Abdülhamid tartışmasında Hüseyin Çelik'e ait alıntı ne kadar doğru!
Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e atfedilen "köpek gibi içerdi" sözü konuşmada yok. Tarihçiler iddiayı ve Çelik'in hatalarını tek tek ele aldı.
Eski Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Hüseyin Çelik'in II. Abdülhamid hakkındaki konuşmasından kesilen 2 dakika 51 saniyelik video, 30 Ekim 2026'dan bu yana sosyal medya platformu X'te on binlerce kez görüntülendi. Videoyu yayan paylaşımın başlığındaki "köpek gibi içerdi, hep sarhoştu " ifadesinin ise konuşmada hiç geçmediği anlaşıldı. Tartışma, bir padişahın alkol kullanıp kullanmadığından çok, bir alıntının sosyal medyada nasıl çarpıtıldığı sorusuna dönüştü.
Hüseyin Çelik videoda tam olarak ne söyledi?
Kesit, 30 Ekim 2026'da @nuohbrown adlı kullanıcı tarafından paylaşıldı. Paylaşımın başlığında Çelik'in, Abdülhamid'in "köpek gibi içtiğini, hep sarhoş olduğunu" ve babasının da çok içtiğini söylediği, bunların belgelerinin bulunduğu yazıyordu. Çelik bu başlıkta "eski AK Parti milletvekili" olarak tanıtıldı.
Aynı kesit başka hesaplarca da yayıldı. @Adalyam07'nin 31 Ekim 2026 akşamı yaptığı paylaşımda iddia, Abdülmecid'in "alkolik düzeyde" içtiği eklemesiyle daha da genişletildi.
Videoda ise Çelik, padişahın rom içtiğini, bunu torunlarının anlattığını ve saraya alınan içeceklerin listelerinin bulunduğunu söylüyor. "Sarhoş olacak düzeyde içme" nitelemesi Abdülhamid için değil, babası Sultan Abdülmecid için kullanılıyor.
X'in yapay zeka asistanı Grok da kendisine yöneltilen doğrulama sorusunda aynı tespiti yaptı. Grok'a göre Hüseyin Çelik, İnan Demirel'in programında rom, torunlar ve içecek listelerinden söz etti; "köpek gibi içerdi, hep sarhoştu" ifadesi ise paylaşımın "abartılı özeti" niteliğindeydi.
Çelik'in 31 Ekim 2026'da Yeni Mesaj'da yayımlanan açıklamalarında ise doktora çalışmasına atıf yer aldı: " Hızlı bir İslamcı olarak doktora tezimi Abdülhamid üzerine yapmaya karar verdim. Kahramanlıklarını araştırıp herkese anlatmak için kitap yazacaktım. Ama araştırdıkça şoklara girdim, hayal kırıklığına uğradım." Çelik, 1 Kasım 2026 itibarıyla X hesabından tartışmaya ilişkin bir açıklama yapmadı; hesabındaki son paylaşım 29 Ekim tarihli.
Tarihçiler konuşmadaki hangi hataları tespit etti?
En ayrıntılı değerlendirme, Osmanlı tarihi akademisyeni Muharrem Varol'dan geldi. Videoyu birkaç kez izlediğini belirten Varol, viral ifadenin konuşmada geçmediğini, sarhoşluk nitelemesinin Abdülmecid için yapıldığını hatırlattı. Konuşmadaki bir başka hataya da dikkat çekti: "Abdülaziz'in babası II. Mahmud'dur. Konuşmada geçtiği şekliyle Abdülmecid değil. Önce bu hatayı düzeltelim. "
Tarih yazarı Mehmet İsa Deniz ise Çelik'e doğrudan seslendiği paylaşımda hatanın yerini saniyesiyle verdi : "Konuşmanın 33-38. saniyelerinde Abdülaziz'in babasını Abdülmecid olarak gösteriyorsun. İkisi kardeştir; babaları II. Mahmud'dur."
Mehmet İsa Deniz, konuşmadaki başka iddialara da itiraz etti. Kardeş katlini Fatih Sultan Mehmed'in başlatmadığını, yalnızca kanunlaştırdığını; I. Ahmed döneminde uygulamanın sona ermediğini, II. Osman'ın 1621'de kardeşi Mehmed'i öldürttüğünü; ekberiyet usulüne tek hamlede geçilmediğini belirtti. Çelik'ten I. Ahmed'e atfedilen "Babam katildir, cenazesine gitmem" sözünün ve Sultan Reşad'a ilişkin işret anlatısının kaynağını da sordu: "İddia senin; kanıtını göstermek de senin sorumluluğun."
Araştırmacı Fatih Yüce de aynı akrabalık hatasını vurguladı. Yüce, Abdülhamid'in içki içmediğini, Çelik'in sözünü ettiği belgenin yıllar önce paylaşıldığını ve Abdülhamid dönemine ait olmadığını öne sürdü.
Saraya alınan içki listeleri neyi kanıtlıyor?
Çelik'in temel dayanaklarından biri olan içki listeleri, tarihçilerin metodoloji eleştirisinin odağında yer aldı. Varol, listelerin varlığını kabul etmekle birlikte bunlardan padişahın içtiği sonucunun çıkarılamayacağını söyledi. Saraya Müslim ve gayrimüslim sefirlerin, devlet adamlarının ve bilim insanlarının geldiğini, içkilerin ziyafet-i seniyyelerde ikram edilmiş olabileceğini belirtti.
Osmanlı arşivleri üzerine çalışan @kpdnderya hesabı da listelerin Yıldız Esas Evrakı (Y.EE) tasnifinde bulunduğunu teyit etti. Ancak bu listelerin yabancı sefirler ve Alman İmparatoru Kayzer Wilhelm'in ziyareti onuruna verilen ziyafet için hazırlandığını, padişahın kendisine ait olmadığını vurguladı.
Aynı hesap, Abdülhamid'in saltanatı boyunca içtiğine dair rivayet, belge ya da veri bulunmadığını, öğünlerinin hekimlerince hazırlanıp aylık listelerle sunulduğunu aktardı. Pozisyonunu "İçmezdi demiyorum, içti ama bıraktı diyorum " sözleriyle özetleyen hesap, kutuplaşmaya da itiraz etti: "Ben avukatlık yapmaya çalışmıyorum, olanı söylüyorum."
Doktora tezini II. Abdülhamid dönemi üzerine yapan Zafer Tansoy, kendi arşiv deneyimini paylaştı. 5-6 bin arşiv belgesi ve onlarca kitap okuduğunu belirten Tansoy, içkiye ilişkin bir belgeye rastlamadığını, yalnızca bir iki kitapta gençlik dönemine dair ifadeler bulunduğunu söyledi.
Mehmet İsa Deniz de aynı noktaya değinerek saraya alınan içkiyle padişahın kişisel tüketiminin birbirine bağlanamayacağını, "torunu söylüyor" ifadesinin doğrudan tanıklık yerine geçemeyeceğini vurguladı.
Abdülhamid'in ailesi ve çevresi ne anlatıyor?
Tartışmadaki birincil kaynakların önemli bir bölümü padişahın ailesinden geliyor. Araştırmacı Hazal Çelikdemir'in derlediği tanıklıklara göre kızı Ayşe Osmanoğlu, 1960'ta yayımlanan "Babam Sultan Abdülhamid" kitabında babasının namazını aksatmadığını, alkolden uzak durduğunu ve sarayda alkolü yasakladığını yazıyor.
Diğer kızı Şadiye Osmanoğlu da 1966 tarihli " Hayatımın Acı ve Tatlı Günleri" kitabının 22. sayfasında babasının içki içmediğini, içenleri hoş görmediğini ve içkinin saraya sokulmasını yasakladığını anlatıyor. Yıldız Sarayı'nda uzun yıllar yaşayan Mislimelek Hanım ise sultanın içkiden nefret ettiğini, bu nedenle içen bazı hanedan üyelerinin içkiyi dışarıdan gizlice getirttiğini aktarıyor.
Tahttan indirildikten sonra padişahı adım adım izleyip raporlayan hekim Dr. Atıf Hüseyin Bey'in notlarında da alkole dair kayıt bulunmuyor. Tarihçi Mustafa Armağan, Abdülhamid'e pek sempati duymadığını düşündüğü doktorun Selanik ve Beylerbeyi'ndeki 9 yıllık gözetim döneminde bir kez bile içkiden söz etmemesini "yeterince anlamlı bir cevap" olarak değerlendiriyor.
İbnülemin Mahmud Kemal İnal, 1948 tarihli "Son Sadrazamlar" eserinin VIII. cüzünde (s. 1288-89 ve 1301) padişahın işrete ve sefahate rağbet etmediğini, dindarlığının tartışmasız olduğunu yazıyor. Sadrazam Avlonyalı Ferid Paşa'nın oğlu Celaleddin Velora Paşa, 1970 tarihli "Madalyonun Tersi"nde (s. 16) padişahın az yediğini, içki ve kumardan uzak durduğunu belirtiyor. Reşid Mümtaz Paşa'nın oğlu Semih Mümtaz da Temmuz 1950'de Resimli Tarih Mecmuası'nda Abdülhamid'in şehzadeliğinde "içkisiz eğlencelere" yöneldiğini yazıyor.
"Torunları söylüyor" iddiasının kaynağı kim?
Hüseyin Çelik'in atıf yaptığı kaynak, 2009'da vefat eden hanedan reisi Şehzade Ertuğrul Osman. Dedesinin içki içtiğine dair beyanı yıllardır farklı biçimlerde dolaşıyor. Cumhuriyet ve BirGün'ün aktardığı Habertürk söyleşisinde içki "rom" olarak, Murat Bardakçı'nın 4 Ocak 2009'daki yayınında ise "Porto şarabı" olarak geçiyor.
Tarihçilerin bu tanıklığa itirazı kronolojiye dayanıyor. Ertuğrul Osman 18 Ağustos 1912'de doğdu; Abdülhamid 1918'de öldüğünde torun 5 yaşındaydı ve dedesi o dönemde Beylerbeyi Sarayı'nda gözetim altındaydı.
Dr. Atıf Hüseyin Bey'in notlarına göre dede ile torunun son görüşmesi 22 Temmuz 1917'de, bir bayram ziyaretinde gerçekleşti. Ertuğrul o tarihte 4 yaşını 11 ay geçmişti. Hazal Çelikdemir, küçük bir çocuğun belli belirsiz hatırladıklarının "tarihi belge" diye sunulmasını "akıl dışı" olarak nitelendirdi.
Tanıklığın kendi içinde de çelişki bulunuyor. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci'nin aktardığına göre Ertuğrul Osman başka bir yerde dedesinin çok dindar olduğunu, ağzına içki koymadığını söylemişti.
Yayımlanmış tarih çalışmaları hangi sonuca varıyor?
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, "Osmanlı padişahları içki içer miydi?" başlıklı yazısında, Abdülhamid'in içtiğine dair tek rivayetin son sadrazamlardan Tevfik Paşa'ya ait olduğunu belirtiyor. Bu rivayete göre padişah gençliğinde kardeşleriyle içmiş, bir gece geçirdiği araba kazasının ardından tövbe etmiş; Tevfik Paşa bunu İbnülemin'e anlatmış. Ekinci, rivayet doğru olsa bile "hatadan dönmenin de fazilet" olduğunu ekliyor.
Ekinci, saray mutfağına ait arşiv defterlerinde giren her şeyin ayrıntılı kaydedildiğini, yabancı elçilere verilen şarap istihkakının yazıldığını ancak saraya içki girdiğine dair kayıt bulunmadığını vurguluyor. Yazısını, hakkında açık bilgi bulunmayan konularda kesin konuşmamanın ilim adamlığının gereği olduğu ilkesiyle bağlıyor.
Mustafa Armağan, Abdülhamid'in içki içmediğini savunurken meselenin bilimsel değil siyasi olduğunu hatırlatıyor. Prof. Dr. İlber Ortaylı ise padişahın veliahtlığı döneminde bazı içkileri ölçülü biçimde içtiğini, sonradan bıraktığını ifade etmişti.
Varol, Abdülmecid'in babası II. Mahmud'un ise aşırı içki nedeniyle sağlığını yitirdiğinin sefaret doktorları ve sertabip raporlarından anlaşıldığını, bu konuda tarihçi Ali Akyıldız'ın erişime açık bir makalesi bulunduğunu hatırlattı.
Tartışmada iki ayrı sorunun iç içe geçtiği görülüyor. Tarihsel boyutta, Abdülhamid'i savunan ve eleştiren tarihçilerin büyük bölümü saltanat döneminde içtiğine dair belge bulunmadığında birleşiyor; ayrışma, gençlik dönemine ilişkin Tevfik Paşa rivayetinin ağırlığında yaşanıyor. Sosyal medya boyutunda ise konuşmada geçmeyen bir cümle, binlerce kez paylaşılarak eski bir bakanın sözü gibi kayda geçti.
Muharrem Varol, tabloyu şu sözlerle özetledi: "Tartışmaya katılanların pek çoğu bugünün meşrulaştırma ya da tam tersinin kavgasını veriyor. Olan da tarih disiplinine oluyor!"