Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturması davası başladı
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında haklarında dava açılan, aralarında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 41 sanığın yargılanmasına başlandı.
Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek, Antalya Emniyet Müdürlüğü görevinden uzaklaştırılan İlker Arslan'ın da aralarında bulunduğu 5'i tutuklu 41 sanık ile müştekiler ve taraf avukatları katıldı.
Kimlik tespitinin ardından duruşmaya, iddianamenin özetinin okunmasıyla devam edildi.
Duruşmada, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, bazı CHP milletvekilleri, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir ile sanıkların aileleri ve çok sayıda izleyici de yer aldı.
Duruşmada savunma yapan Muhittin Böcek, büyükşehir belediye başkanlığı görevine ilde yaşayan her iki kişiden birinin oyunu alarak seçildiğini söyledi.
Belediyenin, sürekli mülkiye başmüfettişleri ve Sayıştay tarafından denetlendiğini belirten Böcek, yaptıkları ihalelerde bir usulsüzlük bulunmadığını savundu.
Böcek, ömrünün yarısını Antalya'ya verdiğini ifade ederek, "Yakınlarımı zengin etmedim. Hatta yeğenimin şirketi konkordato ilan etti. Yeğenimin daireleri satılıyor. Hiçbir akrabamı zengin etmedim. Bugün iddialarla ilgili yüce mahkemeye hesap vereceğim." dedi.
Büyükşehir Belediyesinin bütçesini namusu gibi koruduğunu, 2024 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesinin borçsuz belediyeler listesinde yer aldığını iddia eden Böcek, kendisine oy veren ve vermeyen tüm vatandaşların iki dönemdir hizmetinde olduğunu dile getirdi.
Böcek, 13 yaşında kaybettiği babasının köy ağası olduğunu, ondan kalan geniş arazilerin kendisi Konyaaltı Belediye Başkanı olmadan önce imara açıldığını anlatarak, bu arsaların bir kısmını da devlete bağışladıklarını hatırlattı.
Çalışmalarında hiçbir şekilde belediyeyi kamu zararına uğratmadığını savunan Böcek, şöyle devam etti:
"Hayatım boyunca bir gün sağlık raporu almadım. Tutuklandığımdan beri 10 defa hastaneye kaldırıldım. 5 Temmuz'da tutuklandığımda 5 ilaç kullanıyordum. Doktorlarıma muayene olamadım. Yaşamak istiyorum. Kalp, astım, böbrek ve prostat hastalıklarım var. Tutuklandığımda alnım açık başım dik cezaevine girdim. Vücudumda, geçirdiğim Kovid-19'dan hastalıklar kaldı. Adaletin tecelli edeceğine inanıyorum. Acil olarak sağlığımla ilgili tedavi olmak istiyorum."
- "Suçlamaları kabul etmiyorum"
Böcek, iddianamede yer alan eylemlerle ilgili mahkeme başkanının soruları üzerine Anadolu Reklam firması sahibi Y.Y'nin 2024 yerel seçimleri sırasında yaptığı iddia edilen ödemelerden haberinin olmadığını öne sürdü.
Bu ödeme ile ilgili bir talimatının olmadığını iddia eden Böcek, "Sadece CHP değil tüm siyasi partilerde komisyon kurulur. Ben onların nasıl çalıştığını bilmem. Onlar gönüllü olarak çalışır. Benim bir dahlim ve bilgim yok. Bütün suçlamaları reddediyorum. Kimsenin bir kuruşunda gözüm yok. Mal beyanlarım ve ödemelerim ortadadır. Suçlamaları kabul etmiyorum." diye konuştu.
Muhittin Böcek, eski gelini Z.K'ye lüks daire alımında oğlunun iş insanı Y.Y'den borç aldığını, bundan da haberinin olmadığını iddia ederek, iki kişi arasında borç ilişkisinden dolayı neden suçlandığını bilemediğini söyledi.
Eski gelinine 80 milyon lira boşanma tazminatı ödenmesi konusunda Böcek, yasa ve yönetmelikler dışında hiç kimseye ödeme yapılmadığını, bundan dolayı irtikap suçunu işlediği sonucuna varılamayacağını öne sürdü.
Böcek, belediye parasını kuruşu kuruşuna ev yönetiyor gibi yönettiklerini savunarak, "Oğlum Mustafa Gökhan Böcek'in ilişkileri arasında, para alışverişindeki suçlamaların bana yüklenilmesini reddediyorum. Mustafa Gökhan Böcek ve Zuhal Böcek'in çocuklarının üzerine villa alınması konusunda kişilerden ne doğrudan ne de dolaylı bir talebim olmadı." ifadesini kullandı.
İş insanı E.K.H'den nakdi olarak para aldığı iddiasıyla ilgili Böcek, söz konusu kişiyi uzun yıllardır tanıdığını ve oğluyla yakın arkadaşlık ilişkisinin bulunduğunu savundu.
Böcek, M.K'ye pahalı marka saat hediye edildiğine ilişkin iddia üzerine ise şunları söyledi:
"Örf, adet, geleneğimize bağlıyım. Hayat arkadaşıma alacağım hediyeyi başkasına aldırmak olmaz. Bu örf ve adetlerime sığmaz. Burada Rolex saati ücret karşılığı getirildi. Ben de bu saati M.K. Hanım'a verdiğimde daha satışının gerçekleşmediğini, bu yüzden kullanmamasını söyledim. M.K. Hanım'a hediye ettiğim saat ve tadilat için iş insanlarından ne bir talebim ne de bir isteğim oldu. Ne doğrudan ne de dolaylı iş insanlarına baskı kurmam ile menfaat temin etmem söz konusu değil. Bütün suçlamaları reddediyorum. Menkul ve gayri menkul anlamında atadan kalan yerlerim var. Mal beyanımda görülecektir. Böyle biri olduğum için suçlamaları kabul etmiyorum."
Kuyumculardan aldığı paranın altın bozdurma karşılığı alındığını ve paranın kendi banka hesabına gönderildiğini de savunan Böcek, "Eğer bir usulsüzlük olsa neden bu kişilerle kendi İBAN'ımı paylaşayım." dedi.
- "Kimsenin ofisine gidip zorluk çıkarmadım"
Muhittin Böcek'in oğlu tutuklu sanık Mustafa Gökhan Böcek, yaşanan olaylardan babasının bilgisinin olmadığını öne sürdü.
A.Y. ve Y.Y'nin verdiği paraları borç olarak aldığını öne süren Böcek, paraların alınması sırasında zorlama olmadığını iddia etti.
Mustafa Gökhan Böcek, borç olarak aldığı paralarla eski eşine boşanma tazminatı verdiğini belirterek, miktarın büyük olmasından dolayı banka yerine döviz bürosu üzerinden paranın teslim edildiğini savundu.
Oğlunun üzerine alınan villayı ve eşine alınan otomobili altın bozdurarak aldığını öne süren Böcek, "Eğer kara para olsaydı gider elden ikinci el satışta yapabilirdik. Bunu yapmadık. İş insanı E.K.H, sürekli konuştuğum ve sıkça görüştüğüm bir ağabeyimdir. Kimsenin ofisine gidip zorluk çıkarmadım. Hatta gitmediğimde kendisinin 'Neden gelmedin' diye aradığı olurdu." dedi.
Hem babasının hem de annesinin varlıklı insanlar olduğunu belirten Mustafa Gökhan Böcek, iş ve ticaret yapmak için babasının nüfuzunu kullanmasının söz konusu olmadığını öne sürdü.
Mahkeme başkanının, iddianamede, bir atık şirketinden iki seferde toplam 135 milyon lira rüşvet aldığı iddiasıyla ilgili sorusu üzerine Gökhan Böcek, bu paranın rüşvet olmadığını, eski eşine boşanma tazminatı ve inşaat yapmak amacıyla borç olarak alındığını savundu.
Gökhan Böcek, iddianamede yer alan, kuyumculara fiziki para getirildiği, ortada altın bozdurma olmadığı yönündeki kuyumcu ifadelerinin doğru olmadığını, kuyumcuların önce "Altın getirildi" diye söylediklerini, sonra cezaevi şartlarından dolayı böyle ifade verdiklerini ileri sürdü.
- "Tutuklandığım gün bile telefon görüşmesi yaptık"
Tutuklu sanık iş insanı Fazıl Ateş de iş insanı B.Ç'yi uzun süredir tanıdığını belirterek, zaman zaman para alış verişlerinin olduğunu iddia etti.
Maddi sıkıntıya girdiğinde B.Ç'den 4,5 milyon lira borç aldığını ancak geri ödeyemediğini, bunun üzerine evini sözleşmeyle ona verdiğini anlatan Ateş, "Evin bedeli şu anda 15 milyon lira civarında. Bu paralar bana borç olarak gelmiştir. İş takibi, şu bu olarak almadım. B.Ç, ifadesinde beni dolandırıcı, sahtekar olarak gördüğünü söylüyor. Tutuklandığım gün bile telefon görüşmesi yaptık. Hali hazırda 10 milyonluk senedim var. Tutuklanana kadar B.Ç. ile görüştüm." dedi.
İş insanı E.T'nin kendisine ulaşarak ASAT'la ilgili sıkıntısı olduğunu, 80 milyon lira ve hak edişlerini alamadığını söylediğini öne süren Ateş, Muhittin Böcek ile arkadaş olduğu için kendisinden yardım istendiğini belirtti.
Böcek'e konuyu sorduğunu, onun da yetkili müdürlere sorarak aldığı bilgide, E.T'nin eksik iş yaptığı, usulsüz hareket ettiği ve bu nedenle hak edişlerini alamayacağını öğrendiklerini belirten Ateş, "Bende E.T'ye bunun aksi durumda mahkemeye başvurmalarını söyledim. Onlardan borç almıştım. Borcumu İBAN'dan ödedim." diye konuştu.
Ateş, aynı soruşturma kapsamında tutuklanan eski Antalya İl Emniyet Müdürü İlker Arslan'ın 30 yıllık dostu ve ağabeyi olduğunu dile getirerek, Arslan'ın ufak tefek sıkıntılarında ona yardım ettiğini belirtti.
Kimseden para alarak İlker Arslan'a göndermediğini öne süren Ateş, "Söylenen tarihler ve ödemeler bile tutmuyor. Antalya'ya gelince kendisinin ufak tefek sıkıntıları oldu. Borcu için bana 'Ölüm var kalım var, Ankara'da bir arsam var, bunu sana satayım' dedi. Bir sözleşme yaptık aramızda. 5 milyon liralık bir arsanın 3 milyonunu ödemiş oldum, 2 milyon daha borcum var. Bu borç almanın Muhittin Böcek'le bir alakası yok." sözlerini sarf etti.
- "Emniyet müdürlüğü görevim boyunca malım artmadı, azalma oldu"
Eski Antalya İl Emniyet Müdürü tutuklu sanık İlker Arslan, 31 yıllık devlet hizmeti sırasında 3 kere FETÖ kumpasına maruz kaldığını ve telefonlarının dinlendiğini öne sürdü.
Hakkında iddialarda bulunanların kendisi gözaltına alınmadan iki gün önce verdikleri ifadelerde adından hiç bahsetmediklerini, sonradan isminin ifadelere geçirildiğini öne süren Arslan, "Kimseden para istemedim. Benim adıma bir para istendiğini de bilmiyorum. Benim haberdar olduğuma yönelik delil yoksa benim bu davanın sanığı değil mağduru olmam gerekiyor." ifadesini kullandı.
Antalya İl Emniyet Müdürlüğü görevi sırasında sivil hayatta tek tanıdığı olan Fazıl Ateş ile iletişim halinde olduğunu dile getiren Arslan, Ankara'daki arsasını Ateş'e sattığını, satışı sonra yazıya dökmek için anlaştıklarını belirtti.
Arslan, bu satış nedeniyle taksitler halinde resmi yoldan para transferi yaptıklarını iddia ederek, "Polis olan biri, hem de 31 yıl polis olan biri, suç olan bir şeyde banka yoluyla para transferi yapar mı? Mal bildirim formlarından görüleceği gibi emniyet müdürlüğü görevim boyunca malım artmadı, azalma oldu." dedi.
Fazıl Ateş ile Muhittin Böcek'i 2024 yılında kendisinin tanıştırdığı ve irtibatlandırdığı gibi bir intiba yaratılmaya çalışıldığını öne süren Arslan, MASAK ve HTS kayıtlarından bu iki kişinin daha önceden tanıştıklarının görüldüğünü ileri sürdü.
Görevden alındığı ve gözaltı kararının çıktığı gün Antalya Cumhuriyet Başsavcısını "Yola çıkıp geliyorum" demek için aradığını, ancak telefonuna bakmadığını öne süren Arslan, "Buna rağmen benim yakalanmam için farklı işlemler yapıldı. Çok vahim tabloyla karşılaştım. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum." beyanında bulundu.
- Soruşturma
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde yürütülen "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturmasında Muhittin Böcek ve eski gelini Z.K. 5 Temmuz 2025'te gözaltına alınmış, Böcek'in oğlu şüpheli Mustafa Gökhan Böcek'in ise yurt dışında olduğu belirlenmişti.
Aynı gün adliyeye sevk edilen Muhittin Böcek tutuklanmış, eski gelini Z.K. ise yurt dışına çıkış yasağı kararı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Kararın ardından İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in yurt dışından dönen gelini Zuhal Böcek de 27 Temmuz 2025'te "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerinin aklanması" iddiasıyla havalimanında yakalanarak tutuklanmıştı.
Soruşturma kapsamında 12 Ağustos 2025'te belirlenen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 17 şüpheliden 8'i tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Mustafa Gökhan Böcek ise 19 Ağustos 2025'te Viyana'dan Antalya Havalimanı'na geldiğinde gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Soruşturmanın devamında Antalya Emniyet Müdürlüğü görevinden uzaklaştırılan ve hakkında gözaltı kararı verilmesinin ardından teslim olan İlker Arslan ile iş insanı F.A. da 7 Eylül'de tutuklanmıştı.
Polis ekiplerince 10 Eylül 2025'te düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 21 zanlıdan iş insanı M.E.H, Kanal V televizyonunun sahibi M.O.K, eski Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı T.S, Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ANT Tepe'nin müdürü İ.E. ve satış elemanı L.Ş. tutuklanmış, Böcek'in eski gelini Z.K.'nın da aralarında bulunduğu 3 kişi adli kontrolle serbest bırakılmıştı. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan M.E.H, T.S. ile İ.E, 27 Eylül 2025'te serbest kalmıştı.
Devam eden operasyonlarda, 14 Ekim 2025'te gözaltına alınan 6 kişiden E.T.Ç, S.Ç. ve Ö.Y.K. ile 5 Kasım 2025'te yapılan operasyonda gözaltına alınan 8 kişiden S.E, B.G. ve H.T.A. tutuklanmış, 14 Ocak'ta Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı bir şirket üzerinden usulsüz harcamalarla yaklaşık 399 milyon 507 bin lira kamu zararına yol açıldığı iddiasıyla ilgili gözaltına alınan 14 zanlıdan 5'i tutuklanmıştı.
Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, sanıkların zincirleme suç hükümleri kapsamında "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme", "nüfuz ticareti", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması", "nitelikli dolandırıcılık" ve "iftira'' suçlarından cezalandırılması istenmişti.
İddianamede, Muhittin Böcek'in "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması" suçlarından 15 yıl 6 aydan 44 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve cezaların zincirleme suç hükümleri kapsamında artırılması talep edilmişti.