Polis hakkında 'görev sırasında facebook ile meşgul olduğu' iddiası ispatlanamadı
Danıştay 2. Dairesi, polis memur hakkında disiplin cezası verilmesine gerekçe gösterilen cezaya esas paylaşımın yapıldığı tarih ve saat değerlendirildiğinde davacının görev sırasında facebook ile meşgul olduğunun sabit olduğu, bu sebeple verilen "kınama" cezasının hukuka ve mevzuata uygun olduğu iddiasını kabul etmedi.

Sosyal medya paylaşımlarına ilişkin önemli kriterleri açıkladı
Davacının, cezaya esas paylaşımın yapıldığı Facebook hesabının kendi adına sahte olarak oluşturulduğu iddialarıyla şikayette bulunması üzerine Siber Suçları Önleme Büro Amirliğince düzenlenen araştırma raporunda iddia edilen Facebook hesabının bulunamadığı bildirilmiştir. Ayrıca davacı, yargılama aşamasında sunduğu dilekçelerde "disiplin cezasına konu yorumların yapıldığı Facebook hesabının ve bu hesaptan yapılan yorumların kendisine ait olmadığını" beyan etmiş; aynı hesaptan yapılan farklı bir paylaşım üzerine davacı hakkında hakaret suçlaması ile açılan kamu davasında ise ... Asliye Ceza Mahkemesinin . günlü, E:., K:. sayılı kararıyla "sanığın suçlamayı reddettiği, IP adresinin tespit edilemediği, Facebook merkezinin bulunduğu ABD'nin münhasıran çocukların cinsel istismarı suçlarına ilişkin IP adresi tespit ederek bildirdiği, hakaret suçlarına ilişkin IP adresinin tespitinin mümkün olmadığı, ... , bu nedenle sanığın atılı suçu işlediğine dair savunmalarının aksini gösterir, her türlü kuşkudan uzak, yeterli, inandırıcı, somut delil bulunmadığı" gerekçesiyle davacının beraatine karar verilmiştir. Bunlara karşın davalı idarece, söz konusu Facebook hesabının ya da bu hesaptan yapılan yorumların davacıya ait olduğu hususu somut delillerle ortaya konulamamıştır.
Her ne kadar İdare Mahkemesince; ceza verilirken cezaya esas paylaşımların sosyal paylaşım sitesi hesabında gözüktüğü tarih/saatlerin dikkate alındığı ancak davacının görevli olduğu tarih ve saatte bu paylaşımların yapıldığı yönünde somut bir bilgi ve belge ya da tanık beyanının soruşturma raporunda ve savunma ekindeki belgelerde bulunmadığı, cezanın somut gerekçelere dayanmadığı gerekçesiyle iptal kararı verilmiş ise de; yukarıda açıklandığı üzere davalı idarece, söz konusu Facebook hesabının ya da bu hesaptan yapılan yorumların davacıya ait olduğu hususu somut delillerle ortaya konulamamıştır.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/6572
Karar No: 2023/5007
İSTEMİN KONUSU:
... İdare Mahkemesince verilen . günlü, E:., K:. sayılı kararın, taraflarca
karşılıklı olarak dilekçelerde yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden
ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem:
Polis memuru olan davacı, "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği
saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak"
fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi
uyarınca "6 ay kısa süreli durdurma cezası" ile cezalandırılmasına
ve "Görev sırasında veya dışında yasaklanan tutum ve davranışlarda bulunmak"
fiilini ayrı ayrı iki kez işlediğinden bahisle aynı Tüzük'ün 4/1 maddesi uyarınca
iki kez kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin . günlü, . sayılı İstanbul
Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
... İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; "Facebook" adlı sosyal
paylaşım sitesinde, "Polis Kürsüsü" isimli profil sayfasında yer alan
bir habere hakaret içerikli yorumlar yapıldığı iddiası üzerine başlatılan disiplin
soruşturması sonucunda davacının "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği
saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak"
fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi
uyarınca "6 ay kısa süreli durdurma cezası" ile cezalandırılmasına;
ayrıca paylaşımın mesai saatleri içerisinde yapılmış olması ve Emniyet Genel
Müdürlüğünün sosyal paylaşım siteleri ile ilgili "Standartlar" konulu
emir yazısına aykırı davranması nedeniyle "Görev sırasında yasaklanan tutum
ve davranışlarda bulunmak" fiilini ayrı ayrı iki kez işlediğinden bahisle
aynı Tüzük'ün 4/1 maddesi uyarınca iki kez kınama cezası ile cezalandırılmasına
karar verildiği; uyuşmazlık konusu olayda, polis memuru olan davacı tarafından
yapılan paylaşımla amirlerine karşı haksız tutum ve davranışlar sergilediğinin
sabit olduğu, paylaşımın yapıldığı facebook adresinin davacıya ait olmadığının
ortaya konulamadığı gerekçesiyle "6 ay kısa süreli durdurma" cezası
yönünden davanın reddine; yasak olmasına rağmen emniyet teşkilatına ait bir
araçla çektirdiği fotoğrafı paylaşması nedeniyle verilen "kınama"
cezası yönünden davanın reddine; cezaya esas paylaşımın, davacının görevli olduğu
tarih ve saatte yapıldığı yönünde somut bir bilgi ve belge ya da tanık beyanının
soruşturma raporunda ve savunma ekindeki belgelerde bulunmadığı gerekçesiyle
bu nedenle verilen "kınama" cezasının iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davacının İddiaları:
Davacı tarafından; paylaşım yapılan hesabın kendisine ait olmadığı, anılan hesap
hakkında şikayette bulunduğu; ancak Siber Suçlarla Mücadele birimi tarafından
paylaşım yapılan hesaba ulaşılamadığının bildirildiği, ceza yargılamasında hakkında
beraat kararı verildiği, Tüzük'ün dayanağı olan 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin
Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olması nedeniyle Tüzük'ün dayanaksız
kaldığı ileri sürülerek, Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısımlarının
bozulması istenilmektedir.
Davalının İddiaları: Davalı tarafından; cezaya esas paylaşımın yapıldığı tarih ve saat değerlendirildiğinde davacının görev sırasında facebook ile meşgul olduğunun sabit olduğu, bu sebeple verilen "kınama" cezasının hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek, Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN CEVAPLARI: Taraflarca cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK H KİMİ DÜŞÜNCESİ:
Mahkeme kararının; davanın reddine ilişkin kısımlarının bozulması, işlemin iptaline
ilişkin kısmının ise gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından,
Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak
Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin
Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki
belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Aralarında davacının da bulunduğu polis memurları hakkında "Facebook"
adlı sosyal paylaşım sitesinde Emniyet Teşkilatı mensuplarınca konusu suç teşkil
eden fiillerde bulunulduğundan bahisle başlatılan disiplin soruşturması sonucunda;
"Facebook" adlı sosyal paylaşım sitesinde, "." isimli profil
sayfasında yer alan bir habere 26/11/2013 günü, saat 09:40'da "."
rumuzlu kullanıcı hesabı üzerinden "Böyle siyasi baskı altında bir müdürünüz
olduğu sürece herkes Türk polisi ile g..te parmak şeftali oynar, daha yeni karakoldan
polisler suçluları mahkemeye götürecek şahısların yakınları karakolu basıp elinden
almaya çalıştılar, önce kanunlarını açık net ve sert yap, sonra gel konuş ismini
bile yeni duyduğum müdür" şeklindeki paylaşımın davacı tarafından yapıldığı
değerlendirilerek, davacının işbu paylaşımı ile "Hizmet dışında resmi sıfatının
gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak"
fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi
uyarınca "6 ay kısa süreli durdurma cezası" ile cezalandırılmasına;
anılan paylaşımı görevli olduğu saatlerde yaparak "Görev sırasında veya
dışında yasaklanan tutum ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden
bahisle aynı Tüzük'ün 4/1 maddesi uyarınca "kınama" cezası ile cezalandırılmasına;
yine Emniyet Genel Müdürlüğünce kural olarak belirlenen emir yazısı içeriğine
aykırı davranarak "Görev sırasında veya dışında yasaklanan tutum ve davranışlarda
bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle aynı Tüzük'ün 4/1 maddesi uyarınca
"kınama" cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı, cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun
. günlü, . sayılı işleminin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı
açmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün
(26/6/2015 günlü, 2015/7911 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Tüzüğün 1. maddesiyle
bu Tüzüğün adı "Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü" olarak değiştirilmiştir.)
6/B-5 maddesinde; "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı
ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiili, "6
ay kısa süreli durdurma" cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar
arasında; aynı Tüzük'ün 4/1 maddesinde; "Görev sırasında veya dışında yasaklanan
tutum ve davranışlarda bulunmak" fiili ise "kınama" cezasını
gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin
mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa
etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan
yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar
doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin
gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve
kamusal öneme sahiptirler. Bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle
isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin
veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin
zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin
kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir
şekilde belirlenmesidir.
"Facebook" adlı sosyal paylaşım sitesinde "Polis Kürsüsü" grubunda paylaşılan bir yazıya, davacı tarafından kullanıldığı ileri sürülen sosyal medya hesabından yapılan yorumların suç unsuru teşkil edebileceğinin değerlendirilmesi üzerine yürütülen disiplin soruşturması neticesinde, davacının 6 ay kısa süreli durdurma ve iki kez kınama cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin veya fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkeme kararının, "6 ay kısa süreli durdurma" cezası ile Emniyet
Genel Müdürlüğünce kural olarak belirlenen emir yazısı içeriğine aykırı davranılması
nedeniyle verilen "kınama" cezası yönünden davanın reddine ilişkin
kısmının incelenmesinde;
Davacının, cezaya esas paylaşımın yapıldığı Facebook hesabının kendi
adına sahte olarak oluşturulduğu iddialarıyla şikayette bulunması üzerine Siber
Suçları Önleme Büro Amirliğince düzenlenen araştırma raporunda iddia edilen
Facebook hesabının bulunamadığı bildirilmiştir. Ayrıca davacı, yargılama aşamasında
sunduğu dilekçelerde "disiplin cezasına konu yorumların yapıldığı Facebook
hesabının ve bu hesaptan yapılan yorumların kendisine ait olmadığını" beyan
etmiş; aynı hesaptan yapılan farklı bir paylaşım üzerine davacı hakkında hakaret
suçlaması ile açılan kamu davasında ise ... Asliye Ceza Mahkemesinin . günlü,
E:., K:. sayılı kararıyla "sanığın suçlamayı reddettiği, IP adresinin tespit
edilemediği, Facebook merkezinin bulunduğu ABD'nin münhasıran çocukların cinsel
istismarı suçlarına ilişkin IP adresi tespit ederek bildirdiği, hakaret suçlarına
ilişkin IP adresinin tespitinin mümkün olmadığı, ... , bu nedenle sanığın atılı
suçu işlediğine dair savunmalarının aksini gösterir, her türlü kuşkudan uzak,
yeterli, inandırıcı, somut delil bulunmadığı" gerekçesiyle davacının beraatine
karar verilmiştir. Bunlara karşın davalı idarece, söz konusu Facebook hesabının
ya da bu hesaptan yapılan yorumların davacıya ait olduğu hususu somut delillerle
ortaya konulamamıştır.
Bu itibarla, davacının üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine yönelik her türlü
şüpheden uzak somut bir tespit bulunmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde
hukuka uyarlık, Mahkeme kararının davanın reddine yönelik kısımlarında ise hukuki
isabet görülmemiştir.
Mahkeme kararının paylaşımın mesai saatleri içerisinde yapılmış olması
nedeniyle verilen "kınama" cezasının iptaline ilişkin kısmının incelenmesinde;
Her ne kadar İdare Mahkemesince; ceza verilirken cezaya esas paylaşımların
sosyal paylaşım sitesi hesabında gözüktüğü tarih/saatlerin dikkate alındığı
ancak davacının görevli olduğu tarih ve saatte bu paylaşımların yapıldığı yönünde
somut bir bilgi ve belge ya da tanık beyanının soruşturma raporunda ve savunma
ekindeki belgelerde bulunmadığı, cezanın somut gerekçelere dayanmadığı gerekçesiyle
iptal kararı verilmiş ise de; yukarıda açıklandığı üzere davalı idarece, söz
konusu Facebook hesabının ya da bu hesaptan yapılan yorumların davacıya ait
olduğu hususu somut delillerle ortaya konulamamıştır.
Bu itibarla, davacının üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine yönelik her türlü
şüpheden uzak somut bir tespit bulunmaksızın tesis edilen dava konusu kınama
cezasında hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yönündeki Mahkeme kararında
ise sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. ... İdare Mahkemesince verilen . günlü, E:., K:. sayılı kararın, davanın
reddine ilişkin kısımlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize
konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin
1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
4. ... İdare Mahkemesince verilen . günlü, E:., K:. sayılı kararın, dava konusu
işlemin iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, bozulan kısım
yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine
gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen)
54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden
itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
26/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.