Babıali'den günümüze 152 yıllık miras: Cağaloğlu Hüsamettin Yivlik Sanat Lisesi
1874 yılında Babıali katipleri için Lisan Mektebi olarak inşa edilen Fatih'teki tarihi yapı, 1,5 asırdır Hukuk Mektebi, Darülfünun ve Sanayi Nefise gibi kurumlara ev sahipliği yaparak sanat ve eğitim mirasını yaşatıyor. Günümüzde Geleneksel Türk Sanatları ile Moda Tasarımı alanlarında eğitim veren Cağaloğlu Hüsamettin Yivlik Lisesi, LGS ile her yıl toplam 60 öğrenci alarak geleneği geleceğe taşıyor.
Anadolu Ajansının (AA) "Asırlık Mektepler" isimli dosya haberinin bu bölümünde, yaklaşık bir buçuk asırlık tarihinde hukuk, fen, öğretmenlik ve güzel sanatlar başta olmak üzere farklı eğitim alanlarına ev sahipliği yapan, bugün ise geleneksel Türk sanatları ile moda tasarımı alanlarında eğitim veren Cağaloğlu Hüsamettin Yivlik Geleneksel Türk Sanatları Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ele alındı.
Birinci derece tarihi eser olarak kabul edilen yapı, geçmişten bugüne hukuk, fen, öğretmenlik, güzel sanatlar ve mesleki eğitim alanlarında faaliyet gösteren kurumlara ev sahipliği yaptı.
Babıali Hariciye Katipleri için 1874'te Lisan Mektebi olarak yapılan bina, farklı dönemlerde Hukuk Mektebi olarak kullanıldı. Yapı daha sonra bir süre Darülfünun Fizik-Kimya Laboratuvarı olarak hizmet verdi.
Okul binası 1909-1921 arasında Darülmuallimin, 1922-1925 arasında ise Sanayi Nefise Mekteb-i Alisi olarak kullanıldı. Bu dönemde, Türk sanat tarihinin önemli isimlerinden ressam İbrahim Çallı okulda öğretim üyeliği yaptı.
Cumhuriyet dönemi sanatının önde gelen isimlerinden ressamlar Elif Naci ve Mahmut Cüda da bu dönemde okulun öğrencileri arasında yer aldı.
Bu tarihi bağın yaşatılması amacıyla Elif Naci ve Mahmut Cüda'nın aileleriyle yapılan görüşmeler ve katkılar sonucunda okul bünyesinde atölyeler oluşturuldu.
Elif Naci Atölyesi 1997'de, Mahmut Cüda Atölyesi ise 2000'de açıldı. Bu atölyelerde öğrencilerin, eğitimlerinin yanı sıra okulun sanat ve eğitim tarihini de yakından tanımaları sağlanıyor.
- Kız öğrencilerin eğitiminde önemli rol üstlendi
1929-1930 eğitim öğretim yılında İstanbul Kız Ortaokuluna devredilen tarihi bina, 1940'ta Müstakil Cağaloğlu Akşam Kız Sanat Okulu olarak kullanılmaya başlandı.
1981'de dönemin adıyla Cağaloğlu Kız Meslek Lisesi ile aynı yönetim altında birleştirilen okul, mesleki eğitime yönelik faaliyetlerini sürdürdü.
Okulun adı 1994-1995 eğitim öğretim yılında ise Cağaloğlu Anadolu Moda Tasarımı Meslek Lisesi ve Moda Sanat Eğitimi Merkezi olarak değiştirildi.
Okulda 2003-2004 eğitim öğretim yılında, ilçe genelinde yapılan meslek ilgi envanteri çalışmalarının sonuçları doğrultusunda Çocuk Gelişimi bölümü açıldı.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün D bloğunun birinci katını bölüme tahsis etmesinin ardından döner sermayeye bağlı olarak Kreş ve Uygulama Sınıfı da faaliyete başladı.
Kamu kurumlarında çalışan annelerin çocuklarına yönelik hizmet veren kreş ve uygulama sınıfı, 2004 Mart ayından 2013'e kadar 25'er kişilik 3 sınıf ve 3 öğretmenle faaliyet gösterdi.
- Geleneksel Türk sanatları eğitimi veriyor
Tarihi okulun eğitim alanındaki yeni dönemi, 25 Eylül 2018'de Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında imzalanan "Geleneksel Türk Sanatlarını Gelecek Nesillere Aktarma ve Yaşatma İşbirliği Protokolü" ile başladı.
Protokol kapsamında okulun adı Geleneksel Türk Sanatları Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak değiştirildi. Aynı yıl okul bünyesinde Geleneksel Türk Sanatları alanı açıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2021-2022 eğitim öğretim yılında yapılan düzenleme ile okula Sedefkar Hüsamettin Yivlik'in adı verildi.
152 yıllık tarihi boyunca dil, hukuk, fen, öğretmenlik, güzel sanatlar, moda tasarımı ve çocuk gelişimi gibi farklı alanlarda eğitim faaliyetlerine ev sahipliği yapan tarihi yapı, bugün geleneksel Türk sanatlarının gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla mesleki eğitim veriyor.
Sanat tarihinin önemli isimlerinin ders verdiği ve öğrencilik yaptığı tarihi okul, geçmişte biriktirdiği eğitim ve sanat mirasını bugünün öğrencileriyle buluşturarak, İstanbul'un köklü eğitim kurumları arasındaki yerini koruyor.
- "İşe geliyor gibi değil, sanki bir müzeye geliyor gibi hissediyorsunuz"
Okul müdürü Sevilay Oğuz, AA muhabirine, 1. derece tarihi eser niteliğine sahip olan okulun 1874'te inşa edildiğini, tarih boyunca Lisan Mektebi, Hukuk Mektebi sonrasında da Öğretmen Okulu olarak eğitim öğretime devam edildiğini söyledi.
Osmanlı'da açılan ilk ve tek kadın üniversitesi İnas Darülfünunu'nun, 1916-1917 eğitim öğretim yılında okul binasına taşınarak bir süre burada eğitime devam ettiğini belirten Oğuz, şunları dile getirdi:
"2018-2019 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında imzalanan bir işbirliği protokolüyle proje protokol okulu olmuştur. Günümüzde Geleneksel Türk Sanatları alanı ve Moda Tasarım Teknolojileri alanı olmak üzere iki alan bulunmaktadır. Öğrenciler okulumuza LGS sınav sonucunda tercihlerini yaparak gelmektedirler. Her yıl iki bölüm için 30'ar öğrenci kontenjanımız bulunmaktadır. Yani her yıl 60 öğrenci almaktayız. Butik bir okuluz, toplam 160-170 öğrenci, tam kapasite olduğu zaman bu şekilde mevcudumuz."
Oğuz, okulda her iki alanda meslek öğretmenlerinin görev yaptığını ve herhangi bir öğretmen eksiğinin bulunmadığını kaydederek, 9. sınıfta Bakanlığın çerçeve öğretim programlarında yer alan meslek derslerine başlandığını, 10 ve 11. sınıfta bu derslerin arttığını, 12. sınıfta ise öğrencilerin 3 gün işletmelerde beceri eğitimi kapsamında staj yaptığını, 2 gün de okula gelerek kültür derslerini tamamladıklarını anlattı.
Öğrencilerin 12. sınıfta okulda bir sergi de düzenlediklerini belirten Oğuz, şöyle konuştu:
"11. sınıfta bir tema belirlenerek başlanır. Bu tema üzerinden her iki alanın öğrencileri kendi ders gördükleri alanlarla ilgili ürünlerini hazırlarlar. Burada Geleneksel Türk Sanatları alanı hat, tezhip, çini, minyatür, kat'ı, kalem işi derslerinde yapmış oldukları ürünleri hazırlarlar. Moda Tasarım Teknolojileri alanı ise çizimlerini yaparak, hikayelerini oluşturarak, kalıplarını hazırlayıp, kumaşa geçirip dikim aşamasına geçerler. 12. sınıfta bu hazırlanan eserler sergilenmiş olur. Burada sergimize konsolosları davet ederiz. Asıl amacımız kendi kültürümüzü bir köprü olarak dış dünyaya, herkese tanıtmak. Yani Geleneksel Türk Sanatları alanını, eskimizi, geleneğimizi, yenide de Moda Tasarım Teknolojileri ile yeni trendi yakalayarak her iki alanda okulumuzun yapmış olduğu çalışmaları tanıtmak için bunları yapmaktayız."
Oğuz, okulun tarihi atmosferinin çalışma ortamına kattığı farklılığa değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İşe geliyor gibi değil, sanki bir müzeye geliyor gibi hissediyorsunuz kapıdan girdiğiniz anda. Baktığınız zaman taş duvarlara dokunmak, mermer merdivenlerden çıkmak, yüksek tavanlı odalarda çalışmak, uzun pencerelerden gökyüzüne bakmak... Yani tarihi tam olarak hissediyorsunuz, farklı bir duygu tabii ki. Lisan Mektebi'nde görev yapıyor gibi kendinizi hissediyorsunuz, Lisan Mektebi olarak açıldığı için okulumuz. Çok farklı bir duygu. Sanki tarihin nöbetini tutuyormuşsunuz gibi. Öğretmenlerimiz de aynı şekilde. Herkes buraya işe geliyor gibi değil, adeta bir müzeye geliyor gibi, tarihe geliyor gibi... Tarihi yaşayarak tarihi yaşatıyoruz hissiyatındayız."