Tohumculuk Yapılanmasında Neredeyiz?
Tohumculuğun sorumluluğu kimde? Özel Sektörün tohumculuktaki yirmi yıllık performansı
beklenen seviyede mi? Her önüne gelenin tohumculuk yapması neden önlenemiyor?
Al satcı yapı ile tohumculuk özel sektörü gelişebilir mi? Tohumcu Birliklerin
yönetim ve yönlendirmede sektöre katkısı yeterli düzeyde mi?
Tohumculuğun sorumluluğu kimde?
Tohumun önemini bilmeyen ve kabul etmeyen yoktur. Tohum tüm canlıların beslenmelerinde
temel unsur olduğu için su gibi hava gibi değerli ve gereklidir. Sürekli çoğaltılması,
korunması ve gelecek nesillere aktarılması gerekir. Bu sürecin kesintisiz bir
şekilde devam ettirilmesi için tohumculuk faaliyetleri sürekli güncellenerek
güvenli bir şekilde sürdürülmelidir. Bu alanın sorumluluğu genelde tüm insanlığa
özelde ise bu alanda hizmet veren veya ticaret yapan resmi ve özel kurum ve
kuruluşlardadır.
Ülkemizde tohumculuk uzun yıllar boyu devlet odaklı bir yapı olarak yol almıştır.
5553 sayılı Tohumculuk Kanununun çıkarılması ile 2006 yılından itibaren de özel
sektör daha aktif bir şekilde tohumculuk sektöründe rol almaya başlamıştır.
Tohumculukta özel sektör, üretimden satışa, eğitim ve kılavuzluktan, bu alanda
birlikler kurmaya kadar devlet tarafından her alanda desteklenmiştir/desteklenmektedir.
Ülkemiz tohumculuğunun kaderini kim belirliyor?
Devletin, Bitkisel Üretim, Tarım İşletmeleri, Tarımsal Araştırma, Toprak Mahsulleri
gibi köklü kuruluşları olmasa özel sektörün tohumculuk alanında bugünkü mesafeye
gelmesi de mümkün olmayacaktı. Bu kurum ve kuruluşlar her ne kadar varlıklarını
yeterince güçlendirememiş olsalar da, geçmişten gelen güçle özellikle başlangıç
ve kademeli tohum üretiminde kaliteyi ve üretim miktarını belli seviyenin üzerinde
tutması ülkemiz tohumculuğunun kaderini belirlemektedir.
Özel Sektörün tohumculuktaki yirmi yıllık performansı beklenen seviyede mi?
Tohumculuk alanında 20 yıldır devletin büyük desteğine, yapısal ve kanunsal
imkanlara rağmen tohumculuk özel sektörü sayısal olarak büyümüş ancak kalite
ve etkinlik olarak yeterince büyüyememiştir. Bu durum, bu haliyle tohumculuk
alanında özel sektörün kapasitesini ve sınırlarını kendiliğinden belirlemektedir.
Tohumculukta özel sektörün, verilen güçlü desteğe ve imkanlara rağmen yirmi
yılda beklenen performansa ulaşamamasının altında yatan nedenler, aslında bilinen
nedenler ve alışkanlıklardır.
Tohumculuk alanında özel sektörün temsilcisi konumunda olan ve bu alandaki
sorumluluğu 5553 saylı kanunla tek başına yüklenen Türkiye Tohumcular Birliği
ile bu birliğe bağlı konu bazlı birliklerin kendilerini yapısal olarak yenileyememeleri
ve yetkin bir kurumsallık kazanamamaları, en bariz nedenlerden biridir. Dinamik
bir yapı olan ve küresel rekabet ortamı yüksek olan tohumculuk sektörünü; tekdüze
bir yapı ve anlayışla geleceğe taşımak mümkün değildir. Öncelikle kanun nezdinde
bu oluşumların yapısal ve işlevsel konumları, gelinen nokta ve güncel koşullar
dikkate alınarak tekrar ele alınmalıdır.
Her önüne gelen tohumculuk yapmamalıdır!
Tohumculuk sektörü, birliklerin üye sayısı endişesiyle yorumsuz geçtiği, önüne
gelenin tohumculuk yaptığı bir sektör olmaktan çıkarılmalı, birçok önemli alanda
olduğu gibi sadece ticari kaygılar değil kalite ve güvenliğin ön plana çıktığı
bir sektör olmalıdır.
Özel sektörün lokomotifi olacak lider tohum firmaları oluşmasının önü açılmalıdır.
Birlik yapılanması büyük firmaları temsilden uzaktır. Bakanlığın bu haliyle
büyük firmalarında temsilcisi olarak birlikleri muhatap alması kısırdöngüye
neden olmaktadır.
Sektörde küçük firmaların çokluğu artık faydadan çok zarar oluşturmaktadır!
Sektörde küçük firma sayısının çokluğu ve bütçelerinin kısıtlı oluşu, bu küçük
firmalar için her şeyi devletten bekleyen bir ortam oluşturmaktadır. Varlığını
sadece devlet desteğine bağlayan küçük firmaların ilerleme kat etmesi mümkün
değildir. Bu durum sektörü de aşağı çekmektedir. Bu alanda çalışan firmalar
ve temsilciler daha nitelikli hale getirilmelidir.
Tohumculuk sektörü küresel yapıya uygun olarak dünyaya açılmalıdır!
Tohumculuk sektörünün dünyaya açılmasındaki düzey, özel sektörün kapasitesini
tartışmaya açmaktadır. Öz kaynaklara dayalı ihracat asıl kapasiteyi belirlemelidir.
Büyük tarım ülkelerinden çok, tarımı daha sınırlı ülkelerde belli bir oranda
var olmanın yeterlilik açısından değerlendirmeye tabi tutulması daha tutarlı
bir yaklaşım olacaktır. Bu konuda tohumculuk özel sektörü, kendilerini temsil
edebilecek daha güçlü bir yapıyı hak etmektedirler.
Denetim ve kontrol öncelikle birliklerin görevidir!
Tohumculuk alanında tağşişi ve kademe kaybını tek başına bakanlığın önlemesini
beklemek, bu alandaki birliklerin varlığını boşa düşürmektedir. Birlikler kendi
iç denetimlerini ve kontrollerini gerektiği gibi yaparak tohumculuk alanında
tağşiş oluşmasını sıfıra indirebilir ve kademe kaybını azaltabilirler.
Al satcı yapı ile tohumculuk özel sektörü gelişmez!
Araştırma geliştirme çalışmalarında tohumculuk özel sektörünün dünyanın gerisinde
kalması, bu çalışmaların %90 oranındaki büyük kısmını bakanlığın araştırma kuruluşlarının
yapıyor olması, son yirmi yıl boyunca özel sektöre ve temsilcilerine tanınan
imkanların ve desteklerin yeterince karşılık görmediğinin göstergesidir.
Tohumculuk alanında teknolojiyi kullanma oranı özel sektörde çok düşük olması,
çoğu tohumcu firmanın kendi kurumsal varlığını oluşturmayarak al-satcı pozisyonda
varlığını sürdürmesi, yeni bitki ıslahı ve teknikleri ile ilgili çalışmalarda
yeterince yer almamaları ve bu durumu organize edecek birlik yapılarının yetersiz
kalması özel sektör tohumculuğunun geleceğini tartışmaya açmaktadır.
Tohumculuk sektörünün yönetim anlayışı daha tutarlı hale getirilmelidir
Kanunla ülkemiz tohumculuğuna ve dolayısıyla tarımına, bir nevi müdahale etme
ortamı sağlanan birliklerin, öncelikle yönetimi doğru kurgulanmalıdır. Birlik
bir nevi çift yönlü yönlendirme konumunda olduğu için tohumculuk gibi hassas
bir konuda ülkemizde faaliyet gösteren yabancı firmaların temsilcilerinin yönetimde
yer almalarını sağlayacak kurgu sağlıklı bir kurgu olmayacaktır.
Birliklerin yönetiminde bakanlığın ilgili birimlerinden üst düzey yöneticiler
yönetimde doğal üye olarak yer almalıdır. Özellikle dünyanın sayılı, Türkiye'nin
en büyük tohum üretim kuruluşu olan TİGEM, tek başına tarımsal Ar-Ge'nin sorumluluğunu
üstlenen, yüz yıllık kuruluşları bünyesinde barındıran TAGEM ile ülkesel bazda
Bitkisel Üretimin yönetimini gerçekleştiren ve uluslararası alanda resmi muhatap
olan BÜGEM bakanlık adına bu birliklerin yönetiminde doğal yönetim kurulu üyesi
olarak yer almalıdır.
Birliklerde yönetim ve yönlendirme Bakanlıktan bağımsız olmamalıdır!
Tohumculuk kanunu bu alanda birlik kurulmasını ve bu birliklerin alanında tek
olmasını öngörürken gelinen şartlar devletin bu alanda en büyük kuruluşlarının
sadece dinleyen, özel sektöre destek veren ve kaynak oluşturan konumlarının
yanında birliklerde de söz sahibi olmaları gerektiği açıkça görülmektedir.
Bakanlıkta halen personel olarak görev yapan birlik üyeleriyle, tohumculuk
alanında belli bir ölçeğin üzerinde üretim yapmayan firmaların, yönetimde yer
almamaları daha doğru olacaktır. Bakanlıkta, alt birimlerde görev yapan ancak
birlik yönetimlerinde olmaları dolayısıyla bakanlığın üst yönetimini yönlendirme
konumunda bulunmaları sağlıklı bir işleyiş açısından sakıncalıdır.
Binlerce üyesi olan bu birliklerde öne çıkmış bazı şahsiyetlerin yönetimi belirlemede
her zaman söz sahibi olmaları yapısal bir tutarsızlığı göstermektedir. Bu hal
hem demokratik yapıya uymamakta hem de tekleşmeyi beraberinde getirmektedir.
Tüm üreticileri ve sektörü daha kapsayıcı, kuşatıcı bir yöntem ve yönetim geliştirilmelidir.
"Ben kurdum benim dediğim olur" anlayışı sektörün önünü tıkamaktadır!
Tohumculuk Milli Güvenlik ve gelecek meselesidir!
Tohumculuğun odak noktasına gelme ve sektörü yönlendirme planıyla ortaya çıkan
birlikler, sağlanan tüm kolaylıklara, desteğe, çıkarılan kanun ve mevzuata rağmen
tohumculuk sektöründe yirmi yıldır gereken etkinliğini artıramamıştır. Uzun
bir geçmişi olan ve devletin her yönüyle tam desteğini almış olan sektör temsilcisi
birliklerin etkin hale gelmesi, firmaların beklenen çıkışına katkıda bulunması
için disipline edilmesi gerekmektedir. Tohumculuk kanununun bu doğrultuda güncellenmesi,
Milli Güvenlik ve gelecek meselesi olan tohumun varlığını güçlendirmek açısından
gereklidir.
Ali Suat YILDIRIM