Dizilerdeki şiddet ve suç 'hayat tarzı' gibi pazarlanıyor

Uzmanlar, şiddet ve suç içeren televizyon dizilerinde sunulan karakterlerin çocuklar için tehlikeli birer "örnek" haline geldiği, bu figürlerin güç ve saygınlıkla özdeşleştirilmesinin akran zorbalığını, şiddeti ve çeteleşmeyi beslediği uyarısında bulunuyor.

Kaynak : Anadolu Ajansı
Haber Giriş : 27 Ocak 2026 12:19, Son Güncelleme : 27 Ocak 2026 12:11
Dizilerdeki şiddet ve suç 'hayat tarzı' gibi pazarlanıyor

Gençlerin gündelik yaşamında giderek daha belirleyici hale gelen televizyon dizileri ve sosyal medya içerikleri, çocuklar ve ergenler için dolaylı rol modeller oluştururken, şiddet ve suçun bu mecralarda normalleştirilmesinin akran zorbalığı ve çeteleşme eğilimlerini artırdığı değerlendiriliyor.

Konunun uzmanı, özellikle ergenlik döneminde rol model arayışında olan çocukların, dizilerde ve sosyal medyada öne çıkarılan karakterleri örnek aldığını belirtiyor.

Bu durumun bireysel zorbalığın ötesine geçerek grup halinde şiddet davranışlarına yol açabildiğini vurgulayan uzman, hem dizilerin daha sıkı denetlenmesini hem de ailelerin çocuklarla kurduğu iletişimin güçlendirilmesini öneriyor.

Diziler akran zorbalığına yol açıyor

Klinik Psikolog Melis Gökhan Acartürk, bazı dizilerin ve sosyal medya içeriklerinin Türkiye'de akran zorbalığıyla ilişkisini anlattı.

Özellikle erkek dizi karakterlerinin gelişim dönemindeki gençler için genellikle "kötü" örnekler teşkil ettiğini belirten Acartürk, "Ben dizilerin kesinlikle Türkiye'de akran zorbalığına yol açtığını düşünüyorum. Hep böyle kaba saba, mafyatik işlere bulaşmış insanlar çok havalıdır, çok güçlüdür gibi bir algı var. Önceden dizilerimize baktığımız zaman, bundan 10 yıl önce bile incelediğimizde yani daha böyle aile babası tipler örnek alınırdı. Daha aile kültürü desteklense çocuklar da bunu örnek alacak. Yani birçok durumun oluşmasında aslında dizilerdeki karakterlerin öneminin olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.

Acartürk, dizilerin ve buna bağlı üretilen sosyal medya içeriklerinin aile yapısını da hedef aldığını vurguladı.

Dizi karakterlerinin davranış kalıplarının itinayla oluşturulması gerektiğine dikkati çeken Acartürk, "Dizileri daha sağlıklı aile yapısına göre yaparsak çocuklar ondan örnek alır. Sosyal medya ve dizilerimiz ergen çocuklarımız için maalesef bir öğrenme alanı. O yüzden oradaki viral olan davranışları, videoları ve o durumları alıyorlar, kopyalıyorlar ve kendi hayatlarına yapıştırıyorlar. Onlar gibi davranmaya ve onlara özenmeye başlıyorlar." ifadelerini kullandı.

Acartürk, dizilerde dikkat çekilmeyen önemli bir konunun ise "çeteleşme" olduğunun altını çizdi.

Dizilerdeki kötü karakterlerin şiddete başvuran, kolay yoldan para kazanan, çeteleşen gruplardan oluştuğuna vurgu yapan Acartürk, şöyle devam etti:

"Dizilerde rol alan kişiler genellikle çatışmacı ve kolay yoldan para kazanan kişiler oluyor. Çocuklar da çatışmaya, çeteleşmeye özenince hayatlarında bunu oluşturmaya başlıyor. Dizilerde sadece çeteleşme değil, yasaklı madde kullanımını normalleştiren durumlar da var. Çocuklar bu ortam için bir zaman sonra 'O zaman bu havalı bir şey, yanlış bir durum yok.' demeye başlıyor. O zaman bu pratikleri hayatlarında uygulamaya başlıyorlar. O yüzden dizilerin bu açıdan mutlaka denetlenmesi gerektiğini düşünüyorum."

Akran zorbalığı artık hem bireysel hem çeteleşme olarak yaygınlaşıyor

Acartürk, çocukların bir zaman sonra dizi karakterlerini bir aile üyesi olarak bile görmeye başladığına dikkati çekerek, "Çocuklar maalesef başka alternatif görmediği zaman kaba saba mafyatik oyuncuları görüp, 'Ben de bunun gibi olmalıyım. Benim de keşke böyle bir abim olsa, aile üyemden birisi olsa keşke.' gibi sözlerle direkt rol model almaya başlıyor. Bu yüzden şimdi akran zorbalığını hem bireysel hem çeteleşme olarak görüyoruz." dedi.

Son dönemde akran zorbalığı içinde "çeteleşme" motivasyonunun önemli yere sahip olduğunu belirten Acartürk, artan tehlikeye karşı uyardı.

Acartürk, çocukların dizi ve sosyal medya kaynaklı daha fazla çeteleşme motivasyonunda olduğunu söyleyerek, "Çocuklar bir grup içerisine girmek istiyor. Çocuklar çeteleşmeyle beraber akran zorbalığını toplu halde yapmaya başlıyor. Hem bir gruba ait olma ihtiyaçlarını gideriyorlar hem de kendilerine bir sosyal statü belirliyorlar. Maalesef 'kötülüğü güç olarak zanneden' bir nesil ortaya çıkıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Ailelere de çağrıda bulunan Acartürk, şunları kaydetti:

"Yetişkinler, aileler olarak, çocuklarımıza iyiliğin doğru bir şey olduğunu, kötülüğün havalı olmadığını açıklamamız gerekiyor. Çocuklar çok hassas varlıklar. Onlarla konuşmadığınız zaman kendilerini değersiz hissediyorlar. Değersiz hisseden çocuk da başkasına değersiz hissettirerek o değersizlik duygusunu atmaya başlıyor ve o noktada akran zorbalığı başlıyor. O yüzden anne babalar sizlere önerim, çocuğunuzla iletişim kurun. 'Günün nasıl geçti?' sorusunu sorun. Arkadaşlarıyla ilişkisine dair sorular sorun. Böylece çocuklar bilsinler ki güvenebilecekleri, dertlerini anlatabilecekleri bir aileleri var arkalarında."

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber