Mazlum Der: Güvenlik soruşturmaları teklifi geri çekilsin

Mazlum Der, bir basın açıklaması yaparak "Sübjektif kıstaslar, duyuma/tahmine dayanan tespitler ya da asıl kişi dışında akrabalara ilişkin şahsilik ilkesiyle bağdaşmayacak veriler üzerinden "güvenlik soruşturması/arşiv araştırması" yapılarak kişilerin hayatlarına müdahale edilmesi meşru değildir." dedi. Mazlum Der ayrıca, TBMM gündeminde olan kanun teklifinin de eski uygulamayı canlandırmaktan öte gitmediğini belirterek kanun teklifinin geri çekilmesini istedi.

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 20 Aralık 2019 11:52, Son Güncelleme : 20 Aralık 2019 12:05
Mazlum Der: Güvenlik soruşturmaları teklifi geri çekilsin

Mazlum Der, yapılan güvenlik soruşturmalarından kaygı duyduğunu bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu. Basın açıklaması Genel Merkez ve şubelerde eş zamanlı olarak yapıldı. Açıklamaya STK'lar da destek verdi. Yapılan açıklamada, TBMM'de görüşülmekte olan güvenlik soruşturmalarına dair yasa teklifinin eski uygulamayı canlandırdığı ve sadakat ve bağlılık gibi subjektif kıstaslar getirdiğini belirtti.

Açıklamada, kanun teklifinde yer alan "sadakat ve bağlılık" ilkesinin yanı sıra, "örgütle eylem birliği" ifadesinin de mağduriyet oluşturabilecek şekilde kullanılabileceğine dikkat çekildi.

İŞTE MAZLUM DER'DEN YAPILAN AÇIKLAMA

Anayasa Mahkemesinin "Güvenlik Soruşturması" hakkındaki iptal kararından sonra, aynı hususta yeni bir yasa teklifi yapılmış ve bu teklifin cumartesi günü Meclis gündemine geleceği belirtilmiştir.

Bilindiği üzere OHAL kapsamında çıkarılan 676 sayılı KHK ile devlet memurluğuna girişte güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması zorunluluğu getirilmişti. Bu düzenlemeyle devlet memurluğu için ilgili maddedeki şartlar yanında sınav ve mülakatlarda başarılı olmak yetmemekte, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasından da başarıyla geçmek gerekmekteydi. Söz konusu düzenlemenin iptal edilmesiyle birlikte gündeme yeni bir teklif gelmiştir.

Yeni teklif; memur alımlarının tamamına devletin güvenliği açısından kritik olan gizlilik dereceli kurumlara alımları düzenleyen 4045 sayılı kanun kapsamında güvenlik soruşturması/arşiv araştırması şartının getirilmesine, mevzuat değişikliği sonrası mağdur olduğunu iddia eden kişilerce açılmış davaların 6 ay süreyle durdurularak yeniden güvenlik soruşturması yapılmasına, 4045 sayılı kanun kapsamında "Değerlendirme Komisyonu" kurularak ve çalışma usulleri ile güvenlik soruşturmasındaki kıstaslara ilişkin düzenlemeler içermektedir.

Belirtmek gerekir ki devlet memurluğuna alımlarda idarenin; yasal, meşru ve objektif kıstaslara dayanması yerinde bir uygulamadır. Ancak sübjektif kıstaslar, duyuma/tahmine dayanan tespitler ya da asıl kişi dışında akrabalara ilişkin şahsilik ilkesiyle bağdaşmayacak veriler üzerinden "güvenlik soruşturması/arşiv araştırması" yapılarak kişilerin hayatlarına müdahale edilmesi meşru değildir.

Geçmişte sübjektif ve keyfi yaklaşımlar öyle bir noktaya varmıştı ki, sivil toplum faaliyetlerinde bulunan kişilerin inancı veya etnik kökenine bakılarak mağduriyetler oluşturulmuştu. Hatta fişleme yapan güvenlik görevlilerinin bir kısmı terör örgütü üyeliği ile yargılanırken, tuttukları istihbari raporlarla bazı vatandaşların mağdur edildiği anlaşılmıştı ya da bir kurum tarafından işe alınmamış bir vatandaş başka bir kurum tarafından uygun bulunup işe başlatılabilmişti.

Yasa teklifiyle, Anayasa Mahkemesince iptal edilen güvenlik soruşturması/arşiv araştırması uygulaması tekrar canlandırılarak ve tahkim edilerek, "sadakat ve bağlılık" gibi sübjektif kıstaslar getirilmektedir. İnsanların sadakat veya bağlılık derecelerini ölçecek bir alet olmadığına göre kim, neye göre karar verecektir? Teklifte yer alan "örgütle eylem birliği" ifadesi de farklı yorumlanmaya müsaittir. Örgütlerin suç ve zulüm içeren fiillerine iştirak etmemiş ama güncel meseleler hakkındaki beyanlarına benzer beyanlarda bulunmuş insanlar uygulama içerisinde "örgütle eylem birliği" içerisinde görülebilecektir. Yine bir örgütün görüşlerine benzer beyanlarda bulunanların, er-geç o örgütün işlediği suçları işleyeceği düşünülebilecektir. Bu ise niyetleri ve insanların geleceklerini yargılamak anlamına gelir ki, adil yargılanma hakkına ve masumiyet karinesine aykırıdır.

Teklifte bu soruşturmaların güvenlik birimleri ile mülki idare amirleri tarafından yapılacağı belirtilmekte ise de personelin nasıl bu işe ehil hale getirileceği ve objektif kıstaslarla hareket edip edemeyecekleri de belirsizdir. Ayrıca teklifte, "mahkemedeki yargılamanın durdurulması" için belirlenen 6 aylık süre de hak arama hürriyetinin ihlali mahiyetinde olup zaten aylarca hak aramak için bekleyen kişileri daha uzun süre mağdur edecektir.

MAZLUMDER olarak;

- Meclis gündeminde gelmesi beklenen bahse konu güvenlik soruşturması düzenlemesinin gündemden çıkarılmasını ve kanunlaşmasının önüne geçilmesini,

- İşe alımlarda sübjektif kıstaslar yerine, hukuki, meşru ve objektif kıstasların esas alınmasını,

- Suç ve cezanın şahsiliği ilkesin her koşulda esas alınmasını,

beklediğimizi ifade ederiz.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber