına katkı sunmuştur.

"İnsana dair hasletlerin hızla tükendiği bir çağda yaşıyoruz"

İşte bugün burada olduğu gibi ödül sahiplerimizin birbirinden kıymetli eserleri, eşsiz güzelliklerle dolu medeniyet bahçemizi yeni ürünlerle, yeni çiçeklerle süslüyor. Üstelik bu eserler yeni nesillerin ve genç kalemlerin sıhhatli bir kültür sanat ikliminde yetişmesine de vesile oluyor. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; insana dair hasletlerin hızla tükendiği ve tüketildiği bir çağda yaşıyoruz. Küreselleşmeyle birlikte kültürel bir yozlaşma, kültürel bir çölleşme de tüm dünyayı etkisi altına alıyor. Dijital teknokültürün pek çok alanda olduğu gibi edebiyatta da yön ve anlam krizine yol açtığı bir dönemde, gençlerimiz için pusula işlevi gören Necip Fazıl Ödüllerimizi bu bakımdan son derece kıymetli buluyorum. Sizler üstadın hayalini kurduğu gençliğin yolunu kaybetmemesi ve daima istikamet üzere olması için çok mühim bir misyonu yerine getiriyorsunuz. Rabbim hepinizden razı olsun, emeklerinizi inşallah hayra ve berekete tebdil eylesin diyorum.

Ödüllerini takdim edeceğimiz yazarlarımızı, şairlerimizi, sanatçılarımızı şahsım ve milletim adına ayrı ayrı tebrik ediyorum. İçinde bulunduğumuz çağın tükenmeye yüz tutan fikir ve sanat madenine eserleriyle yeni damarlar açan siz kardeşlerime teşekkür ediyorum. Son derece titiz bir değerlendirme süreciyle ödül sahiplerimizi belirleyen jüri üyelerimize şükranlarımı iletiyorum. Üstadın fikir ve sanat mirasına dört elle sarılıp bu sene de ödül törenimizi başarıyla tertipleyen Star Gazetesi'ni ve Kültür Bakanlığımızı kutluyorum.

Necip Fazıl demek her şeyden önce vakar ve cesaret demektir. Zira gençliğin fikir hamurunu çilesiyle yoğuran üstada göre, hakim bir dava mahkum bir eda ile anlatılamaz. Onun tasavvurunda zafere vasıl olmak, müjdeye nail olmak ancak eza ve cefaya katlanmakla, zorluk ve baskılara göğüs germekle ama daima dik durmakla mümkündür. Üstat bu prensibini "Allah ızdırabını çektirmediği şeyin nimetini vermez" sözüyle açık ve net bir şekilde dile getirmiştir. Şurası da mühimdir; o Müslümanı yüzünün her hattında tevhid kaleminden bir satır okunan kimse olarak görmüştür. Az önce ifade edildi ya; yüzünün o kırışıklıkları... İşte o çok önemli. Onu yakından tanıyan zaten üstadın yüzündeki o kırışıklıklarda adeta toprağı görür. Ve bizler de üstadın yüzündeki o kırışıklıklarda hep "topraktan geldik toprağa gideceğiz" derdik ya, işte bunu görürdük. Allah rahmet eylesin.

"Fikrin varsa aciz değilsin"

Müslümanın yüzünün yere eğilmesine, hele hele fikir planında acziyete düşmesine asla tahammülü yoktur. Bir defasında iştirak ettiği bir dost meclisinde bir arkadaşı söze şöyle başlar: "Efendim, fikri acizaneme göre..." Üstat hemen araya girer ve muhatabına celalli bir çehreyle şöyle mukabele eder: "Fikrin varsa aciz değilsin, acizsen fikir sahibi değilsin" Üstad buydu. Evet, sadece bu cümle bile Necip Fazıl'ın hayata, fikre, mücadeleye, sanat ve edebiyata bakış açısını göstermesi bakımından yeterlidir. Üstadın Sakarya şiirini ithaf ettiği aşk, vecd ve iman gençliği işte bu şuurla büyümüş, yetişmiş, Anadolu'nun dört bir yanında kök salmıştır.

Şiirden tiyatroya, hikayeden romana, tasavvuftan tenkit ve biyografi yazılarına kadar farklı türlerde verdiği onlarca ciltlik eserler; diğer pek çok hususiyetlerine ek olarak esasında bir hakikat arayışıdır. Hakikate ulaşmak, maveranın izini sürmek onda yegane amaçtır. Üstad bunu bir şiirinde şöyle ifade etmiştir: "Allah'a hakikatten yola çıkmak meşakkat, Allah'tan yola çıkıp varılan şey hakikat." İşte Üstad budur. Şiirlerini estetikle, fizik ve metafizikle, ince bir işçilikle süsleyen Necip Fazıl; tefekkürü ise sanatının hem kalesi hem de temeli haline getirmiştir. Türk şiirinin zirve bir şairi olarak Üstadın sesi kendinden öncekilerden farklıdır. Mısraları asırlık çilelerin yükünü taşır ve kendi zamanını da aşarak geleceğe uzanır.

"Üstad, ömrü boyunca zalimle ve zulümle mücadele etti"

Üstad ile tanışma şerefine nail olmuş, onun takdir ve taltifine mazhar olmuş bir kardeşinizim. Necip Fazıl, şahsımın yarım asrı bulan siyasi mücadelesinde daima özel bir yere sahip olmuştur. Biz ve bizim neslimiz; onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesi nasıl verilir, Necip Fazıl'dan bunu öğrendik. Baskılar karşısında pes etmemeyi, zulme rıza göstermemeyi, haksızlık karşısında susmamayı biz ondan öğrendik. Şair Mehmet Emin Yurdakul; "Şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir" diyor. Merhum Necip Fazıl da milleti için, inandığı değerleri ve davası için tahkikata uğramak pahasına hakkı haykırmaktan hiçbir zaman çekinmedi. Takibatlar, duruşmalar, davalar, dosyalar, iftira ve haksızlıklar Necip Fazıl'ın ve ona gönül verenlerin hakikat yürüyüşünü engelleyemedi. Ne diyor? "Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir" diyen Üstad, ömrü boyunca küfürle, kirle, kötüyle, zalimle ve zulümle mücadele etti.

Ben şu noktaya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum: Üstad, bilhassa 1970'lerin sokaklara kadar sirayet eden karanlık ve kaotik atmosferinde; kendine bir çıkış yolu arayan gençliğe istikamet çizmiş, özgüven aşılamış, tarih ve benlik şuuru kazandırmıştır. Pazarlıksız bir imanın, tefekkür ve dava bilincinin sancaktarı olan Büyük Doğu idealini genç gönüllere gergef misali işlemiştir.

Merhum Necip Fazıl'ın çilesini çektiği fikir ve aksiyon tohumlarını ektiği gençlik, hamdolsun bugün meyveye durmuştur. Türkiye Yüzyılı ülkümüze omuz veren gençlik, ülkemizin yarınlarını inşa eden gençlik işte tam da buradadır. Savunma sanayiinden siyasete, spordan kültür ve sanata, hayatın her alanında çağa mührünü vuracak "Kim var?" diye sorulduğunda, sağına soluna bakınmadan "Ben varım" diye kükreyecek bir gençlik... Şuurlu, eğitimli, vizyonlu, donanımlı; vatanına, bayrağına, devletine, milletine, tarihine, kimliğine, özüne aşkla bağlı; mazlum ve mağdurların yükünü omuzlayan, sonsuzun fethine çıkan gençlik işte buradadır.

Rabbim, Üstadın dava sancağını yere düşürmeyen bu gençlikten razı olsun. Onların ayağına taş değdirmesin. Bizleri de bu gençlikle yol yürümeye, bu gençliğin önündeki engelleri bertaraf etmeye inşallah memur ve mezun eylesin diyorum. Kuşkusuz Üstad Necip Fazıl'ı en iyi anlayanlar sanatkarlardır. Onun edebi mirasını tevarüs edenler de edipler ve sanatçılar olacaktır. Bu bakımdan Necip Fazıl Ödülleri'ni ülkemizin kültür, sanat ve edebiyat hayatının canlanması, kalitenin ödüllendirilmesi adına ben kıymetli buluyorum.

Şiir Ödülü

Bu sene sekiz ayrı kategoride dokuz kıymetli isme ödüllerini tevcih ediyoruz. Şiir ödülümüzü Celal Fedai'ye takdim ediyoruz. Şiirlerinin yanı sıra eleştiri ve poetika yazılarıyla edebiyatımızın kök metinlerinden güç alarak geleneksel olanı dönüştüren, yerleşik kabulleri sorgulayıp dünyaya yeni ve etkileyici bir perspektifle bakan Celal Fedai kardeşimi tebrik ediyorum.

Hikaye-Roman Ödülü

Bu yılki hikaye-roman ödülümüzün sahibi ise Tarık Tufan. Gündelik hayatın hüznünü, inceliğini, kırılganlığını eserlerine özenle taşıyarak bugünün nabzını tutan, özgün anlatım teknikleriyle kurguladığı romanları geniş ve nitelikli bir okur kitlesine ulaşan Tarık Tufan'ı yürekten kutluyorum.

Fikir-Araştırma Ödülü

Fikir-araştırma ödülümüzü Peren Birsaygılı Mut hanımefendiye tevdi ediyoruz. Nabzı Filistin'le atan, Gazze'de soykırımı kalemiyle kelamıyla kayıtlara geçiren, Filistinli şairleri, yazarları Türk okuyucusuna tanıtarak sağlam ve sahici edebiyat köprülerinin kurulmasına vesile olan Peren Birsaygılı Mut hocamıza emeklerinden ötürü teşekkür ediyor, kendisini tebrik ediyorum. Bu vesileyle Gazze'deki İsrail saldırılarında şehit edilen 71 binden fazla Filistinli kardeşimize Allah'tan rahmet, bir kez daha özellikle bunu niyaz ediyorum; mekanları cennet olsun inşallah. Kışın soğuğunda, son derece kısıtlı imkanlarla hayata tutunmaya çalışan, şartlar ne olursa olsun direniş ve diriliş ruhunu koruyan tüm Filistin halkına buradan dayanışma duygularımı iletiyorum. O çadırların içerisinde kışta, yağmurda, çamurda o 7'den 70'e o çocukların, annelerin halini ekranlarda izliyoruz değil mi? Konteyner gönderelim diyoruz, Birleşmiş Milletleri devreye sokuyoruz, Batı'yı devreye sokuyoruz; Netanyahu denilen firavun zaten bu işlere asla ilgi duymaz ve bunu kabul etmiyorlar. Herhalde ayet-i kerimede Rabbimiz "Ve mekerü ve mekerallah, vallahu hayrul makirin" buyuruyor. Hesapların üzerinde bir hesap var. Bunun da vakti, saati inşallah gelecek.

İlk Eserler Ödülü: Merve Uygun, Hasan Bozdaş

Necip Fazıl İlk Eserler Ödülümüzü bu sene iki genç kaleme; Merve Uygun ve Hasan Bozdaş'a veriyoruz. Öykülerinde gerçeklik zemininden kopmadan okura masalsı bir atmosfer sunan Merve Uygun'u ve şiirlerinde insanın madde olmayan kısmını adeta kanaviçe gibi işleyerek gönüllere dokunan Hasan Bozdaş'ı kutluyor, edebiyat ve düşünce yolculuklarında her iki isme de başarılar diliyorum.

Çocuk Edebiyatı Ödülü: Ayşe Sevim

Çocuk edebiyatı ödülümüzü Ayşe Sevim hanımefendiye takdim ediyoruz. Çocuklara ve gençlere edebiyatın göz hizasından bakan, didaktik olmayan bir dille hayallerden bahçeler kuran, değerlerimizi harf harf kelime kelime evlatlarımıza aktaran Ayşe Sevim kardeşimi tebrik ediyorum.

Kültür Sanat Ödülü: Dia el-Azzavi

Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat Ödülümüzün sahibi ise bu yıl Dia el-Azzavi. Görsel sanatın modern imkanlarıyla kendi coğrafyasının derin acılarını, renkli ayrıntılarını, doğunun zengin birikiminden beslenerek anıtlaştıran Dia el-Azzavi'yi canıgönülden tebrik ediyorum.

Müzik Ödülü: Bayram Bilge Tokel

Bu seneki müzik ödülümüzü ise Bayram Bilge Tokel kardeşimize tevdi ediyoruz. Biliyorsunuz, Yahya Kemal 'Musiki bizim romanımızdır' demişti. Bu tespiti biraz daha özelleştiren Tanpınar'a göreyse 'Türküler bizim romanımızdır.' Milli varlığımızın, hislerimizin ve hayata bakışımızın hazinesi olan türküleri; gerek icrasıyla gerekse teorik yazılarıyla yaşayan ve yaşatan Bayram Bilge Tokel'i yürekten tebrik ediyorum.

Saygı Ödülü: Hasan Aycın

Necip Fazıl Saygı Ödülümüzü ise çizgileriyle konuşan, çizgileriyle anlatan ve dünyaya çizgileriyle bakan Hasan Aycın hocamıza tevcih ediyoruz. Dünya standartlarını aşarak kendine özgü bir çizgi dili geliştiren, kalemini insani olan her değere ve insanlığın vicdan sızısına adayan büyük usta Hasan Aycın'ı tebrik ediyorum. Hasan Aycın hocamızla birlikte Necip Fazıl ödüllerine layık görülen tüm kültür, sanat ve edebiyat erbabımızı bir kez daha ayrı ayrı kutluyorum.

Son olarak şunları da eklemek istiyorum: Bugün bir kez daha gördük ki Türkiye; dış politikada, savunma sanayiinde ve ekonomide olduğu gibi kültür-sanatta da zincirlerini parçalıyor. Kendisine zorla giydirilen elbiseyi, hamdolsun, orada da yırtıp atıyor. Bu ülkede on yıllar boyunca ideolojik kabile üyeleri dışındaki kimseye nefes aldırmayanların; kendisini okumuş, aydınlanmış ve ilerici görüp diğer herkesi cahillikle itham edenlerin devri, fikir hayatımızda da son buluyor. Batı'nın ülkemizdeki distribütörlerinin yerini artık ayakları bu topraklara basanlar alıyor. Bunu ülkemizin aydınlık geleceği adına çok önemsiyorum. Yarın her alanda daha iyi yerlerde olacağımıza yürekten inanıyorum.

Bir keresinde, şimdi hatırlıyorum; Üstat mahkemeye çıkıyor. Mahkemeye çıktığında da tabii hakimler kendisini çok iyi tanıyorlar, sürekli karşısında. 'Artık bıktık senden' diyorlar. Üstadın verdiği cevap çok enteresandır: 'Siz burada hakim, ben de burada yolcu olduğum sürece ben buraya daha çok uğrarım' diyor. Üstat bu. Onun için de unutmayın; bizler bu yolda yolcu oldukça, birileri de hancı oldukça biz bu hana daha çok uğrarız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle programda emeği geçen herkese tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. Merhum Necip Fazıl Kısakürek'i bir kez daha rahmetle, minnetle, özlemle anıyorum. Onun hatırasını yaşattığı için Star Gazetesi'ne şükranlarımı sunuyorum.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber