Doğurganlık hızı 1,42'ye geriledi: Sebep sadece ekonomi değil

Enstitü Sosyal'in "Aile ve Nüfus On Yılı" çalıştayında sunulan analizler, doğurganlıktaki düşüşün sadece ekonomik nedenlerle değil, sosyolojik kırılmalarla şekillendiğini gösterdi. Uzayan eğitim süreçleri, şehirleşme ve yükselen "mükemmel ebeveynlik" beklentisi, gençlerin aile kurma ve çocuk sahibi olma kararlarını her geçen gün ileri bir tarihe itiyor.

Kaynak : Sabah
Haber Giriş : 22 Ağustos 2026 08:16, Son Güncelleme : 22 Ağustos 2026 08:25
Doğurganlık hızı 1,42'ye geriledi: Sebep sadece ekonomi değil

Enstitü Sosyal tarafından düzenlenen "Aile ve Nüfus On Yılı" çalıştayının sonuç raporu ve analizleri kamuoyuyla paylaşıldı. Çalıştayda sunulan veriler, Türkiye'de doğurganlık oranlarında yaşanan sert düşüşün yalnızca ekonomik faktörlerle açıklanamayacağını; eğitimden kentleşmeye, değişen toplumsal algılardan çalışma hayatına kadar uzanan çok katmanlı bir yapının sonucu olduğunu ortaya koydu.

"İdeal Ebeveynlik" Kaygısı Çocuk Sahibi Olmayı Erteliyor

Sabah'tan Muhammed Uzun'un haberine göre; analizde, 1960 ve 1970'li yıllarda müfredatlara kadar giren "İdeal aile iki çocuklu ailedir" anlayışının, günümüzde yerini "az ama nitelikli çocuk" algısına bıraktığı vurgulandı. Şehirleşmenin getirdiği yaşam tarzı değişikliğiyle birlikte çocuk büyütmek doğal bir süreç olmaktan çıkıp, aileler üzerinde aşırı kaygı yaratan "mükemmel ebeveynlik" baskısına dönüştü.

Bu sosyolojik dönüşümün sonuçları verilere şu şekilde yansıdı:

  • Yenilenme Eşiğinin Altına İndi: Türkiye'de doğurganlık hızı, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,10 seviyesinin çok altına gerileyerek 1,42 olarak kayıtlara geçti.

  • Gençlerin Hayata Atılması Gecikiyor: Yükseköğretim ile iş gücü piyasası arasındaki uyumsuzluk ve eğitim sürelerinin uzaması, evlilik ve aile kurma yaşını doğrudan öteliyor.

  • Finansal ve Sosyal Engeller: Yüksek evlilik masrafları, esnek çalışma modellerinin kısıtlılığı ve kreş imkanlarının yetersizliği ailelerin önünde finansal bir barikat oluştururken, gençler arasında "vizyon uyumu" arayışı kararları geciktiriyor.

Kırsalın Boşalması Demografik Sürdürülebilirliği Etkiliyor

Çalıştayda dikkat çekilen bir diğer önemli unsur ise iç göç ve mekansal dönüşüm oldu. İller arasında her yıl gerçekleşen yaklaşık 2,5 milyonluk göç dalgası ve kapatılan köy okulları nedeniyle kırsal alanların boşaldığına dikkat çekildi.

Ne tam kentleşebilen ne de kırsal niteliğini koruyabilen ara yerleşim modellerinin yetersizliğinin, Türkiye'nin uzun vadeli demografik sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ettiği ifade edildi.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber