Sözleşmeliden Kadroya Geçen Kişilerin Görevde Yükselme Mağduriyeti

Sözleşmeli statüden kadroya geçen kişiler bu sürelerinin görevde yükselme kapsamında alt süreden sayılmaması nedeniyle, kariyer ilerleyişlerinde mağduriyet yaşıyor!

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 18 Nisan 2026 14:00, Son Güncelleme : 17 Nisan 2026 15:34
Sözleşmeliden Kadroya Geçen Kişilerin Görevde Yükselme Mağduriyeti

19/01/2023 tarihli ve 7433 sayılı Kanun ile hali hazırda sözleşmeli personelin memur kadrolarına geçirilmesi sağlanmış, ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesine eklenen hüküm ile de sözleşmeli personel olarak çalışırken aynı kurumda üç yıllık çalışma süresini tamamlayanlara istekleri halinde memur kadrosuna geçme imkanı getirilmiştir. Bu kapsamda sözleşmeli personel iken memur kadrosuna geçirileceklerin ünvanlarının karşılıkları, 14/02/2023 tarihli ve 6792 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki I, II ve III sayılı cetvel ile 12/02/2026 tarihli ve 10944 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının ekindeki listede belirlenmiştir.

Bununla birlikte farklı kamu kurumlarının yönetmeliklerinde değişmekle birlikte yayın olarak "alt görevlerde toplam en az üç yıl hizmetinin bulunması" hükmünün uygulanmasında Cumhurbaşkanlığının görüşleri doğrultusunda, sözleşmeli statüde geçen hizmet sürelerinin görevde yükselmeye esas alt sürede dikkate alınabilmesi için sözleşmeli pozisyondaki ünvan ile memur kadrosuna geçirilme ünvanının birebir aynı olması gerektiği kabul edilmektedir. Bu çerçevede yalnızca 6792 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ekindeki I sayılı cetvelde yer alan ve ünvanı değişmeyen personelin sözleşmeli statüde geçen süreleri dikkate alınmaktadır.

Bu yaklaşım, uygulamada aynı veya benzer görevleri yerine getiren personel arasında farklı sonuçlara yol açmaktadır. Örneğin, memur veya bilgisayar işletmeni kadrosunda görev yapan personel, göreve başladığı tarihten itibaren üç yıllık hizmet süresini tamamladıktan sonra şeflik için görevde yükselme sınavına başvurabilmektedir. Buna karşılık, sözleşmeli büro personeli olarak görev yapıp daha sonra memur kadrosuna geçirilen personelin söz konusu ünvanın Yönetmelikte alt görevler arasında sayılmaması ve I sayılı cetvelde yer almaması nedeniyle aynı ünvan kapsamında değerlendirilmemesi sonucunda, sözleşmeli statüde geçen hizmet süreleri dikkate alınmamaktadır. Bu personelin görevde yükselme sınavına başvurabilmesi için memur kadrosuna geçtikten sonra yeniden üç yıllık süreyi tamamlaması gerekmekte, bu da fiilen toplam altı yıllık bir bekleme süresi doğurmaktadır.

Benzer bir durum, sözleşmeli koruma ve güvenlik görevlisi olarak görev yapan ve aynı ünvanla memur kadrosuna geçirilen personel açısından farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu personelin ünvanı yönetmelikte alt görevler arasında yer almakta ve I sayılı cetvelde de bulunduğundan, sözleşmeli statüde geçen hizmet süreleri dikkate alınmakta; böylece üç yıllık hizmet süresini tamamlayan ve memur kadrosuna geçen personel, şeflik için görevde yükselme sınavına başvurabilmektedir.

Aynı eşitsizlik, hizmetli kadrosunda görev yapan memur statüsündeki personelin görevde yükselme sınavı ile memur kadrolarına başvurabilmesine karşın, benzer işi yapan sözleşmeli destek personelinin bu imkandan yararlanamaması örneğinde de görülmektedir. Bu ve benzeri örnekler çoğaltılabilmekle birlikte, istihdam politikasının büyük ölçüde sözleşmeli personel statüsüne yöneldiği ve yükseköğretim kurumlarında iş ve işlemlerin önemli bir kısmının sözleşmeli personel eliyle yürütüldüğü dikkate alındığında, aynı ya da benzer işi yapan personelin yalnızca ünvan farklılığı nedeniyle daha uzun süre beklemek zorunda kalması; eşitlik, liyakat ve kariyer ilkeleri ile çalışma barışı açısından kamu personel sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Nitekim alt görevlerde geçen hizmet süresinin hesabında yukarıda bahsedilen örneklerde görüldüğü üzere statünün aynı ya da farklı olması veya yapılan işin aynı ya da benzer nitelikte bulunmasına ilişkin açık ve standart bir yaklaşımın bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu çerçevede, görevde yükselmeye esas alt görevlerde geçen hizmet sürelerinin hesabında, 7433 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli statüden memur kadrolarına geçirilen veya geçirilecek olan personelin durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. 6792 ve 10944 sayılı Cumhurbaşkanı kararlarıyla belirlenen ünvan karşılıklarının Cumhurbaşkanlığı tarafından tespit edildiği dikkate alınarak, farklı olarak değerlendirilen ünvanların da eş değer kabul edilmesi ve bu ünvanlarda geçen hizmet sürelerinin tamamının dikkate alınmasına yönelik bir düzenleme yapılmasının; çalışma barışının sağlanması, personel arasında fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve kamu hizmetlerinde etkinlik ile verimliliğin artırılması açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir.



Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber