Türkiye'de Yükseköğretim Şürası neden yapılmıyor?
Türkiye'de üniversite sayısı artarken, yükseköğretimin yapısı her geçen gün değişirken ve akademik, idari, mali ve yapısal sorunlar giderek çeşitlenirken, yükseköğretimin geleceğinin bütün paydaşların katılımıyla ele alınacağı bir şüra neden düzenlenmiyor?
Türkiye'de yükseköğretim sistemi son yıllarda önemli bir büyüme ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Üniversitelerin ülke geneline yayılması, yükseköğretime erişimin artması, yeni akademik programların açılması, dijitalleşme, yapay zeka, uluslararasılaşma ve iş gücü piyasasının değişen beklentileri, üniversitelerin görev ve sorumluluklarını da önemli ölçüde değiştirmiştir.
Bugün ülkemizin her ilinde en az bir üniversite bulunmaktadır. Yükseköğretim artık yalnızca büyükşehirlerdeki köklü üniversitelerin faaliyet alanı olmaktan çıkmış; Anadolu'nun hemen her bölgesinde sosyal, ekonomik, kültürel ve bilimsel kalkınmanın önemli bir unsuru haline gelmiştir.
Ancak bu büyüme beraberinde cevaplandırılması gereken önemli soruları da getirmiştir.
Üniversitelerimizin akademik insan kaynağı yeterli midir? Yeni açılan programlar ülkemizin ihtiyaçlarıyla ne ölçüde örtüşmektedir? Üniversite mezunlarının istihdam sorununa nasıl çözüm bulunacaktır? Akademik personelin kariyer süreçleri, idari personelin çalışma koşulları, üniversitelerin mali yapıları ve yükseköğretimde kalite güvencesi nasıl geliştirilecektir?
Bütün bu soruların yalnızca merkezi idari kararlarla değil, yükseköğretimin bütün paydaşlarının görüş ve önerileriyle ele alınması gerekmektedir.
İşte tam da bu nedenle Türkiye'nin kapsamlı bir Yükseköğretim Şürasına ihtiyacı bulunmaktadır.
2021 YILINDA I. YÜKSEKÖĞRETİM ŞÜRASI DUYURULMUŞTU!
Hatırlanacağı üzere, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından 2 Temmuz 2021 tarihinde kamuoyuna yapılan açıklamayla Türkiye'de ilk kez bir Yükseköğretim Şürası düzenleneceği duyurulmuştu. Dönemin YÖK Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç tarafından başlatılan çalışma kapsamında, yükseköğretimin güncel sorunlarının geniş katılımla ele alınması ve üzerinde uzlaşılan önerilerin YÖK'e sunulması hedeflenmişti.
Şüranın gündeminin de ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda belirlenmesi öngörülmüştü. Bu amaçla yükseköğretimin paydaşlarından görüş ve öneriler talep edilmiş, ilk şüranın Kasım 2021'de gerçekleştirilmesi planlanmıştı.
Söz konusu girişim, yükseköğretimin geleceğinin ortak akılla şekillendirilmesi açısından önemli ve değerli bir adımdı. Ancak daha sonra YÖK Başkanlığında görev değişikliği yaşanmış, Prof. Dr. Yekta Saraç'ın ardından Prof. Dr. Erol Özvar göreve başlamıştı.
Ne yazık ki 2021 yılında kamuoyuna duyurulan I. Yükseköğretim Şürası gerçekleştirilemedi.
radan geçen beş yılı aşkın süre içerisinde yükseköğretimin sorunları değişmiş, bazı sorunlar daha belirgin hale gelmiş, yeni ihtiyaçlar ve beklentiler ortaya çıkmıştır.
Buna rağmen 2021 yılında başlatılan şüra çalışmasının neden sonuçlandırılmadığı ve yeniden gündeme alınıp alınmayacağı belirsizliğini korumaktadır.
MİLLİ EĞİTİM ŞÜRASI VAR, YÜKSEKÖĞRETİMİN NEDEN YOK?
Türkiye'de eğitim politikalarının geniş katılımla değerlendirilmesine yönelik önemli bir kurumsal gelenek bulunmaktadır: MİLLİ EĞİTİM ŞÜRASI.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde uzun yıllardır gerçekleştirilen Milli Eğitim Şüralarında, eğitim sisteminin temel sorunları, öğretim programları, öğretmen yetiştirme politikaları, eğitimde fırsat eşitliği ve geleceğe yönelik ihtiyaçlar ilgili paydaşların katılımıyla tartışılmaktadır. Milli Eğitim Şürasının dört yılda bir toplanması esas alınmakta, şüralarda kabul edilen tavsiye kararları kamuoyuyla paylaşılmaktadır.
Elbette bu kararlar doğrudan bağlayıcı nitelikte değildir. Ancak eğitim politikalarının oluşturulmasında önemli bir istişare zemini sağlamaktadır. Benzer bir yapının yükseköğretim sistemi için de oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.
Çünkü yükseköğretim, yalnızca üniversitelerin akademik faaliyetlerinden ibaret değildir.
Yükseköğretim aynı zamanda ülkemizin bilim ve teknoloji politikalarını, nitelikli insan gücünü, ekonomik kalkınmasını, bölgesel gelişimini ve uluslararası rekabet gücünü doğrudan ilgilendirmektedir.
Bu kadar geniş bir etki alanına sahip sistemin geleceğinin düzenli aralıklarla, bütün paydaşların katılımıyla değerlendirilmesi önemli bir ihtiyaçtır.
Türkiye'de Milli Eğitim Şürası kurumsal bir gelenek haline gelmişken, yükseköğretim alanında benzer bir istişare mekanizmasının oluşturulamamış olması önemli bir eksikliktir.
YÖK'ÜN VİZYON TOPLANTILARI ÖNEMLİ ANCAK YETERLİ DEĞİL
Yükseköğretim Kurulu tarafından son yıllarda yükseköğretimin geleceğine yönelik çeşitli toplantılar, bölgesel buluşmalar, çalıştaylar ve istişare programları gerçekleştirilmektedir. Özellikle YÖK'ün 2030 vizyonu çerçevesinde yürüttüğü çalışmalar, yükseköğretimde dönüşüm ihtiyacının gündemde tutulması bakımından önemlidir.
Ancak belirli konulara odaklanan toplantılarla bütün yükseköğretim sisteminin ele alındığı geniş katılımlı bir şüra aynı nitelikte değildir.
Şüraların en önemli özelliği, farklı görüşlerin ortak bir zeminde tartışılabilmesi, sorunların bütüncül biçimde değerlendirilmesi, çalışma komisyonlarının somut öneriler geliştirmesi ve ortaya çıkan sonuçların kamuoyuna açıklanmasıdır.
Yükseköğretim sisteminin geleceği yalnızca rektörlerin veya üniversite üst yöneticilerinin katıldığı toplantılarda değil; akademisyenlerin, idari personelin, öğrencilerin, mezunların, iş dünyasının, meslek kuruluşlarının ve ilgili kamu kurumlarının da katıldığı geniş bir platformda ele alınmalıdır.
Yükseköğretimde ortak akıl, yalnızca yöneticilerin görüşleriyle değil, sistemin bütün bileşenlerinin katkısıyla oluşturulabilir.
YÜKSEKÖĞRETİMİN HANGİ SORUNLARI ŞÜRADA ELE ALINMALI?
Bugün düzenlenecek bir Yükseköğretim Şürasının gündemi oldukça kapsamlı olacaktır.
Öncelikle üniversitelerin akademik yapılanması ve insan kaynağı planlaması ele alınmalıdır.
Ülkemizde akademik kadro planlaması, öğretim elemanı yetiştirme politikaları, araştırma görevlilerinin istihdam güvencesi, akademik yükselme ölçütleri, öğretim üyelerinin ders yükleri ve üniversiteler arasındaki akademik imkan farklılıkları önemli tartışma alanlarıdır.
Bunun yanında üniversitelerde görev yapan idari personelin sorunları da yükseköğretim politikalarının ayrılmaz bir parçasıdır. İdari personelin kariyer basamakları, görevde yükselme ve ünvan değişikliği süreçleri, üniversiteler arası nakil imkanları, personel yetersizliği, hizmet içi eğitim ve kurumsal aidiyet gibi konular kapsamlı şekilde değerlendirilmelidir.
Yükseköğretimin bir diğer önemli sorunu, üniversite programları ile iş gücü piyasasının ihtiyaçları arasındaki uyumdur.
Bazı programlarda mezun sayıları artarken istihdam imkanlarının sınırlı kalması, buna karşılık gelişen teknoloji alanlarında nitelikli insan gücü ihtiyacının devam etmesi, yükseköğretim planlamasının yeniden ele alınmasını gerektirmektedir.
Aynı şekilde üniversitelerin müfredatlarının sadeleştirilmesi, uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi, yapay zeka ve dijital teknolojilerin öğretim süreçlerine dahil edilmesi, mikro yeterlilikler ve yaşam boyu öğrenme gibi başlıklar da yükseköğretimin geleceği açısından önem taşımaktadır.
Bir Yükseköğretim Şürasında özellikle şu çalışma alanları oluşturulabilir:
- 1. Yükseköğretimde yönetim ve yönetişim: Üniversite özerkliği, hesap verebilirlik, karar alma mekanizmaları ve kurumsal yapılanma.
- 2. Akademik insan kaynağı: Akademik personel istihdamı, atama ve yükseltme, araştırma görevliliği ve akademik kariyer.
- 3. İdari insan kaynağı: İdari personelin kariyer gelişimi, istihdam planlaması, özlük hakları ve çalışma koşulları.
- 4. Eğitim-öğretim ve müfredat: Programların güncellenmesi, uygulamalı eğitim, dijitalleşme ve yapay zeka.
- 5. Öğrenci ve mezun politikaları: Yükseköğretime erişim, öğrenci refahı, barınma, burslar, mezun istihdamı ve kariyer planlaması.
- 6. Araştırma ve bilimsel üretim: Araştırma üniversiteleri, bilimsel yayın politikaları, araştırma altyapıları ve üniversite-sanayi iş birliği.
- 7. Kalite güvencesi ve akreditasyon: Kurumsal kalite kültürü, program akreditasyonu ve performans değerlendirmesi.
- 8. Yükseköğretimin finansmanı: Üniversite bütçeleri, kaynakların etkin kullanımı, mali sürdürülebilirlik ve alternatif finansman modelleri.
- 9. Bölgesel kalkınma ve üniversiteler: Üniversitelerin bulundukları şehirlerin ekonomik ve sosyal gelişimine katkıları.
- 10. Uluslararasılaşma: Uluslararası öğrenci ve akademisyen hareketliliği, ortak programlar ve küresel rekabet gücü.
Bu başlıkların her biri, ayrı çalışma komisyonlarında kapsamlı biçimde değerlendirilebilecek niteliktedir.
ŞÜRAYA SADECE REKTÖRLER DEĞİL, BÜTÜN PAYDAŞLAR KATILMALI
Yükseköğretim Şürasının başarıya ulaşabilmesi için katılımcı yapısının doğru oluşturulması gerekmektedir. Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul, Yükseköğretim Kalite Kurulu, üniversite yönetimleri ve ilgili kamu kurumları şüranın doğal paydaşlarıdır.
Ancak katılım bununla sınırlı tutulmamalıdır.
Farklı akademik ünvanlardaki öğretim elemanları, araştırma görevlileri, idari personel temsilcileri, öğrenciler, mezunlar, sendikalar, meslek kuruluşları, iş dünyası temsilcileri ve yükseköğretim alanında çalışan uzmanlar da sürece dahil edilmelidir. Özellikle üniversitelerin günlük işleyişinde karşılaşılan sorunları doğrudan yaşayan akademik ve idari personelin görüşleri, yükseköğretim politikalarının belirlenmesinde son derece değerlidir.
Aynı şekilde öğrencilerin ve mezunların beklentileri dikkate alınmadan yükseköğretimin geleceğine ilişkin sağlıklı bir planlama yapılması mümkün değildir.
Şüra, yalnızca yükseköğretim yöneticilerinin bir araya geldiği bir toplantı değil, üniversitelerin bütün bileşenlerinin söz sahibi olduğu bir istişare platformu olmalıdır.
ŞÜRA KARARLARI KAMUOYUYLA PAYLAŞILMALI VE TAKİP EDİLMELİ
Yükseköğretim Şürasının düzenlenmesi kadar, burada alınan kararların nasıl değerlendirileceği de önemlidir. Geçmişte kamu yönetiminin farklı alanlarında gerçekleştirilen çok sayıda çalıştay ve toplantıda önemli sorunlar gündeme getirilmiş, çözüm önerileri hazırlanmıştır.
Ancak bu tür çalışmaların bir bölümünde, ortaya çıkan önerilerin daha sonra hangi aşamaya geldiğinin takip edilmesi güçleşmektedir. Bu nedenle Yükseköğretim Şürası yalnızca birkaç gün süren bir toplantı olarak tasarlanmamalıdır.
Şüra öncesinde üniversitelerden ve diğer paydaşlardan yazılı görüşler alınmalı, tematik komisyonlar oluşturulmalı ve hazırlık raporları yayımlanmalıdır.
