Yargıtay'dan 'çakal' yalanlaması: İki dosya, iki ayrı karar
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, polis memurlarına "çakallar" diyen sanık yönünden hakaret suçunun oluştuğuna karar verdi. Kararın tarihi 11 Mart 2026.
Kamu görevlisine "çakal" demenin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11 Mart 2026 tarihli kararıyla hakaret lehine çözüldü. Yargıtay Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, 2 Kasım 2026 tarihli duyurusunda basında yer alan haberlerin "yargılama sürecinin nihai sonucunu yansıtmadığını" bildirdi. Ancak Yargıtay karar arama veritabanındaki kayıtlar, Genel Kurulun incelediği dosya ile basında yer alan kararın iki ayrı dosya olduğunu gösteriyor. Genel Kurulun kaldırdığı bozma kararı 3 Aralık 2024 tarihli, basında yer alan bozma kararı ise 10 Haziran 2026 tarihli.
Genel Kurul kararındaki söz: "Biz terörist miyiz lan, çakallar"
Ceza Genel Kurulunun 2025/178 esas ve 2026/138 karar sayılı kararına konu olayda sanığın, görevli polis memurlarına "Biz terörist miyiz lan, çakallar!" dediği kabul edildi. Kararda, bu kabul yönünden Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı kaydedildi.
Genel Kurul, sözlerin kişinin kendisini gerçekleştirmesine ya da güncel bir toplumsal tartışmaya katkısı bulunmadığını belirtti. Sözlerin demokratik toplumdan beklenen hoşgörü kapsamında değerlendirilemeyeceği, doğrudan muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide etmeye yöneldiği ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu sonucuna varıldı. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Genel Kurul üyesi karşı oy kullandı.
Küçükçekmece'de verilen ceza 1 yıl 5 ay 15 gün hapis
Dosyanın ilk derece aşamasında Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesi, 4 Kasım 2020 tarihli hükmüyle sanığı Türk Ceza Kanunu'nun 125/3-a, 125/4 ve 43. maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Hükümde hak yoksunluğuna ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine de karar verildi.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesi, 13 Eylül 2021 tarihli kararıyla istinaf başvurusunu esastan reddetti. Yargıtay 4. Ceza Dairesi ise 3 Aralık 2024 tarihli kararıyla hükmü oy çokluğuyla bozdu. Daire çoğunluğu, sözlerin "nezaket dışı kaba söz ve ağır eleştiri" niteliğinde olduğunu, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığını değerlendirdi.
Başsavcılık itirazı kabul edildi, dosya yeniden daireye gönderildi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Şubat 2025 tarihli ve 138451 sayılı itirazında, Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük'teki "kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık, zorba" anlamlarına dayandı.
Genel Kurul, 11 Mart 2026 tarihli müzakerede itirazın kabulüne ve 4. Ceza Dairesinin bozma kararının kaldırılmasına oy çokluğuyla karar verdi. Karar, dosyayı tek başına sonuçlandırmıyor: Genel Kurul, dosyanın "uygulamanın denetlenmesi için" 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine de hükmetti. Karar arama veritabanında bu tevdiden sonra aynı dosyada verilmiş yeni bir daire kararı bulunmuyor.
Basında yer alan karar 10 Haziran 2026 tarihli
Basındaki haberlere konu olan karar, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2024/9566 esas ve 2026/11025 karar sayılı, 10 Haziran 2026 tarihli kararı. Bu dosyada ilk derece mahkemesi İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesi, istinaf mercii ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, hakaret suçundan kurulan hükme ilişkin bölge adliye mahkemesi kararını oy çokluğuyla bozdu ve dosyanın İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verdi. Bu karar, Genel Kurul kararından üç ay sonra verildi. Kararın karşı oyunda, Genel Kurulun 2025/178 esas sayılı kararına açıkça atıf yapılıyor.
İzmir dosyasında muhatap belediye başkan yardımcısı olarak geçiyor
10 Haziran 2026 tarihli kararın karşı oyundaki olay özetinde, sanığın "belediye başkan yardımcısı olan müştekinin telefonuna mesaj atarak" söz konusu ifadeyi kullandığı yazıyor. Aynı karşı oyun sonuç bölümünde ise "sanığın polis memurlarına yönelik olarak 'Çakallar' dediği sabittir" ifadesi yer alıyor. Karar metninde kimlik kontrolünden ya da 6 ay hapis cezasından söz edilmiyor.
Dosyada hakaretin yanında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan bir hüküm de var. Daire, bu hükme ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğunu belirterek temyiz istemini oy birliğiyle reddetti.
Kamu görevlisine görevinden dolayı hakarette alt sınır bir yıl
Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasına göre hakaretin cezası üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası. Maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca suç kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenirse cezanın alt sınırı bir yıldan az olamıyor. Dördüncü fıkraya göre hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılıyor.
Maddenin ikinci fıkrası, fiilin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde de aynı cezaya hükmolunacağını düzenliyor. Kanunun 131. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçu şikayete bağlı değil; bu suçta soruşturma ve kovuşturma re'sen yürütülüyor. 129. maddenin birinci fıkrası ise hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde cezanın üçte birine kadar indirilebileceğini, hatta ceza verilmekten vazgeçilebileceğini öngörüyor.
Başsavcılığın itiraz süresi üç ay
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına ceza dairelerinin kararlarına karşı Ceza Genel Kuruluna itiraz yetkisi veriyor. Maddenin 16 Temmuz 2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun'la değiştirilen birinci fıkrasına göre itiraz, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç tüm kararlara karşı, dosyanın Başsavcılığa teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılabiliyor. Sanığın lehine itirazda süre aranmıyor.
İtiraz üzerine dosya önce kararına itiraz edilen daireye gönderiliyor. Daire itirazı yerinde görürse kararını kendisi düzeltiyor, görmezse dosya Ceza Genel Kuruluna gidiyor.