Bakan Fidan: İran'a yeniden saldırı savaşın yayılmasına yol açar

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, R4+E3 toplantısının ardından İran'a yönelik olası bir müdahalenin çözümsüzlük getireceğini ve diplomasiye dönülmesi gerektiğini söyledi. İstanbul'daki zirve sonrası konuşan Bakan Fidan, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve Karadeniz seyrüsefer güvenliğinin sağlanması konusunda görüş birliği olduğunu bildirdi.

Kaynak : Anadolu Ajansı
Haber Giriş : 23 Ekim 2026 19:21, Son Güncelleme : 23 Ekim 2026 19:23
Bakan Fidan: İran'a yeniden saldırı savaşın yayılmasına yol açar
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, R4 ve R4+E3 toplantılarına katılan ülkelerin özellikle İran'a yönelik yeniden yapılacak bir saldırının bölgedeki savaş ve çatışmayı tekrar yaygınlaştırmaya yol açacağı konusunda hemfikir olduğunu belirtti.

Fidan, R4 (Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan) ve İtalya'nın da katılımıyla düzenlenen R4+E3 (İngiltere, Almanya, Fransa) Dışişleri Bakanları toplantılarının ardından İstanbul'da basın toplantısında konuştu.

Masanın etrafındaki bütün ülkelerin savaşın daha fazla yaygınlaşmasını istemediğini belirten Fidan, ülkelerin, savaşın hem Körfez'de hem de Ukrayna'da bir an önce durmasına ve ateşkesin olmasına taraftar olduklarını söyledi.

Fidan, bunun önem teşkil ettiğini ve bütün ülkelerin diplomasinin ve diyaloğun tek yol olduğu konusunda hemfikir olduğunu kaydederek, "Tabii bu önemli. Bu mesajı bütün taraflara aynı şekliyle verme, iletme kararı aldık. Özellikle İran'a yönelik yeniden yapılacak bir saldırının gerçekten bölgedeki savaş ve çatışmayı tekrar yaygınlaştırmaya yol açacağı konusunda hemfikiriz. Bunun yerine diyaloğu diplomasiyi tercih etmenin en doğru yol olduğu konusunda hemen hemen bir fikir birliği sağladık." ifadelerini kullandı.

- "İran'a yapılacak askeri bir müdahale hiçbir şekilde çözüm değil"

Önemli olanın masa etrafındaki İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır ve Türkiye'nin aynı fikirde olmaları ve bu konuda dünyaya aynı mesajları vermeleri olduğunu vurgulayan Fidan, "Tabii ki Hürmüz Boğazı'nın bir an önce açılması gerekiyor. Piyasalara olan negatif etkisinin artık ortadan kalkması lazım. Ama dediğim gibi İran'a da yapılacak askeri bir müdahale hiçbir şekilde çözüm değil. Bunu hiç kimse şu anda onaylamıyor. Onun yerine diplomasinin en iyi yol olduğu konusunda Türkiye'nin görüşü vardı zaten. O görüş, diğer ülkeler tarafından da paylaşılıyor. Paylaşılmakta da kalmıyor. Aynı zamanda savunuluyor." diye konuştu.

Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı'na dair, bütün katılımcıların ortak fikrinin mümkünse en kısa zamanda bir ateşkesin ve buna dayalı bir barış anlaşmasının Ukrayna'da hayata geçmesi olduğuna işaret etti.

Masadaki bütün tarafların bunu canıgönülden istediğini aktaran Fidan, "Bunun olmadığı takdirde, Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliğinin, serbestisinin bir an önce hayata geçmesi konusunda adımlar atılması konusunda yine bir talep var." dedi.

- "Ya savaş dursun, durmuyorsa enerji ve tahıl konusunda istisna getirilsin"

Fidan, Türkiye'nin bu noktada oynadığı mevcut rolü, özellikle Tahıl Girişimi dahil yaptığı girişimleri, taraflarla yapılan görüşmeleri anlattıklarını ve istişare yaptıklarını aktararak, şunları kaydetti:

"Kendimizin ayrıca bu meseleyle ilgili onlarla istişare etmek istediğimiz hususlar vardı. Onları da kendileriyle görüştük. Yani ya savaş dursun, durmuyorsa enerji ve tahıl konusunda bir istisna getirilsin taraflar tarafından. Biliyorsunuz iki buçuk yıl önce Türkiye bunu mümkün kılmıştı. İki ülke birbirini yok edesiye aslında savaşırken bari uluslararası piyasalar ve diğer ülkeler aynı şekilde etkilenmesin durumu var. Umarım bir an önce ateşkes gelir, barış gelir, bu sıkıntı da kökten çözülür. Ama şu anda cari meselemiz, biz Ukrayna'da ve Rusya'da şu anda bulunan tahılı nasıl dünya piyasalarına çıkartacağız, bunun için neler yapabiliriz? Bazı teklifler var, görüşler var, tartışmalar var. Onu, ilgili taraflarla konuşuyoruz."

Toplantı vesilesiyle Avrupalı meslektaşlarıyla bir araya geldiğini belirten Fidan, "Hem Avrupa ülkelerinin hem belli başlı İslam ülkelerinin bir araya gelerek hem bölgesel konuları hem küresel konuları detaylı bir şekilde masaya yatırmaları, bu konuda görüş alışverişinde bulunmaları önemli." diye konuştu.

Konuların başında iki savaş alanının geldiğini aktaran Fidan, "Bunlardan birincisi şu anda Körfez'deki savaş nedeniyle kapalı olan Hürmüz Boğazı ve Babülmendeb'in inkıtaya uğraması zaman zaman, oradaki geçişlerin risk altına girmesi ve diğer taraftan Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliğinin şu anda hemen hemen ortadan kalkmış olması." şeklinde konuştu.

Bu iki alanın, dünyanın hem enerji ihtiyacını hem gıda ihtiyacını hem de serbest ticaret rejimini ciddi bir şekilde etkilediğinin altını çizen Fidan, bütün hükümetlere, coğrafya ayrımı gözetmeksizin, vatandaşlar ve piyasalar üzerinde finansman üzerinde basınç ve yük oluşturmakta olduğunu dile getirdi.

Fidan, "Tabii ki sorumlu devletlerin rolü, bu sorunlara mümkün olduğunca barışçıl çözümler aramak." ifadesini kullanarak bunların, detaylı şekilde masaya yatırıldığını anlattı.

Fidan, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların durması gerektiğini belirterek bunların diplomatik yöntemlerle nasıl yapılabileceğinin detaylı bir şekilde ele alındığını aktardı.

Hürmüz Boğazı'nın hemen açılması gerektiğini vurgulayan Fidan, toplantının hem gündemi hem mekanı itibarıyla son aylardaki en önemli diplomatik olaylardan biri olabileceğini söyledi.

Fidan, şunları kaydetti:

"İki önemli komşu coğrafyadaki aktörlerin tam da bu iki coğrafyanın ortasında olan geçişkenliği sağlayan Türkiye'de, İstanbul'da, Asya'yı ve Avrupa'yı birleştiren bir mekanda boğazın hemen kenarında bir araya gelmeleri ayrıca önemli bir sembolik anlama sahip. Bu açıdan katılımcı bütün bakan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ortaya koydukları emek ve çaba önemli. Aynı şekilde endişe ediyor olmaları, aynı şekilde çözüm arıyor olmaları ve bunu da karşılıklı dayanışma içerisinde, işbirliği içerisinde yapma arzuları bizi ziyadesiyle memnun etti."

- ABD-İran meselesi

Fidan, ABD ile İran arasındaki meseleye işaret ederek "Bu olayda diplomasiye de çok büyük bir alan var, savaşa da büyük bir alan var. Özellikle ilgili aktörlerin, bölgedeki devletlerin, bazı küresel aktörlerin bu konuda nasıl bir tutum alacağına bağlı." ifadelerini kullandı.

Toplantıda altı çizilen meselenin tüm aktörlerin hep beraber diyaloğun tek çözüm yolu olduğunu belirtmesi olduğunu söyleyen Fidan, "Burada tabii hiç kimsenin, başka ülkenin haklarına vesairesine, tecavüzüne izin veriyoruz manasına gelmiyor veya Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasına da izin vereceğiz manasına gelmiyor. Fakat burada daha fazla savaşın yaygınlaşmasına meydan vermeden, daha fazla yıkıma yol açmadan bu meseleyi nasıl halledebiliriz? Onun parametreleri açıkçası konuşuldu." dedi.

Fidan, R4+E3 ülkeleri toplantısı inisiyatifine ilişkin, her iki formatın da kendi içerisinde, kendi bulundukları coğrafyadaki sorunlarla ilgili çalışan formatlar olduğunu belirtti.

Burada Avrupa ülkeleri ve bölge ülkelerinin bulunduğuna değinen Fidan, bölgesel dörtlünün ortaya koyduğu çok verimli sonuçlar olduğunu vurguladı.

Fidan, iki coğrafyada meydana gelen sorunların her iki tarafı da etkilediği için bir araya gelip sorunları topyekün konuşma kararı alındığını anımsatarak "Bizim platformumuzun en önemli özelliği gayriresmi bir platform olması, esnek olması, serbestçe fikirlerimizin ortaya konması, bu fikirler etrafında birtakım politikaların oluşturulması gerekirse, somut eylem aşamalarının belirlenmesi gibi çok fazla faydası var." değerlendirmesini yaptı.

Hem yapısı hem de uygulaması itibarıyla bu formatın doğru olduğunu düşündüklerini dile getiren Fidan, "Aynı zamanda Orta Doğu'da olan bir olayın Avrupa'yı, Avrupa'da olan olayın Orta Doğu'yu etkilediği bir dünyada yaşıyoruz. Her iki coğrafya da birbirinin coğrafi olarak, tarih olarak, bir noktada kültür olarak devamlılığı yapıyor. Türkiye, bunların tam geçiş noktasında bulunmakta." ifadelerini kullandı.

Fidan, Karadeniz'deki Rusya-Ukrayna çatışmasının Orta Doğu, Afrika gibi bölgeleri çok derinden etkilediğinin altını çizerek Rusya ve Ukrayna tahılının dünya marketlerine çıkamamasının büyük krizlere sebep olduğuna işaret etti.

Bakan Fidan, "Hürmüz Boğazı'ndaki kapanıklık, tıkanıklık, Avrupa'da çok ciddi enerji krizine ve fiyatlarının artmasına sebep oluyor. Dolayısıyla bu iki platformun artık yan yana gelip beraber çalışmasından daha normal bir husus yok." diye konuştu.

İsrail'deki seçim sürecinde Türkiye karşıtı söylemlere ilişkin soruya yanıt veren Fidan, "Seçimlere giderken İsrail'de yapılan retoriklerde, Türkiye'nin kullanılması meselesini, biz kategorik olarak reddediyoruz." yanıtını verdi.

Fidan, buradaki "siyasal ucuzculuğun" Türkiye'yi "yererek, şeytanlaştırarak" birtakım siyasal radikal partilerin tabanda oy toplama çabalarının da "ucuz bir siyasi hamle olarak görüldüğünü" vurguladı.

Bakan Fidan, bunun da çok ciddiye alınacak bir tarafının olmadığını söyledi.

- Libya meselesi

Fidan, Libya ile Türkiye arasındaki deniz yetki alanına ilişkin mutabakat zaptının 2019'da imzalandığını ve üzerinden yaklaşık 7 yıl geçtiğini hatırlatarak, hukuken yürürlükte olan anlaşmanın Libya Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilmesinin "siyasal gürültü malzemesi" haline getirilmesini yadırgadıklarını belirtti.

Yunanistan'ın anlaşmaya ilişkin Avrupa Birliği (AB) nezdinde yürüttüğü girişimleri gördüklerini aktaran Fidan, Türkiye'nin Libya'da istikrarın sağlanmasına yönelik çalışmalarının hız kesmeden devam edeceğini vurguladı.

Mısır'ın da mutabakat muhtırasına ilişkin bazı çekinceleri bulunduğuna işaret eden Fidan, Türkiye'nin bu konuyu birkaç yıldır Mısır'la görüştüğünü ve yapıcı bir tutum sergilediğini söyledi.

Fidan, Türkiye, İtalya ve Mısır'ın bir araya gelerek Mısır ve Libya'nın endişelerini ele alan görüşmeler yapabileceğinin altını çizerek, "Olumlu, yapıcı yaklaşımlar tabii ki ortaya konabilir. Konmalı da bu konuda bizim hiçbir sıkıntımız yok. Bunu Mısırlı meslektaşıma da ifade ettim. Cumhurbaşkanımızın durduğu yer de burası." ifadesini kullandı.

Libya'nın doğusu ve batısı arasında kalıcı birleşmenin sağlanması için uygun zamanın geldiğini dile getiren Fidan, bu doğrultuda Türkiye'nin ve uluslararası toplumdaki bazı aktörlerin çalışmalar yürüttüğünü aktardı.

Fidan, söz konusu çalışmaların siyasi bütünlüğün yanı sıra askeri yapıların birleştirilmesini de kapsadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Her iki tarafın da askeri yapısı var. Madem bir ülke bütünleşmesi olacak, bu yapıların milli bir ordu altında bir araya gelmesi gerekiyor. Bunun en önemli ayaklarından biri de her iki tarafın ayrı ayrı kontrol ettiği askeri unsurların nasıl bir çatı altında bir araya geleceği, İnşallah yakında da Türkiye olarak buna çok iyi bir haber vereceğimizi duyacaksınız."

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber