Aday memurların adaylık döneminde elde ettiği kişisel kazanımlar, kazanılmış hak mıdır?

Kişinin statüsü sayesinde elde ettiği "kişisel kazanımlar" (adaylığın kalkmış olması gibi) geri alınamaz, ilgili kişinin daha önce asaletinin tasdik edilmiş olması bir kazanılmış hak olarak dikkate alınmalıdır.

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 21 Nisan 2026 00:10, Son Güncelleme : 20 Nisan 2026 15:06
Aday memurların adaylık döneminde elde ettiği kişisel kazanımlar, kazanılmış hak mıdır?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 54'üncü maddesinde, "Sınavlarda başarılı olanlardan Devlet memurluğuna girmek isteyenler başarı listesindeki sıraya ve 47'nci maddeye göre ilan edilen kadro sayısı kadar, kurumlarınca memur adayı olarak atanırlar.

Aday olarak atanmış Devlet memurunun adaylık süresi bir yıldan az iki yıldan çok olamaz ve bu süre içinde aday memurun başka kurumlara nakli yapılamaz."

55'inci maddesinde; "Aday olarak atanan memurların önce bütün memurların ortak vasıfları ile ilgili temel eğitime, bilahare sınıfları ile ilgili hazırlayıcı eğitime ve staja tabi tutulmaları ve Devlet memuru olarak atanabilmeleri için başarılı olmaları şarttır.

Temel eğitim ile hazırlayıcı eğitim aynı kurumda yapılır.

Eğitim süreleri, programları, değerlendirme esasları ve hangi kurumların sorumluluğunda yapılacağı ve diğer hususlar Cumhurbaşkanınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.",

56'ncı maddesinde ise "Adaylık süresi içinde; temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin herhangi birinde başarısız olanlar, birden fazla uyarma ve/veya kınama cezası almış olanlar ile aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir. İlişikleri kesilenler ilgili kurumlarca derhal Kamu Personel Bilgi Sisteminin bulunduğu kuruma bildirilir.

Bu madde hükümlerine göre ilişikleri kesilenler (sağlık nedenleri hariç) üç yıl süre ile Devlet memurluğuna alınmazlar."

Hükümlerine yer verilmiştir.

Öte yandan adaylık sürecini de kapsayan, aday memurluk süreci içinde elde edilen kişisel kazanımların ne şekilde değerlendirilmesi gerektiği noktasındaki yargı kararları da önemli ilkeler getirmektedir.

Bu bağlamda, idari istikrarı korumayı amaçlayan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 26/09/1952 tarih ve 1952/244 sayılı Kararında "Kanunsuz bir yükselme işleminden sonra, aynı memur hakkında kanuna uygun çeşitli yükselmeler yapıldığı takdirde, idare tarafından kanunsuz yükselmenin artık geri alınmasının uygun görülemeyeceği" ifadesine hükmedilmiştir.

Diğer taraftan, Danıştay Beşinci Dairesinin 09/10/1997 tarihli ve Esas No: 1994/7834 Karar No: 1997/2030 sayılı Kararında "Ancak söz konusu içtihadı birleştirme kurulu kararı ile sağlanan korunmanın da kamu yararı ve kamu düzeni ile sınırlı olduğunu; idarede istikrar ilkesi esas alınarak sağlanan bu korumanın, kamu düzenini ve bunun sonucu olarak kamu yararını ihlal eden, bozan bir sonuca ulaştığında artık sürdürülmesinin olanaklı olmadığını; korumanın, hukuka aykırı işlemin düzeltildiği tarihe kadar ilgili kişi için doğurduğu kişisel kazanımlarla sınırlı kalacağını kabul etmek gerekmektedir. Daha açık bir anlatımla hukuka aykırı bir idari işlemle elde edilen statü ve bu statüye dayanılarak yapılan işlem ve eylemler kamuya yönelik etki ve sonuçlar doğuruyorsa bu statü korunmayacak; ancak idarece hatalı işlem düzeltilinceye kadar ilgili kişinin bu statü nedeniyle elde ettiği kişisel kazanımlara da dokunulamayacaktır. Çok kısa deyimle kanuna aykırı işlemle elde edilen yetkiler sürdürülmeyecek, sadece kişisel kazanımları korunacaktır." ifadesine yer verilmiştir.

Bu hükümlere göre, memurun asaleti tasdik edildikten (asli memur olduktan) sonra, atama işlemi yargı kararıyla iptal edilse bile, kişinin o güne kadar elde ettiği "asli memurluk statüsü" bir kişisel kazanımdır. Kişi daha sonra aynı veya benzer bir unvanla tekrar memuriyete girerse, sil baştan aday memur yapılmasına gerek yoktur.

Bu bağlamda, Danıştay 5. Dairesi'nin kararına göre; hukuka aykırı işlemle elde edilen "yetkiler" (makam gibi) sürdürülemez ancak kişinin bu statü sayesinde elde ettiği "kişisel kazanımlar" (adaylığın kalkmış olması gibi) geri alınamaz. Mülga DPB nın da bu yöndeki görüşleri çerçevesinde, ilgili kişinin daha önce asaletinin tasdik edilmiş olması bir kazanılmış hak olarak dikkate alınmalıdır.


Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber