Sayıştay: 7 üniversitede hoca hekimler şirket kurup hasta baktı, bu durum kanuna aykırı
Sayıştay'ın 2025 yılı denetim raporlarına göre Gazi, İstanbul, Ege, Dicle, Gaziantep, Kocaeli ve Ondokuz Mayıs üniversitelerinde bazı öğretim üyeleri "hasta danışmanlığı" adı altında şirketler kurdu. Bu şirketler üzerinden hasta kabul edip muayene ve tedavi yönlendirmesi yaptı, ücretleri de kendi hesaplarına aldı. Sayıştay bu uygulamanın hukuka aykırı olduğunu açıkça belirtti. Aynı hekimlerin, döner sermayeye katkı oranında kesilmesi gereken taban ve teşvik ödemelerini tam olarak almaya devam ettiği de tespit edildi.
Sayıştay Başkanlığının TBMM'ye sunduğu 2025 yılı denetim raporlarında, yedi üniversitenin döner sermaye işletmesine ilişkin raporda neredeyse aynı ifadelerle kaleme alınmış ortak bir bulgu yer aldı. Buna göre üniversite hastanelerinde görevli bazı öğretim üyeleri şirket kurdu ya da mevcut şirketler aracılığıyla "hasta danışmanlığı" adı altında fiilen hekimlik yaptı. Bu faaliyetlerden hastalardan ücret alındı, ancak gelirler üniversite döner sermayesine aktarılmadı. Böylece hazine payı, bilimsel araştırma payı, birim payı ve vergi gibi kesintiler yapılmadı ve kamu mali kayba uğradı. Sayıştay, 2010'dan bu yana yapılan kanun değişikliklerini, Anayasa Mahkemesi kararlarını ve Danıştay içtihadını birlikte değerlendirerek, öğretim üyelerinin bu şekilde şirket üzerinden hekimlik yapmasının 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ve döner sermaye mevzuatına aykırı olduğu sonucuna vardı. Raporlarda şirket kuran öğretim üyelerinin sayısı ve elde edilen gelirin tutarı yer almıyor. Erciyes, Gaziantep ve Dicle üniversitelerine ilişkin raporlarda ise "bilimsel görüş" ve "tıbbi danışmanlık" adı altında hastalardan Sağlık Bakanlığı tarifesinin çok üzerinde ücret alındığı ortaya kondu.
Şirket kurup kendi nam ve hesaplarına hekimlik
Raporlarda tespit şu ifadelerle yer aldı:
"Üniversite hastanesinde görevli bazı öğretim elemanları tarafından, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı olarak 'hasta danışmanlığı' faaliyetinde bulunan şirketler kurulduğu veya bu şirketler aracılığıyla fiilen hasta kabulü, muayene, tıbbi değerlendirme, tıbbi görüş verme ve tedaviye yönlendirme gibi hekimlik faaliyetlerinin yürütüldüğü, söz konusu faaliyetler karşılığında hastalardan ücret tahsil edildiği ve elde edilen gelirlerin üniversite döner sermaye hesaplarına intikal ettirilmediği tespit edilmiştir."
Denetim sonuçlarına ilişkin bölümde ise öğretim üyelerinin şirketler kurarak ticari faaliyette bulunduğu, faaliyetin üniversite hastanesiyle ilişkilendirilmeden "öğretim elemanlarının kendi nam ve hesaplarına" yürütüldüğü vurgulandı.
Kamu kayba uğradı, hekimler ek ödemeyi tam aldı
Sayıştay, bu uygulamanın iki ayrı mali sonucuna dikkat çekti. İlki, gelir döner sermayeye girmediği için kanunen ayrılması gereken payların hiç ayrılmaması. İkincisi, döner sermaye dışında hekimlik yapan öğretim üyelerinin kendi hastanelerinden aldıkları ek ödemenin de kesilmemesi. Raporda bu durum şöyle anlatıldı:
"2547 sayılı Kanun'un 58'inci maddesi uyarınca döner sermaye gelirlerinden ayrılması gereken bilimsel araştırma payı, hazine payı, birim payı, vergi gibi kesintilerin yapılmayarak döner sermaye gelirlerinin azaldığı ve kamunun mali kayba uğradığı, döner sermaye sistemi dışında hekimlik faaliyeti yürüten öğretim elemanlarının, mevzuat gereği döner sermaye faaliyetlerine fiilen katkıları oranında kıst olarak almaları gereken taban ödeme ve teşvik ödemelerini herhangi bir kesinti yapılmaksızın eksiksiz olarak almaya devam ettikleri anlaşılmıştır."
Hoca hekimlerin şirket kurması hukuki mi? Sayıştay'ın değerlendirmesi
Raporlarda konunun hukuki arka planı ayrıntılı olarak ele alındı ve Sayıştay'ın cevabı açık: Bu şekilde şirket kurarak hekimlik yapmak mevzuata aykırı. Sayıştay bu sonuca şu aşamaları değerlendirerek ulaştı.
2010: Muayenehane yasağı getirildi. 5947 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'un 36'ncı maddesi değiştirildi. Tabip, diş tabibi ve uzman hekim öğretim elemanları için kısmi süreli çalışma kaldırıldı. Bu kişilerin üniversite dışında ücretli ya da ücretsiz herhangi bir işte çalışması, serbest meslek icra etmesi ve muayenehane açması yasaklandı.
2010: Anayasa Mahkemesi kısmi iptal kararı verdi. AYM'nin 16.07.2010 tarihli kararıyla düzenlemenin bir kısmı iptal edildi. Bunun üzerine tam zamanlı öğretim elemanlarının mesai saatleri dışında serbest meslek yapması veya özel kuruluşlarda çalışması mümkün hale geldi.
2014: 657'nin 28'inci maddesine tabi kılındılar. 6514 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'un 36'ncı maddesine eklenen fıkraya göre hekim öğretim elemanları, kanunlarda belirtilen haller dışında 657 sayılı Kanun'un 28'inci maddesine tabi oldu. Profesör ve doçentlerin mesai dışında özel hastanelerde veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalışabilmesi ise sıkı şartlara bağlandı. Bu şartlar şunlardı: her anabilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının yüzde 50'sini geçmemek, en fazla bir yıllık kurumsal sözleşme yapılmak, gelir üniversite döner sermayesine kaydedilmek ve ilgilinin muvafakati alınmak.
2014: Geçici 64'üncü madde iptal edildi. Aynı Kanun'la eklenen geçici madde, serbest meslek yapan öğretim üyelerinin üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirmesini, aksi halde üniversiteyle ilişiklerinin kesilmesini öngörüyordu. Bu madde AYM'nin 07.11.2014 tarihli kararıyla iptal edildi.
657'nin 28'inci maddesi ne diyor? Sayıştay'ın aktardığı hükme göre memurlar, mesleki faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere "ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler" açamıyor. Gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir iş yerinde ya da vakıf yükseköğretim kurumlarında da çalışamıyor.
2021: Danıştay kazanılmış hakkın sınırını çizdi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 07.07.2021 tarihli ve 2021/11178 E., 2021/1410 K. sayılı kararına göre öğretim üyeleri kanunlarda belirtilen haller dışında 657'nin 28'inci maddesine tabi ve muayenehane açamıyor. Yalnızca geçici 64'üncü maddenin yürürlüğe girdiği 18.01.2014 tarihinde usulüne uygun olarak muayenehane işleten ya da özel sağlık kuruluşunda çalışan öğretim üyeleri faaliyetlerine devam edebiliyor.
Sayıştay bu çerçeveden şu sonucu çıkardı:
"Bu düzenleme ve kararlar dikkate alındığında, yalnızca 18.01.2014 tarihi itibarıyla usulüne uygun şekilde muayenehane işletmekte olan veya özel sağlık kuruluşlarında serbest meslek faaliyeti yürüten öğretim üyelerinin faaliyetleri kazanılmış hak statüsünde korunmuş olduğu anlaşılmaktadır. Bunun dışında profesör ve doçent kadrosunda olanlar, belli hallerde geliri üniversite döner sermayesi hesabına alınmak şartıyla ve ilgilinin muvafakati ile mesai dışında özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalıştırılabileceklerdir."
Kısacası Sayıştay'a göre bugün bir öğretim üyesinin üniversite dışında hekimlik yapabilmesinin iki yolu var. Birincisi, 18 Ocak 2014'ten önce usulüne uygun açılmış muayenehanesini kazanılmış hak olarak sürdürmesi. İkincisi, döner sermaye üzerinden kurumsal sözleşmeyle özel hastanede çalıştırılması. "Hasta danışmanlığı" şirketi kurup kendi hesabına hasta bakmak bu iki yoldan hiçbirine girmiyor. Raporda uygulama şöyle nitelendi:
"Sunulan sağlık hizmetlerinin üniversite döner sermaye sistemi dışında bırakılması nedeniyle kamuya aktarılması gereken payların tahsil edilmemesi; kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasını öngören 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun temel ilkelerine, öğretim elemanlarının çalışma esaslarını düzenleyen 2547 sayılı Kanun'a serbest meslek yasağını düzenleyen 657 sayılı Kanun'a ve döner sermaye mevzuatına aykırılık teşkil etmektedir."
Sayıştay'ın yedi raporda da yer alan nihai değerlendirmesi ise şöyle:
"Öğretim elemanları tarafından hekimlik faaliyeti icra etmek amacıyla 'hasta danışmanlığı' adı altında şirketler kurulması, söz konusu faaliyetlerin Üniversite Hastanesi ile ilişkilendirilmeksizin öğretim elemanlarının kendi nam ve hesaplarına yapılması ile bu kapsamda kamuya aktarılması gereken gelirlerin döner sermaye sistemi dışında bırakılması mevzuata uygun bulunmamaktadır."
İstanbul Üniversitesinde şirket yöneticisi akademisyenler
İstanbul Üniversitesinin özel bütçe raporunda konuyla bağlantılı ayrı bir bulgu daha var. İstanbul Ticaret Odası kayıtları üzerinden yapılan incelemede bazı akademik personelin özel şirketlerde müdür veya yönetici olarak görev aldığı tespit edildi. Sayıştay, 657 sayılı Kanun'un 28'inci maddesinin 2547 ve 2914 sayılı kanunlar yoluyla akademisyenlere de uygulandığını hatırlattı. Bu maddeye göre memurlar tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyette bulunamıyor, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamıyor. Raporda şu ifade yer aldı: "Üniversite akademik personelinin ticari şirketlerde müdür, yönetici veya benzeri görevler üstlenmeleri mümkün değildir." Sayıştay bu durumun ayrıca Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri'ndeki çıkar çatışması hükümlerine de aykırı olduğunu belirtti.
Üniversiteler ne cevap verdi?
Yedi üniversitenin raporlara yansıyan cevapları şöyle:
Gazi Üniversitesi: İlgili personelin adreslerinin yerinde incelenmesi ve muayenehane ya da ofis işletip işletmediklerinin tespiti için Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne bildirim yapıldığını açıkladı. Süreç gelecek cevaplara göre yürütülecek, Tıp Fakültesi Dekanlığı da akademik personeli bilgilendirecek.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi: Açık kaynaklardan yapılan incelemede bazı öğretim üyelerinin sağlık danışmanlığı yaptığının görüldüğünü kabul etti. Şirketlerin ortaklık yapılarını tespit etmek için Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde girişim başlatıldığını bildirdi. Tespit halinde faaliyetlerin sonlandırılması için ilgili kurumlara bildirim yapılacağını, sorumlular hakkında 2547 sayılı Kanun'un disiplin hükümlerinin uygulanacağını ve kamu zararı oluşmuşsa gerekli işlemlerin yapılacağını belirtti.
Dicle Üniversitesi: Şirketler aracılığıyla hastalardan ücret alındığını kabul etti. Gelirlerin döner sermayeye aktarılması için Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının 20.04.2026 tarihli yazısıyla çalışma başlatıldığını açıkladı.
Ege Üniversitesi: Gerekli işlemlerin yapıldığını ve kamuya aktarılması gereken gelirlerin döner sermaye dışında bırakılmasına izin verilmediğini bildirdi.
Kocaeli Üniversitesi: Öğretim üyelerine, kanunla izin verilen haller dışında faaliyette bulunmamaları gerektiğinin tebliğ edildiğini belirtti.
İstanbul Üniversitesi: Gerekli işlemlerin ilgili birimlerce yürütüleceğini, sürecin Rektörlükçe takip edileceğini ifade etti.
Gaziantep Üniversitesi: Konunun çözümü için diğer kurumlar ve üst merciler nezdinde çalışma yapılacağını bildirdi.
"Bilimsel görüş" adıyla tarifenin 10 katı ücret
Sayıştay raporlarında, sağlık hizmetinin farklı adlar altında sunularak Sağlık Bakanlığı tarifesinin dışına çıkarıldığı üç örnek daha yer aldı.
Erciyes Üniversitesi: 300 TL'lik muayene için 3.000 TL. Üniversite, 18.01.2024 tarihli yönetim kurulu kararıyla adı raporda "x firması" olarak geçen bir şirketle "bilimsel görüş" hizmet sözleşmesi imzaladı. Hastalar, Tıp Fakültesi Hastaneleri'nin internet sitesindeki "Tıbbi Danışmanlık (Bilimsel Görüş)" sekmesinden firmanın sayfasına yönlendirildi. Başvuru ekranında, ikinci görüş tamamlandıktan sonra ek muayene ücreti ödemeden yüz yüze randevu alınabileceği bilgisi veriliyordu. Sayıştay'ın incelemesinde hastaların büyük çoğunluğunun bu sistemi hekimden randevu almak için kullandığı ve hastaneye gelip fiziki muayene olduğu anlaşıldı. Sayıştay, "Burada yapılan hizmetin bilimsel görüş değil sağlık hizmeti olduğu açıktır" değerlendirmesini yaptı.
Sağlık Bakanlığı tarifesinde normal poliklinik muayenesi 300 TL. Öğretim üyesinin mesai dışında bizzat baktığı muayenelerde bu bedelin en fazla iki katı kadar öğretim üyesi farkı alınabiliyor. Buna karşın üniversite bu hizmet için 3.000 TL talep etti. Sayıştay'a göre sağlık hizmetlerinin fiyatını belirleme yetkisi 3359 sayılı Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yalnızca Sağlık Bakanlığına ait. Diğer kurumların "tıbbi danışmanlık (bilimsel görüş)" adı altında sağlık hizmeti sunup tarifenin üzerinde ücret istemesi mümkün değil. Üniversite, gerekli işlemlerin yapılacağını bildirdi.
Gaziantep Üniversitesi: Her muayeneye 800 TL ek ücret. Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin fiyat tarifesine yönetim kurulu kararıyla "Bilimsel Görüş, Klinik Değerlendirme" adıyla yeni bir kalem eklendi. Bu kalemin bedeli önce 400 TL olarak belirlendi, Temmuz 2025'ten itibaren 800 TL'ye çıkarıldı. Sayıştay, bu tutarın Sağlık Uygulama Tebliği'nde bulunmadığını ve her muayenede özel muayene ücretine ek olarak alındığını tespit etti. Tahsilat, 5018 sayılı Kanun'un 72'nci maddesindeki "yetkisiz tahsilat" kapsamında değerlendirildi.
Üniversite, Sağlık Uygulama Tebliği'nin akademik faaliyetleri sınırlamadığını, tebliğde karşılığı olmayan bir hizmetin ücretlendirilemeyeceği anlamına gelmediğini savundu. Sayıştay bu savunmayı kabul etmedi. Yönetim kurulunun muayene ücretine ek ücret belirleme yetkisi bulunmadığını belirterek tahsil edilen tutarların hastalara iade edilmek üzere emanet hesaplarına alınması gerektiğini bildirdi.
Dicle Üniversitesi: 300 TL'lik hizmete 1.600 TL, yabancıya 3.200 TL. Sağlık Bakanlığı tarifesinde "uzaktan hasta değerlendirmeye yönelik sağlık hizmetleri" 300 TL olarak belirlenmiş. Üniversite ise 05.03.2025 tarihli yönetim kurulu kararıyla aynı hizmeti "uzaktan sağlık danışmanlık hizmeti" adıyla sundu. Türk vatandaşlarından 1.600 TL, yabancı uyruklu hastalardan 3.200 TL ücret talep etti. Üstelik üniversite bu hizmet için Sağlık Bakanlığından sağlık hizmeti kapsamında faaliyet izni almıştı.
Sayıştay, bu uygulamanın hekimlere yapılan ödemelere etkisine de dikkat çekti. Sağlık hizmetlerinden personele dağıtılabilecek tutar için bir tavan bulunuyor, danışmanlık gelirlerinde ise böyle bir tavan yok. Raporda şu ifadeler yer aldı: "Sağlık hizmetinin danışmanlık hizmeti kapsamına sokulması mevzuatla konulan tavan tutar kıstasını ortadan kaldırarak personele dağıtılabilecek azami tutar sınırını bertaraf etmekte, kamunun aleyhine kişilerin lehine olacak şekilde daha fazla ek ödeme yapılmasına neden olmaktadır." Üniversite, düzeltme işlemlerine başlandığını bildirdi.
Sayıştay, Erciyes ve Dicle için aynı sonuca vardı: Hastalardan Bakanlık tarifesinin üzerinde ücret istenmemeli ve Bakanlığın belirlediği sağlık hizmeti dışında farklı adlar altında hizmet sunulmamalı.