Tüketicinin hak arayışı arttı: 6 ayda 481 bin uyuşmazlık başvurusu

Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2026'nın ilk 6 ayında tüketici hakem heyetlerine 481 bin 613 uyuşmazlık başvurusu yapıldı. Yaklaşık 8,5 milyar liralık başvurunun 455 bin 500'ü karara bağlanırken, başvuru başına düşen ortalama tutar 2025'teki 13 bin 663 liradan 17 bin 600 liraya yükseldi. Başvurularda ayıplı mal ve hizmet şikayetleri ilk sıralarda yer alırken, 126 bin 319 başvuruyla İstanbul en fazla tüketici uyuşmazlığının taşındığı il oldu.

Kaynak : Türkiye
Haber Giriş : 07 Ekim 2026 07:12, Son Güncelleme : 07 Ekim 2026 07:13
Tüketicinin hak arayışı arttı: 6 ayda 481 bin uyuşmazlık başvurusu

Vatandaşın alışverişte ödediği para her geçen gün artarken, aldığı ürün ve hizmetle ilgili problemler de tüketici hakem heyetlerine taşınıyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2026'nın ilk 6 ayında 481 bin 613 tüketici uyuşmazlığı için başvuru yapıldı.

Bu başvuruların toplam parasal değeri yaklaşık 8,5 milyar TL olurken, 455 bin 500 dosya karara bağlandı. 2025'te 907 bin 515 başvurunun toplam değeri 12,4 milyar TL olmuştu.

Bu rakam başvuru başına yaklaşık 13 bin 663 TL'ye karşılık geldi. 2026'nın ilk 6 ayında ise başvuru başına düşen ortalama tutar yaklaşık 17 bin 600 TL seviyesine çıktı. Böylece tüketicinin hak aradığı uyuşmazlığın parasal boyutunda yaklaşık yüzde 29'luk artış meydana geldi.

AYIPLI MAL VE HİZMET İLK SIRADA

Yılın ilk 6 ayında başvuruların yaklaşık yüzde 35'i ayıplı mal, yüzde 29'u ise ayıplı hizmet şikayetlerinden oluştu. Başka bir ifadeyle tüketici uyuşmazlıklarının yaklaşık üçte ikisi, parasını ödediği mal veya hizmetin beklediği özellikleri taşımadığı iddiasıyla ortaya çıktı. Ürün gruplarında ise ayakkabı, kıyafet ve tekstil ürünleri ilk sırada yer aldı.

Bu kategorideki başvurular toplamın yaklaşık yüzde 18'ini oluşturdu. Onu yüzde 15,13 ile dayanıklı tüketim malları ve ev elektroniği izledi. İletişim aboneliklerinin payı yüzde 6,26, kredi kartlarının payı yüzde 5,37, sağlık hizmetlerinin payı yüzde 3,92 oldu. İnternet üzerinden yapılan alışverişlere ilişkin başvuruların oranı da yüzde 5,38 olarak gerçekleşti.

EN BÜYÜK KAVGA MAĞAZADA

Tüketici uyuşmazlıklarının yarısından fazlası perakende ticarette yaşandı. İlk 6 ayda perakende ticaret sektörüne ilişkin 249 bin 240 başvuru yapıldı. Bu rakam toplam başvuruların yüzde 51,75'ine karşılık geldi.

Finansal hizmetlerin payı yüzde 10,27, abonelik hizmetlerinin payı ise yüzde 9 oldu. Tablo, vatandaşın en temel tüketim kalemlerinde sıkıntı yaşadığını ortaya koydu. Başvuruların yüzde 76,7'si e-Devlet üzerinden gerçekleştirildi. 2026'da değeri 186 bin TL'nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında hakem heyetlerine başvuru yapılabiliyor. 2026'nın ilk 6 ayında İstanbul'dan 126 bin 319 başvuru yapıldı.

İstanbul'u 50 bin 353 başvuruyla Ankara, 32 bin 507 başvuruyla İzmir takip etti. En az başvuru ise 305 dosyayla Ardahan'da gerçekleşti.

Tüketici Hakem Heyetlerine en fazla şikayet edilen ürün ve hizmetlerde fiyatlar da son bir yılda sert yükseldi. Şikayete konu olan ürünlerin ortalama fiyatları son bir yılda yüzde 60 ila yüzde 110 oranında arttı.

Vatandaş bir yandan daha yüksek fiyatlarla alışveriş yaparken diğer yandan aldığı ürün veya hizmette sorun yaşadığında hakkını aramak zorunda kaldı. Tüketici dernekleri, fiyat artışlarının tüketicinin karşılaştığı sorunların maliyetini de büyüttüğüne dikkat çekiyor.

Dernek temsilcilerine göre vatandaş artık yalnızca yüksek fiyatla değil, ödediği bedelin karşılığını alamama riskiyle de karşı karşıya. Ürünün fiyatının artmasına rağmen gramajının azalması, kullanılan malzemenin kalitesinin düşmesi veya hizmet standardının gerilemesi tüketicinin mağduriyetini artırıyor.

KALİTE DE GRAMAJ DA DÜŞÜYOR

Uzmanlar, yüksek enflasyon dönemlerinde firmaların maliyet baskısını yalnızca fiyat artışıyla değil, ürünün gramajını, kullanılan malzemenin kalitesini veya hizmet standardını düşürerek de yönetebildiğine dikkat çekiyor.

"Skimpflasyon" olarak tanımlanan bu durum, tüketicinin aynı ürünü daha pahalıya alırken daha düşük kaliteyle karşılaşmasına yol açıyor.

Uzmanlara göre özellikle gıda, restoran, tekstil, temizlik ürünleri ve hizmet sektörlerinde bu durum daha kolay fark edilebiliyor. Ürünün fiyatı değişmese bile gramajın azaltılması, içeriğin değiştirilmesi, daha ucuz ham madde kullanılması veya hizmet süresinin kısaltılması tüketicinin ödediği paranın karşılığını düşürebiliyor.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber