'İmamoğlu suç örgütü' davasının 87. duruşması sona erdi

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 87. duruşmasında, bazı tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi.

Kaynak : Anadolu Ajansı
Haber Giriş : 24 Eylül 2026 21:41, Son Güncelleme : 24 Eylül 2026 21:52
'İmamoğlu suç örgütü' davasının 87. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuksuz sanık avukat Süleyman Atik savunma yaptı.

2010 yılından beri ticaretle uğraştığını belirten Atik, "Turizm ve restoran işletmeciliği yapmaktayım. 2015 yılıyla beraber danışmanlık işini de beraberinde yürütmekteyim. Özellikle Boğaziçi öngörünüm ve eski eser yapılarla alakalı uzmanlık alanım bulunmaktadır. 2015'ten beri bu konuda danışmanlık yapmaktayım." dedi.

Sanık Atik, iddianameye konu eylemlerle ilgili savunmasını yaparak, savcılıkta verdiği ifadeleri tekrar ettiğini söyledi.

- Atik'in çapraz sorgusu

Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın iddianamedeki eylem 55'i sorması üzerine Atik, şu savunmayı yaptı:

"O dönem C***** Otel diye benim aklımda kalmış. Fatih Bey'i bir gün ziyaret ettiğimde burayla alakalı bilgiler sordu. İlk yıllar özellikle, yani 2020-2021 yıllarında Fatih Bey'i ziyarete gittiğimde veya beni davet ettiğinde bölgeyle alakalı bazı sorular sorardı. 'Burayla ilgili bir bilgin var mı?' dedi. Fikirlerimi söyledim ve kendisi 'Tamam.' dedi. Belli bir süre sonra geldiğimde, 'Buranın arkasında odalar var.' dedim. 'İnşaat dönemi yapılıp kapatıldığını biliyorum ama şu anki durumunu bilmiyorum.' dediğimde, 'Evet konu o.' dedi. Rakamlar üzerinde konuştuk, belli bir rakam söyledi. Hatta dedim ki, 'Abi çok düşük değil mi bu rakam?' O dedi ki 'Başkan Bey bir ara Malatya ziyaretinde kendisiyle tanışmış. Kendisinin de depremde destekleri olmuş. O yüzden böyle oldu.' dedi. 'Tamam' dedim, teşekkür ettim, konuyu kapattım."

Atik, "Ondan sonra belli bir süre sonra kendisiyle bir görüşmemizde, ziyaretinde bana 'Süleyman, burayla alakalı bir tahsilat söz konusu. Sen o bölgedesin, yardımcı olabilir misin?' dedi. 'Tamam abi' dedim. Kendileri bana bir numara verdi. Aradığımda E-5 üstü tarafında bir yerde ödemenin yarısını aldım. Geri kalan taksitiyle alakalı ben müsait olamadım. Kendileri bunu hallettiler ama nasıl hallettikleri konusunda bilgim yok." ifadelerini kullandı.

Başkan Aylan'ın ifadelerindeki 250 bin dolar iddiasıyla ilgili "Bu para ne parasıydı, ne kadar bir kısmını siz almıştınız bu paranın?" sorusuna Atik, "Orada daha önceden yapılmış olan aykırılıkların açığa çıkarılması içindi. Orada yapılacak olan işlemlere göz yumulması içindi. Yarısını aldım ama 150 miydi, 125 mi? Çok geçmiş gün. 150 bin civarı olması lazım başkanım." cevabını verdi.

Sanık Atik, "Bir de bu Süleyman Çetinsaya'dan alınan bir 500 bin dolar konusu var. Bunun da market kartı olarak istendiğini anlatmışsınız. Bu da Boğaziçi sınırları içerisindeki taşınmaz güçlendirme ruhsatı ile alakalı diye bahsedilmiş. Bu nedir bu konu?" sorusunu, şu şekilde cevapladı:

"Fatih Bey benim Süleyman Çetinsaya'yı tanıyıp tanımadığımı sordu bir gün, 'Tanırım" dedim. Özellikle yeğeniyle arkadaşlığım olduğunu söyledim. Daha sonra, 'Süleyman Bey'den market kartları alınacak. Sen halledebilir misin?' dedi. 'Tamam abi.' dedim. Süleyman Bey'i aradık, ofisime davet ettim. Süleyman Bey'le tanıştık, muhabbet ettik. Böyle bir operasyonun olacağını, işte 500 bin dolar karşılığında bir kart temin edileceğini söyledim. 'Tamam.' dedi kendisi. Daha sonra belli bir süre sonra arayıp tekrar ofisime geldi. Geldiğinde nakit olarak getirdi parayı. 'Ben kartla uğraşamayacağım. Bunu bu şekilde iletsen olur mu?' dedi. 'Tamam abi.' dedim. Ben de bu şekilde alıp ilettim."

"Bu Zafer Keleş'e para teslimi verilen Florya'da bulunan Plevne Sokak var. Burayı niye tercih ettiniz?" sorusunu Atik, "Zafer Bey'in ifadelerini takip ettim. Kendisi Güngören tarafında oturduğunu söylüyor. Ama bir gün konuşmamızda, işte bu teslimatı yapacağımızda, 'Basınköy'de buluşalım mı, olur mu?' dedi. 'Olur abi.' dedim. 'O taraftan geliyorum ben de sabah erkenden orada buluşuruz, sonra dağılırız.' dedi. 'İyi, tamam.' dedim. Buna istinaden böyle bir şey söyledim. O tarafta buluşuyorduk genelde." diye cevapladı.

Sanık Atik, "Peki teslimat nasıl olurdu? Mesela Plevne Sokak'ta saat 09.00'da buluşacaksınız. Size bir konum mu gelirdi?" sorusuna da, "Yok. Sokağı veya şeyi söylerdi. Hiç birbirimizi aramazdık. 'Tam 09.00'da oradayım abi.' derdim, 09.00'da buluşurduk." yanıtını verdi.

Atik, "Plevne Sokak ulu orta bir yer. Niye burası tercih edildi, para teslimi nasıl olurdu?" sorusunu ise "Yani sabah orada, Basınköy dedik. Öyle hemen o tarafta bir yer belirledik. Arabadan arabaya teslim eder, işimize devam ederdik." şeklinde cevapladı.

- "KİPTAŞ'tan 2 milyon liralık bir iş aldık"

Tutuksuz sanıklardan Burak Karakuş, uzun yıllar spor medyası işiyle uğraştığını, çalıştığı kanalda bir dönem Murat Ongun'un müdürü olduğunu söyledi.

Sektöre geri dönmek istediği zaman Ongun'u aradığını ve randevu istediğini, kendisiyle Sütlüce'deki ofisinde görüştüğünü anlatan Karakuş, Ongun'a ufak çaplı çekimler yapabileceğini ve kamera kiralayabileceğini söylediğini kaydetti.

Ongun'un kendisine şirketi olup olmadığını sorduğunu belirten Karakuş, ardından Ongun'un kendisini Emrah Bağdatlı'ya yönlendirdiğini ifade etti.

Karakuş, Bağdatlı ile Gümüşsuyu'ndaki ofisinde görüştüğünü ve Bağdatlı'nın kendisine bir şirketi olması gerektiğini söylediğini belirtti.

Bir şirketi üstlerine aldıklarını ifade eden Karakuş, "Bu süre içerisinde herhangi bir para almadım ve maddi durumdan da biraz zorlanmıştım. Bu süreçte kazancımızın ne olacağını kendisine ilettim. Kendisi de bu işe 100 bin lira uygun gördü. 'Ben sana bu işler olsa da olmasa da her ay 100 bin lira vereceğim.' dedi ve her ayın 15'i ile 20'si arasında elden 100 bin lira Emrah Bağdatlı'dan aldım. Şirketi aldıktan sonra, şirketi üstümüze yaptıktan sonra KİPTAŞ'tan 2 milyon liralık bir iş aldık." dedi.

Karakuş, savunmasına şöyle devam etti:

"2027 Avrupa Oyunları'nın İstanbul'da olacağı söylendi. Bu projenin başında da benim olacağım ve bununla alakalı Medya AŞ'de Sibel Hanım'a bir sunum yapmam gerektiği söylendi. Sibel Hanım'a bu sunumu yaptım. Sunumu yaptıktan sonra tekrar Gümüşsuyu ofise gittiğimde Başak Tatlı'nın birçok evrak hazırladığını gördüm ve kendisi bana bunları kaşe ve imza yapmam gerektiğini söyledi. Ben de bunun ne olduğunu sordum. Dedi ki, 'Medya AŞ'nin ihalesine giriyoruz, 2025 ihalesine biz gireceğiz.' Orada da 67 milyon küsur gibi bir rakam gördüm ve bunlara kaşe imza yapmam gerektiğini söylediler, ben de kaşe imza yaptım. Kapalı zarfta bu ihaleye girildi ve üzerinden birkaç gün geçtikten sonra, 'İhale uhdenizde kalmıştır.' diye bana mail geldi."

Bu süreçte bir ofis tuttuklarını anlatan Karakuş, "Bu süreçte biz ofise taşındık, ofisteki işlerimiz devam etti ama operasyon oldu. Operasyon olduktan sonra ne yapacağımızı da bilemedik çünkü kimse kalmadı, Emrah Bağdatlı gitti. Görüşebileceğimiz ya da danışabileceğimiz kimse kalmamıştı. Başak Tatlı'dan, Emrah Bağdatlı'dan haberler geliyordu. Ona göre işlemler yapıyorduk ya da ofiste çalışmaları sürdürüyorduk." diye konuştu.

- Karakuş'un çapraz sorgusu

Cumhuriyet savcısının, "Burak Bey, Medya AŞ'den bir tane iş almışsınız. O da 64 milyon 700 bin lira şeklinde. Doğrudur, değil mi?" sorusuna sanık Karakuş, doğru olduğunu söyledi.

Savcının, "İhale alırken sizin dahliniz oldu mu süreçle ilgili?" sorusuna da sanık Karakuş, "Dahlim olmadı. Sadece kaşe imza atıyordum. Ofiste kaşe imza atıp kendilerine kargo ile gönderiyordum." dedi.

Sanık Karakuş, Cumhuriyet savcısının "Bu attığınız teklif var ya Medya AŞ'ye 67 milyon lira. Ona sadece hani kaşenizi attınız, onun dışında herhalde bir dahliniz yok. Daha sonraki süreçle ilgili Kültür AŞ, Medya AŞ'ye gittiniz mi ihale alımından sonra?" sorusuna, "İhale alımından sonra Medya AŞ'deki ana merkezine gittim. Oradaki hak edişler için imzalar atıyordum." cevabını verdi.

Savcının, "İşleri sormadınız mı? Yapılan ödemelerin, alt yükleniciye gönderilen paraların, yapılan işlerin takibi vesaire?" sorusuna da sanık Karakuş, "Bunun için başvuruda bulundum. Aslında bunların hepsini takip etmek istedim ama bunun mümkün olmayacağı söylendi bana. Sibel Hanım, Medya AŞ Genel Müdür Yardımcısı tarafından." yanıtını verdi.

Karakuş, savcının "Neye dayanarak bilgi vermediler, sonuçta firma size ait gözüküyor?" sorusunu da "Ben yapılan işlerin hepsini tek tek kontrol etmek istediğimi belirttim. Hani burada bir aksaklık olmasın, yanlış bir iş olmasın, bütün işlere gerekirse çekim yerlerine bile gitmek istediğimi söyledim, nerede nasıl çekildiğine dair. Bunun mümkün olmadığını söylediler." cevabını verdi.

Bugünkü duruşmada savunma yapan bazı tutuksuz sanıklar da üzerlerine atılı suçlamaları reddederek, beraat talebinde bulundu.

Tutuksuz 9 sanığın savunmasının alınmasıyla davada, toplam 263 tutuksuz sanığın savunması tamamlanmış oldu.

Duruşma, 28 Eylül Pazartesi gününe ertelendi.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber