Refakat izni için raporda 'hayati tehlike' ibaresi şart mı? KDK'dan emsal karar

KDK, refakat raporunda 'hayati tehlike' ibaresi olmadığı gerekçesiyle memura refakat izni verilmemesini hukuka aykırı buldu. Hayati tehlike değerlendirmesi hekimin yetkisinde. İşte emsal kararın detayları

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 14 Temmuz 2026 00:10, Son Güncelleme : 08 Temmuz 2026 09:02
Refakat izni için raporda 'hayati tehlike' ibaresi şart mı? KDK'dan emsal karar


Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), refakat raporunda "hayati tehlike" ibaresi bulunmadığı gerekçesiyle memura refakat izni kullandırılmamasını hukuka aykırı buldu. KDK, 10 Ekim 2025 tarihli kararında, eşinin geçirdiği kaza nedeniyle refakat izni talebi reddedilen PTT çalışanının başvurusunu kabul ederek, iznin kullandırılması yönünde PTT'ye tavsiyede bulundu.

Refakat izni talebi neden reddedildi?

Başvuranın eşi, 19 Ağustos 2025 tarihinde düşme sonucu boyun, kol ve kalça kırığı nedeniyle Denizli'de hastaneye kaldırıldı ve ertesi gün ameliyat edildi. Taburcu edilen hastaya ilişkin olarak ortopedi ve travmatoloji uzmanı tarafından düzenlenen raporda; hastanın en az 2 ay (60 gün) boyunca mobilize olamayacağı, temel tedavi ve günlük ihtiyaçlarını kendi başına karşılayamayacağı ve eşinin 60 gün süreyle refakatçi olarak yanında kalmasının uygun olduğu belirtildi.

Ancak Denizli PTT Başmüdürlüğü, raporda refakati gerektiren tıbbi sebepler belirtilmesine rağmen "refakat edilmediği takdirde hayati tehlike bulunup bulunmadığı" hususunun yer almadığı gerekçesiyle refakat izni talebini reddetti. İdare, "hayati tehlikeye maruz kalacağı" ibaresi yazılmadığı sürece refakat izni kullanılmasının mümkün olmadığını bildirdi.

Refakat raporunda hayati tehlike ibaresi aranır mı?

KDK, kararında refakat izninin hukuki niteliğine dikkat çekti. Buna göre refakat, bir kişinin hastalık sebebiyle hayatını tek başına idame ettiremeyeceği ve başka bir kişinin yardımına ihtiyaç duyduğu hallerde söz konusu olan bir durum. Mevzuat, bu durumdaki kişilerin yaşam hakkının korunması için yakınlarına refakat izni verilmesini düzenliyor.

KDK, ilgili mevzuat hükmünde raporda belirli bir ibarenin yer alması şartının aranmadığını vurguladı. Mevzuat; memurun bakmakla yükümlü olduğu veya refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş, çocuk ve kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hallerinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesini yeterli görüyor.

Hayati tehlike değerlendirmesi idarenin değil hekimin yetkisinde

Kararın en dikkat çeken değerlendirmesi, hayati tehlike koşulunu değerlendirme yetkisinin kimde olduğuna ilişkin oldu. KDK'ya göre, kaza veya hastalığın kişinin hayatını tehlikeye atacak nitelikte olup olmadığını değerlendirme sorumluluğu idarede değil, ilgili hekimde bulunuyor.

KDK, hekimin bu durumu göz önüne alarak refakate ilişkin rapor vermiş olmasının, hastalığın ve kazanın refakat edilmediği takdirde hayati tehlike oluşturacak nitelikte olduğunun kabulüne dayandığını belirtti. Bir başka ifadeyle, hekim refakat raporu düzenlemişse hayati tehlike koşulunun gerçekleştiği kabul ediliyor ve idarenin raporda ayrıca bu ibareyi araması hukuki dayanaktan yoksun kalıyor.

KDK'dan PTT'ye tavsiye: Refakat izni kullandırılsın

Tüm bu değerlendirmeler sonucunda KDK, başvurana verilen refakat raporunun mevzuattaki şartları taşıdığına, rapora rağmen iznin kullandırılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna hükmetti.

KDK, başvurunun kabulüne karar vererek, refakat raporuna binaen refakat izninin kullandırılması yönünde Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketine (PTT) tavsiyede bulundu. 6328 sayılı Kanun'un 20'nci

Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 10/10/2025 tarih ve 2025/12751-S.25.18084 sayılı kararında aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir.

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; bakmakla yükümlü bulunduğu Eşi 19/08/2025 tarihinde düşme neticesinde

Boyun, Kol ve Kalça kırılması neticesinde Denizli İli Hastanesine ambulans eşliğinde saat

18:00 sıralarında acil olarak yatırılıp ve 20/08/2025 tarihinde de Op.Dr. Ortopedi ve

Travmatoloji Uzmanı tarafından başarılı bir şekilde operasyon gerçekleştirildiği, hastanende tedavisi sonrası taburcu olunarak Ambulans eşliğinde İkamet adresine hastanın naklinin gerçekleştirildiği, hastanın kendi başına ihtiyaçlarını karşılayamadığından dolayı ilgili Op.Doktor tarafından; "Sol humerus, sol radıus ve sol femur kırığı, çıkığı tanısıyla opere edilen hastanın en az 2 ay (altmış gün) boyunca mobilize olamayacağından hastanın temel tedavi ve günlük ihtiyaçlarını kendisi karşılamasının mümkün olamayacağı için yakın refakate ihtiyaç vardır. Hastanın eşi 21/08/2025 tarihinden itibaren 2 ay (altmış gün) hastanın yanında refakatçi olarak kalması uygundur." denilmek suretiyle refakat raporu verildiği, çalışmakta bulunduğu Denizli PTT Başmüdürlüğü'nün 22/08/2025 tarih sayılı cevabı yazılarında; "Raporda refakati gerektiren tıbbi sebepleri belirtildiği ancak " refakat edilmediği takdirde hayati tehlike bulunup bulunmadığı" durumunun belirtilmediğinden ve hayati tehlike maruz kalacağı ibaresi yazılmadığı sürece refakat izni kullanması mümkün değildir denilerek reddedildiği fakat eşinin kendi başına hayatını idame edemediğini bu halde raporun uygulanmasını talep etmektedir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

10. Başvurana görevli hastane ve hekim tarafından verilen refakat raporu incelenmiş olup ilgili raporda "Sol humerus,sol radıus ve 501femur kırığı,çıkığı tanısıyla opere edilen hastanın en az 2 ay (altmış gün) boyunca mobilize olamayacağından hastanın temel tedavi ve günlük ihtiyaçlarını kendisinin karşılamasının mümkün olmayacağı için yakın refakate ihtiyacı vardır" ibaresinin yer aldığı anlaşılmıştır. Refakat bir kişinin hayatını hastalık sebebiyle tek başına idame edemeyeceği başka bir kişinin yardımına ihtiyacı halinde mümkün olan bir durum olup mevzuat bu durumdakilerin yaşam hakkının korunması için yakınlarına refakati sağlamak yönünde izin verilmesi müessesesini düzenlemiştir.

11. Başvuruya konu idare sağlık raporunda hastanın refakat edilmediği takdirde hayatının tehlike altında olduğu ibaresinin raporda yer alması gerektiğini belirterek talebi reddetmiştir. İlgili mevzuat hükmünde "memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hallerinde, bu hallerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla" ifadesi ile raporda ibare şartı aramamış hastalığın veya kazanın neticesinde kişinin hayatını tek başına idame etmesinin hayatını tehlikeye atacak durumda olması koşulunu aramıştır. Bu halde ilgili kaza veya hastalığın bu niteliğe sahip olup olmadığını değerlendirme sorumluluğu idarede değil ilgili hekimdedir. Hekimin bu durumu göz önüne alarak refakate ilişkin rapor vermiş olması hastalığın ve kazanın ilgilinin hayatını refakat

edilmediği halde hayati tehlike oluşturacak nitelikte olduğu kabulüne dayanacaktır.

12. Bu çerçevede, ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde başvurana verilen refakat izninin mevzuattaki şartları taşıdığı, ilgiliye rapora rağmen izninin kullandırılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu anlaşılmıştır.

13. Yukarı anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvurana refakat raporuna binaen refakat izni kullandırılması yönünde tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

VII. KARAR

-Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE,

-Başvuranın refakat raporuna binaen refakat izni kullandırılması yönünde POSTA VE TELGRAF TEŞKİLATI ANONİM ŞİRKETİNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

-6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde başvurana ve Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

-Kararın BAŞVURAN ile POSTA VE TELGRAF TEŞKİLATI ANONİM ŞİRKETİNE tebliğine,

-Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Bu bilgiler haricinde hukuki gerekçeler ve mevzuat yönünden konuyu detaylı olarak inceleyen Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 10/10/2025 tarih ve 2025/12751-S.25.18084 sayılı kararını bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.

Ahmet KANDEMİR

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber