Katil fenomen tehlikesi! Uzmanından ahlaki duyarsızlaşma uyarısı

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, vahşi cinayetlerin ardından suçluların sosyal medyada takipçi rekoru kırmasını değerlendirerek, bunun toplumsal bir ahlaki duyarsızlaşma ve empati erozyonu yarattığına dikkat çekti. Gençlerin saldırgan figürlere yönelmesinde "Ben onu değiştiririm" yanılsaması ve dijital görünürlük arzsinin etkili olduğunu belirten Tarhan, medya, platformlar, eğitim ve aile yapısına yönelik acil çözüm çağrısında bulundu.

Kaynak : Türkiye
Haber Giriş : 10 Ekim 2026 08:07, Son Güncelleme : 10 Ekim 2026 07:44
Katil fenomen tehlikesi! Uzmanından ahlaki duyarsızlaşma uyarısı

Genç bir kızın hayatını kaybettiği vahşi bir cinayet vakasının ardından failin sosyal medya hesaplarında yaşanan ani takipçi patlamaları, kamuoyunda "Toplum kötülüğe hayranlık mı duyuyor?" sorusunu gündeme getirdi. Bu durumu Türkiye Gazetesi'nden Ziyneti Kocabıyık'a değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, takip etmek ile hayranlık duymak arasındaki çizginin net çekilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "İnsan zihninin tehlikeli, yasak ve sıra dışı olana karşı bir merakı vardır. Bir hesabı takip eden herkesin suçu onayladığını söyleyemeyiz. Ancak bu merak, zamanla yapılan kötülüğü ikinci plana düşürüyorsa ahlaki duyarsızlaşma açısından ciddi bir risk ortaya çıkar" dedi.

Gençlerin, özellikle genç kadınların şiddet faillerine yönelmesinde "Ben onu değiştiririm" yanılsamasının ve saldırganlığı güç zannetme algısının etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, "Tehlike, çekicilik ve gizem birleştiğinde sahte bir karizma doğuyor. Literatürde bunun karşılığı 'hibristofili', yani suçlulara duyulan romantik/cinsel çekim. Ancak tüm takipçileri tek bir psikiyatrik etiketle değerlendirmek doğru olmaz" diye ekledi.

POTANSİYEL SUÇLULAR İÇİN MOTİVASYON OLUYOR

Bir katilin sosyal medyada binlerce kişi tarafından takip edilen bir figüre dönüşmesinin, potansiyel suça meyilli kişiler için tehlikeli bir motivasyon kaynağı haline geldiğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, şiddetin dijital görünürlükle ödüllendirildiğine dikkat çekerek bu olayın altındaki psikolojik tehlikeyi şu sözlerle özetliyor:

Rol model kayması: Değerli olamadığını düşünen kişi, "Korkulan biri olayım", "İyilikle görünür olamıyorsam kötülükle meşhur olayım" düşüncesine kapılarak suç işleyebilir.

Mağdurun görünmez hale gelmesi: Dijital mecralarda failin fotoğrafları, kıyafetleri ve takipçi sayısı konuşulurken, mağdurun yaşadığı insani trajedi bir sosyal medya içeriğine dönüşüp silikleşiyor.

Medyanın sorumluluğu: Suçluyu yıldızlaştırmak ve failden dijital bir karakter oluşturmak kötülüğün reklamını yapma riski taşır.

EMPATİYİ KORUMAK RUH SAĞLIĞININ PARÇASI

Sürekli ve görünür hale gelen şiddetin toplumda "ahlaki duyarsızlaşma" ve "empati erozyonu" meydana getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, "Şiddet sürekli bir seyirlik içerik gibi sunulduğunda, bir müddet sonra normalleşebiliyor. Başlangıçta tepki gösterilen davranışlar zamanla sıradan kabul edilebiliyor. Böyle bir durumda şiddetin kötülüğüne ilişkin duyarlılık ve ahlaki itiraz zayıflayabiliyor. Ekrandaki her ölüm haberinin yalnızca bir etkileşim veya yorum sayısına indirgenmesi 'insanın nesneleştirilmesi'ne sebep oluyor. 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü'nde yalnızca bireyin nasıl hissettiğini değil, başkasının acısını ne kadar fark edebildiğini de konuşmalıyız. Empatiyi korumak, toplumsal ruh sağlığının önemli bir parçasıdır" dedi.

ÇÖZÜM İÇİN ACİL ADIMLAR ATILMALI

Medya suçluyu magazinleştiriyor

Toplumsal ruh sağlığını yeniden inşa etmenin ve şiddet sarmalından çıkmanın sorumluluğunun sadece bireylere veya ailelere bırakılamayacağını söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan'a göre kurumların ve mecraların acilen atması gereken adımları şöyle sıraladı:

MEDYA: Suçluyu magazinleştirip yıldızlaştırmamalı; habercilik yaparken insani trajediyi reyting malzemesi haline getirmemeli.

DİJİTAL PLATFORMLAR: Yalnızca etkileşim odaklı algoritmaların toplumsal zararları sorgulanmalı, suçun ve saldırganlığın görünürlükle ödüllendirilmesinin önüne geçilmeli.

EĞİTİM: Okullarda sadece teorik kurallar değil, sonuç bilinci, empati ve ahlaki muhakemeyi güçlendiren müfredatlar uygulanmalı.

SOSYAL YAPI: İnsanın değeri, kaç takipçisi olduğuyla veya ne kadar korkulduğuyla değil; vicdanı, sorumluluğu ve karakteriyle ölçülen bir toplumsal yapı kurulmalı.

TOKSİK İLİŞKİLER VE ŞİDDET SİNYALLERİ

Ailelerin, gençlerin şiddet içeren bir ilişki ağına çekildiğini veya tehlikeli figürlere yöneldiğini anlaması için davranışların arkasındaki bahanelere dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Eğer 'Beni sevdiği için böyle davranıyor' veya 'Aslında kötü biri değil, ben onu değiştiririm' gibi savunmaları varsa çok dikkatli olun. Suçlamadan anlamaya çalışın. 'Hemen takibi bırak!' demek yerine, 'Bu kişiyi takip etmende seni ne etkiledi?' sorusunu yöneltin.

BEĞENİ ALIYORSAN DEĞERLİSİN

Günümüzde görünürlüğün başlı başına bir değerlilik ölçüsü sanıldığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, dijital çağın mevcut şiddeti daha görünür kılmakla kalmayıp, faile şöhret alanı sunduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Tarhan, "Beğeni alıyorsan değerlisin anlayışı, karakterin önüne geçiyor. Karşılaştırmalı veriler olmadan şiddetin kesin artışını söyleyemesek de, değer ölçülerimizin bozulduğu kesin. Karakter yerine popülerliği konuşuyorsak sistemimizi sorgulamalıyız" uyarısında bulunuyor.

GÜÇLÜ OLMAK MI, HAKLI OLMAK MI?

Kurallara uyanın mağdur olduğu, zorbalık yapanın prim topladığı algısının toplumun temel ahlaki direklerini sarstığına işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir yandan şiddeti kınayıp diğer yandan şiddet uygulayanı takipçi ve ilgiyle ödüllendirmenin büyük bir çelişki olduğunu vurgulayarak "Bir toplumun ahlaki sağlığı, sadece suça verdiği cezayla değil, suçluya verdiği sosyal ödülle de ölçülür. Dürüstlüğü ve vicdanı öğütlediğimiz gençlere, bunun hayattaki karşılığını da göstermek zorundayız. Saygının yerini korku, karakterin yerini şöhret almamalıdır" değerlendirmesini yaptı.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber