Su Kanunu 2027 yılında çıkarılacak

2027 Yıllık Programı Su Kanunu çıkarılmasını öngörüyor. Taslakta su faturası, kuyu, su kaybı ve ceza düzenlemeleri var; yasalaşma hedefi 2026 idi.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 28 Ekim 2026 00:01, Son Güncelleme : 27 Ekim 2026 11:48
Su Kanunu 2027 yılında çıkarılacak

2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, su kaynaklarının etkin yönetimi için Su Kanunu çıkarılmasını öngördü. Programa göre 2027'de Su Kanunu Taslağı'nın düzenleyici etki analizi ve ilgili çalışmalar tamamlanacak. Türkiye'de suyun tahsisini, korunmasını ve kullanımını tek çatı altında düzenleyen bir çerçeve kanun bulunmuyor; taslak üzerindeki çalışmalar 2012'den bu yana sürüyor. Program, 27 Ekim 2026 tarihli mükerrer Resmi Gazete'de yayımlandı.

Yıllık Programda Su Kanunu için ne yazıyor?

Programın su kaynakları bölümüne bu yıl eklenen Tedbir 875.1'in başlığı "Etkin su kaynakları yönetimi için su kanunu çıkarılacaktır" şeklinde. 2027 için öngörülen faaliyet ise "Su Kanunu Taslağı'nın düzenleyici etki analizi ve ilgili çalışmalar tamamlanacaktır" olarak tanımlanıyor.

Tedbirin sorumlusu Tarım ve Orman Bakanlığı, işbirliği yapacak kurum ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. 2026 Yıllık Programında Su Kanunu'na ilişkin bir tedbir yer almıyordu.

Programdaki ifade, taslağın henüz Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunulmadığına ve düzenleyici etki analizi aşamasında olduğuna işaret ediyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise Aralık 2025'te "Dileğimiz, ülkemiz için son derece önemli Su Kanunu'nun 2026 yılı içerisinde TBMM'de yasalaşması ve yürürlüğe girmesi" demişti.

Su Kanunu neden gerekli görülüyor?

Türkiye'de su yönetimi bugün yeraltı suları, Devlet Su İşleri ve belediyeler gibi farklı konuları düzenleyen çok sayıda kanuna dağılmış durumda. Su Kanunu ile suyun havza ölçeğinde planlanması, tahsisi ve korunmasının tek bir çerçeve kanunla düzenlenmesi hedefleniyor.

Program, kuraklık ve iklim değişikliğinin etkileriyle su kaynaklarının yönetiminin kentsel altyapı politikalarının "temel unsurlarından biri haline geldiğini" belirtiyor. Ulusal Su Planı (2026-2035), 14 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi; plan 8 hedef, 31 strateji ve 141 eylemden oluşuyor.

Programa göre ülkedeki 25 havzanın 12'sinde nehir havza yönetim planları tamamlandı, 7 havzada çalışmalar sürüyor. Sektörel su tahsis planları ise 13 havzada tamamlandı.

Su Kanunu taslağı ne getiriyor?

Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, taslağı 15 Nisan 2026'da 268 kurum ve kuruluşun görüşüne açtı. Tarım Dünyası'nın aktardığına göre 5 bölüm ve 19 maddeden oluşan taslak, suyun havza ölçeğinde planlanmasını ve diğer planların bu havza planlarına uyumlu hazırlanmasını öngörüyor.

Taslağa göre su tahsisinde öncelik sırası içme ve kullanma suyu, ekolojik akış, tarım ve hayvancılık, enerji, sanayi ve madencilik ile ticaret ve turizm olarak belirleniyor. Tahsis yetkisi Devlet Su İşlerinde (DSİ) olacak.

Taslakta içme suyu tarifelerinin maliyetin altında belirlenemeyeceği hükmü de yer alıyor. Su kayıplarını hedef düzeye indiremeyen belediyelere ek içme suyu tahsisi yapılmaması, suyun kıt olduğu yerlerde basınçlı sulama sistemi kullanılması ve kentsel yeşil alanlarda kurakçıl peyzaj zorunlu tutuluyor.

Su Kanunu taslağında hangi cezalar var?

Taslakta su verimliliği belgesi almayanlara 100 bin TL ile 5 milyon TL arasında idari para cezası öngörülüyor. Su kaynaklarının korunması amacıyla belirlenen alanlardaki ihlallerde ceza 1,3 milyon TL ile 2 milyon TL arasında; içme suyu havzalarına 1 kilometre mesafe içindeki ihlallerde bu tutarlar iki katına çıkıyor.

Su kaybını hedefin üzerinde tutan belediyelere ise hedefi aşan her yüzde 1 için kişi başına 0,25 TL ceza uygulanacak. Taslak, yeraltı sularına ilişkin 1960 tarihli kanunda da kuyu açma ve emniyetli verimin üzerinde su çekimine yönelik değişiklikler içeriyor.

Taslağa hangi eleştiriler yöneltiliyor?

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, taslağın "suyun ticarileştirilmesine kapı aralayabilecek düzenlemeler" içerdiğini savundu. Oda, su hizmetlerinin maliyetin altında fiyatlandırılamamasının dar gelirli kesimlerde fatura artışına yol açabileceğini ve ölçüm zorunluluklarının küçük çiftçilere ek maliyet getirebileceğini belirtti.

Oda ayrıca su tahsisi yetkisinin merkezi yönetimde toplanmasının yerel yönetimlerin ve halkın karar süreçlerindeki etkisini azaltacağını, hazırlık sürecinin meslek odaları ve akademiye açık yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber