Sayıştay'dan YÖKAK'a Ciddi Uyarı: Program Akreditasyonu Yetkisi Derneklere Devredilemez!

Üniversitelerde son yılların en çok konuşulan kavramlarından biri hiç şüphesiz "kalite" ve "akreditasyon".

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 25 Eylül 2026 11:25, Son Güncelleme : 25 Eylül 2026 11:26
Sayıştay'dan YÖKAK'a Ciddi Uyarı: Program Akreditasyonu Yetkisi Derneklere Devredilemez!

Kalite komisyonları, alt komisyonlar, toplantılar, raporlar, formlar, göstergeler, kanıtlar, anketler...

Akademisyenlerin önemli bir bölümü artan bürokrasiden şikayet ederken üniversiteler de programlarını akredite ettirebilmek için yoğun bir çalışma yürütüyor.

Ancak Sayıştayın Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) denetiminde ortaya koyduğu bulgu, yıllardır uygulanan program akreditasyonu sisteminin temelini tartışmaya açacak nitelikte.

SAYIŞTAY: NİHAİ YETKİ YÖKAK'IN

Sayıştayın tespitine göre YÖKAK, bağımsız dış değerlendirme ve akreditasyon kuruluşlarını yetkilendiriyor; ancak uygulamada bundan sonraki akreditasyon süreci YÖKAK'ın dahli olmadan bu kuruluşlar tarafından yürütülüyor ve akreditasyon kararı da yine bu kuruluşlar tarafından veriliyor.

Sayıştay ise mevzuatın buna izin vermediği görüşünde.

Raporda açıkça;

"Mevzuata göre program akreditasyonunda nihai akredite onayında yetki Kuruldadır ve bu yetkinin başka bir kuruluşa devredilebileceğine dair kanunda hüküm bulunmamaktadır."

tespiti yapılıyor.

Yani bağımsız akreditasyon kuruluşları değerlendirme yapabilir, üniversiteyi inceleyebilir ve rapor hazırlayabilir. Ancak Sayıştaya göre nihai akreditasyon kararını vermesi gereken makam YÖKAK'tır.

Daha da önemlisi Sayıştay, bu kuruluşların sadece "bağımsız dış değerlendirme kurumları" statüsünde olduğunu ve çalışmalarını onay için YÖKAK'a sunmak zorunda olduklarını belirtiyor. YÖKAK onayı olmaksızın bir program hakkında akreditasyon kararı verilmesini de mevzuata uygun bulmuyor.

PEKİ YILLARDIR NE YAPIYORUZ?

İşte Sayıştayın bu tespiti YÖKAK açısından çok daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor:

Yıllardır uygulanan program akreditasyonu sisteminin hukuki kurgusu başından beri yanlış mı oluşturuldu?

Üniversitelerde giderek büyüyen bir "kalite enflasyonu" var. Akademisyenlerin zaman zaman bilimsel çalışmalarından daha fazla form, kanıt, rapor ve kalite süreçleriyle uğraşmaktan şikayet ettiği bir sistem oluştu.

Üniversiteler programlarını akredite ettirebilmek için ciddi emek, zaman ve kaynak harcıyor.

Şimdi Sayıştay çıkıp sistemin en temel aşamalarından biri için "Nihai karar yetkisi bağımsız kuruluşlarda değil, YÖKAK'ta" diyor.

Üstelik raporda, akreditasyon kuruluşlarının yapısı, niteliği, sermaye yapısı ve değerlendiricilerin nitelikleri gibi konularda da Yönetmelikte yeterli düzenleme bulunmadığına dikkat çekiliyor.

YÖKAK BU BULGUYU CİDDİYE ALMALI

YÖKAK da Sayıştaya verdiği cevapta, akreditasyon kuruluşlarının karar aşamasındaki YÖKAK rolünün ayrıntılı olarak inceleneceğini ve gerekli çalışmaların yapılacağını bildirmiş. Bu önemli.

Ancak mesele yalnızca teknik bir mevzuat düzeltmesi olarak görülmemeli.

Sayıştayın bulgusu vesilesiyle YÖKAK, yıllardır üniversitelere uygulattığı kalite ve akreditasyon sistemini baştan sona masaya yatırmalıdır.

Gerçekten kaliteyi mi artırıyoruz, yoksa kalite adına yeni bir bürokrasi mi üretiyoruz?

Akademisyeni eğitime ve araştırmaya mı yönlendiriyoruz, yoksa form, kanıt ve rapor peşinde mi koşturuyoruz?

Ve en önemlisi:

Yıllardır program akreditasyonunda doğru bildiğimiz sistemin hukuki temeli Sayıştayın söylediği kadar sorunluysa, acaba kalite konusunda başka neleri yanlış yapıyoruz?

Sayıştayın bu bulgusu YÖKAK açısından sıradan bir denetim tespiti olarak görülmemeli.

Kalite sisteminin kendisinin de artık bir "kalite kontrolünden" geçirilme zamanı gelmiş olabilir.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber