Fon skandalında 'korunanlar' ortaya çıkarılmalı!
Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal, fon krizinin sorumlularını sorgulayan yazısında "Korunanlar var mıdır? Varsa koruyanlar kimlerdir?" sorusunu gündeme taşıdı.
Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal, kamuoyunda "fon skandalı" olarak anılan krizde yalnızca dolandırıcıların değil, ihmali bulunanların, denetlemeyenlerin ve "gir-çık" bilgisi alanların da ortaya çıkarılması gerektiğini savundu. Ünal, hukuki sorumluluğu olmasa bile ahlaki olarak yanlış yapanlara siyaseten fatura kesilmesini istedi. Yedi portföy şirketinin 131 fonu hakkında tasfiye kararı verilen soruşturmada ise tutuklamalar, gözaltılar ve yurt dışına çıkış yasakları sürüyor. Suç duyurusu listesinde SPK'nın eski bir denetçisi ile kamu portföy şirketlerinde görev yapmış bir yöneticinin bulunması, "korunanlar" sorusunu daha da görünür kıldı.
ÜNAL: "KORUNANLAR VARSA KORUYANLAR KİMLERDİR?"
Yeni Şafak'taki yazısında krizi bir depreme benzeten Aydın Ünal, meselenin mali boyutunun 1 trilyon liraya, yani yaklaşık 20 milyar dolara ulaştığını, 500 binden fazla kişinin doğrudan etkilendiğini yazdı. Krizin 1982 Banker Krizi ile 2003 İmar Bankası Krizi'nden daha büyük olduğunun iddia edildiğini de belirten Ünal, mağdurların "1 koyup 3 almak" gibi akla sığmayan getiri vaatlerine kapılmasını eleştirirken bunun siyaseti ve devleti ilgilendirmeye engel olmadığını vurguladı.
Yazar, acilen atılması gereken iki adımı sıraladı. Birincisi, mağduriyetin kamuya yük olmadan giderilmesi. İkincisi, "keskin, yaygın, kapsamlı ve kararlı" bir hesap sorma sürecinin başlatılması.
Ünal, yazısında şu soruları sordu:
-Krizin sorumluları kimlerdir?
-Kimlerin ihmali vardır?
-Şişen balonu kimler görmezden gelmiştir?
-Kimler denetlememiştir?
-Kimler bu fonlara girip astronomik kazançlarla çıkmıştır?
-Korunanlar var mıdır, varsa koruyanlar kimlerdir?
-İçeriden birilerine "gir-çık" haberi uçmuş mudur?
-Kimlerin hesapları şişmiştir?
Adli sürecin devam edeceğini belirten Ünal, siyasi ve ahlaki boyutun da en az adli süreç kadar önemli olduğunu savundu. Hukuken sorumluluğu bulunmasa da ahlaken yanlış yapanlara siyaseten fatura kesilmesini "kaçınılmaz bir gereklilik" olarak niteleyen yazar, "Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun" çamura bulanmış herkesin görevden alınması gerektiğini yazdı. Ünal ayrıca Türkiye'nin 2027 başından itibaren seçim atmosferine gireceğini hatırlatarak krizin bir yıpratma aracına dönüştürülebileceği uyarısında bulundu.
SPK RİSKİ 2025'İN SON ÇEYREĞİNDE GÖRMÜŞTÜ
Ünal'ın "kimler denetlemedi, kimler görmezden geldi" sorusu, resmi takvim üzerinden de tartışılıyor. SPK'nın 18 Eylül'deki açıklamasına göre kurum, 2025'in son çeyreğinde bazı fonların düşük fiili dolaşımlı hisselerde ekonomik gerçeklerle açıklanamayan fiyat hareketlerine yol açtığını tespit etti. Konu, 2 Aralık 2025'te Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığındaki Finansal İstikrar Komitesi'nin gündemine taşındı, SPK bünyesinde 3 Aralık'ta bir çalışma grubu kuruldu.
Aynı takvime göre ilişkili taraflar arasında teminatsız borçlanma ve olağan dışı hisse hareketlerine karşı hazırlanan nihai rehber 28 Ağustos 2026'da yayımlandı; yedi portföy şirketinin fonlarının işleme kapatılması ve 131 fonun tasfiyesi kararı ise 17 Eylül'de geldi. Bu tablo, riskin tespiti ile tasfiye kararı arasında neden aylar geçtiği sorusunu gündeme getirdi.
TERA VE PUSULA SORUŞTURMASI GENİŞLİYOR
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu'nun yürüttüğü soruşturmada bugüne kadar dört şüpheli tutuklandı. Aralarında Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız ile Destek Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Altunç Kumova da bulunuyor. 51 şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanıyor.
19 Eylül'de Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ve yöneticileri Alper Öztürk, Emre Alkin ile Kerem Alkin gözaltına alındı. 20 Eylül'de ise iş insanı Nihat Kırmızı ile Tera Yatırım yöneticileri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan gözaltına alındı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamasına göre Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ (KTLEV) payına ilişkin soruşturmada 25 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. 15 şüpheli gözaltına alındı, firari 10 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor. Başsavcılık ayrıca MASAK'tan şirket yöneticilerinin ve birinci derece yakınlarının para ve kripto hareketlerine ilişkin veri istedi. Yurt dışına para aktarılıp aktarılmadığı ve kripto varlık çıkarılıp çıkarılmadığı incelenecek.
"PARA NEREYE GİTTİ?"
Saadet Partisi lideri Arıkan, gözaltı listelerinin tek başına yeterli olmadığını savundu. Arıkan'a göre "Fonların yöneticilerinin kimler olduğunun açıklanması, fonların en fazla yatırım yaptığı şirketlerin gerçek faydalananlarının ortaya çıkarılması, paranın yol haritasının çıkartılması" gerekiyor. Tanrıkulu ise soruşturmalarda tanınmış isimlerin, akademisyenlerin ve iş insanlarının gözaltına alındığını ancak denetleyici kurumların tepe yöneticileri hakkında işlem yapılmadığını öne sürdü.
TASFİYE SÜRÜYOR, ŞİMŞEK "SİSTEMİK RİSK YOK" DİYOR
SPK, Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy'ün kurucusu olduğu, TEFAS'ta işlem gören tüm fonları işleme kapatma ve bazılarını tasfiye etme kararı aldı. Tasfiye sürecini İş Bankası ve Ziraat Bankası yürütecek. Tasfiye süresi SPK tarafından 6 aya çıkarıldı.
Şimşek ise sorunların sınırlı sayıdaki fonda yaşanan kredi ve likidite problemlerinden kaynaklandığını, piyasanın geneline yayılan sistemik bir risk bulunmadığını söyledi. Finansal İstikrar Komitesi de sorunların belirli bir fon segmentinde yoğunlaştığını açıkladı. Krizin ardından Borsa İstanbul endeksi yüzde 6'ya varan düşüş yaşadı