Şüra sonunda kabul edilen tavsiye kararları kamuoyuna açıklanmalı, hangi önerilerin mevzuat değişikliği gerektirdiği ve hangilerinin idari düzenlemelerle hayata geçirilebileceği belirlenmelidir.
Daha da önemlisi, alınan kararların uygulanma durumuna ilişkin yıllık izleme ve değerlendirme raporları hazırlanmalıdır. Böylelikle yükseköğretim politikalarında yalnızca sorunları konuşan değil, çözümlerin gerçekleşme düzeyini de takip eden kurumsal bir yapı oluşturulabilir.
YÜKSEKÖĞRETİM ŞÜRASI KURUMSALLAŞTIRILMALI
2021 yılında duyurulan I. Yükseköğretim Şürası girişiminin yeniden gündeme alınması, bu alanda atılabilecek ilk adım olacaktır. Ancak uzun vadede hedef, yalnızca bir defaya mahsus şüra düzenlenmesi olmamalıdır.
Milli Eğitim Şürası örneğinde olduğu gibi Yükseköğretim Şürasının da belirli aralıklarla toplanması, gündeminin önceden ilan edilmesi, katılımcı yapısının tanımlanması ve kararlarının kamuoyuyla paylaşılması sağlanmalıdır.
Örneğin dört yılda bir gerçekleştirilecek bir Yükseköğretim Şürası, yükseköğretim sisteminin dönemsel olarak değerlendirilmesine ve uzun vadeli politikaların geliştirilmesine önemli katkı sağlayabilir. Böyle bir modelin en önemli kazanımlarından biri de yükseköğretim politikalarında kurumsal devamlılığın güçlendirilmesi olacaktır.
YÖK yönetimleri değişse bile yükseköğretimin temel sorunları, üzerinde çalışılması gereken konular ve uzun vadeli hedefler varlığını sürdürmektedir.
Dolayısıyla yükseköğretimin geleceğine yönelik çalışmaların yalnızca belirli yönetim dönemlerinin girişimleriyle sınırlı kalmaması, kurumsal bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir.
2021 yılında başlatılan Yükseköğretim Şürası girişiminin bugün yeniden ele alınması, yükseköğretim sistemimizin kurumsal gelişimi açısından anlamlı bir adım olacaktır.
YÖK'E ÇAĞRIMIZ: I. YÜKSEKÖĞRETİM ŞÜRASI İÇİN YENİDEN HAREKETE GEÇİLMELİ
Türkiye'nin yükseköğretim sistemi bugün önemli bir birikime, geniş bir kurumsal yapıya ve büyük bir insan kaynağına sahiptir. Bu birikimin geleceğe taşınabilmesi için yükseköğretimin sorunlarının bütüncül biçimde değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Yükseköğretim Kurulunun bugüne kadar gerçekleştirdiği istişare toplantıları, çalıştaylar ve vizyon çalışmaları kıymetlidir. Ancak bunların geniş katılımlı ve kurumsallaşmış bir Yükseköğretim Şürasıyla tamamlanması gerektiğini düşünüyoruz.
Yükseköğretimin geleceği; yalnızca kontenjanların, kadroların veya programların belirlenmesinden ibaret değildir.
Asıl mesele, üniversitelerimizin önümüzdeki on, yirmi ve otuz yıl içerisinde nasıl bir eğitim, bilim ve araştırma sistemi içerisinde faaliyet göstereceğinin ortak akılla planlanmasıdır.
Bunun için akademisyenlerin, idari personelin, öğrencilerin, üniversite yöneticilerinin, kamu kurumlarının ve toplumun ilgili kesimlerinin aynı masada buluşmasına ihtiyaç vardır.
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığını, 2021 yılında duyurulan I. Yükseköğretim Şürası girişimini yeniden gündeme almaya ve Türkiye'de yükseköğretim şüralarının kurumsallaştırılması için çalışma başlatmaya davet ediyoruz.
Çünkü yükseköğretimin sorunlarını kalıcı biçimde çözebilmenin yolu, sorunları bütün paydaşlarla birlikte konuşmaktan, ortak kararlar geliştirmekten ve bu kararların uygulanmasını takip etmekten geçmektedir.
Türkiye'nin artık yalnızca yükseköğretim vizyonunu konuşmaya değil, yükseköğretimin geleceğini bütün paydaşlarıyla birlikte şekillendirecek bir Yükseköğretim Şürasına ihtiyacı vardır.