Kira sözleşmelerindeki kefilliklerin yüzde 95'i geçersiz!
Türkiye'de kiralık konut ve iş yeri piyasasında hemen her sözleşmede yer alan "kefil" imzaları, hukuki eksiklikler nedeniyle büyük oranda kağıt üzerinde kalıyor. Hukukçuların ve uzmanların yaptığı incelemelere göre; emlakçılarda veya kırtasiye hazır formlarında atılan imzaların %95'i, Borçlar Kanunu ve Yargıtay'ın sert kriterlerine takılarak geçersiz sayılıyor.
Türkiye'de kira sözleşmelerinde standart bir prosedür olarak görülen kefillik müessesesi, son yıllarda Yargıtay'ın verdiği emsal kararlar ve Borçlar Kanunu'ndaki sert şekil şartları nedeniyle büyük bir dönüşüm yaşıyor. Hukukçular uyarıyor: Mevcut sözleşmelerdeki kefaletlerin %95'i hukuken geçersiz durumda.
Sadece İmza Atmak Neden Yetmiyor?
Hukuk uzmanları, bir kefaletin geçerli olabilmesi için Türk Borçlar Kanunu'nun oldukça sıkı şekil şartları öngördüğünü hatırlatıyor. Piyasada genel kanının aksine, sözleşmenin altına sadece imza atmak kefili borç altına sokmaya yetmiyor. Bir kefaletin hukuken vücut bulabilmesi için kefilin, sorumlu olduğu en yüksek tutarı hem rakamla hem de yazıyla bizzat kendi el yazısıyla metne işlemesi gerekiyor. Bununla da yetinilmeyerek, sözleşmenin imzalandığı günün tarihinin ve kefilin borçtan asıl borçluyla birlikte sorumlu olduğunu gösteren "müşterek müteselsil kefilim" ibaresinin de yine kefilin kendi kaleminden çıkması şart koşuluyor. Bu unsurlardan birinin eksik olması ya da el yazısı yerine bilgisayar çıktısı olarak hazırlanması, kefaleti en baştan geçersiz kılıyor.
Yargıtay'dan "Uzayan Dönem" Bariyeri
Kanunda genel bir süre sorunu olmasa da Yargıtay, 2012 öncesi yerleşik uygulamasını güncel kararlarıyla da sürdürüyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK 2006/6-78 E. ve 2006/6-346 E.) ile güncel 12. Hukuk Dairesi (2024/1194 E.) ve 3. Hukuk Dairesi (2025/639 E.) kararlarına göre; kira süresi TBK 347. madde uyarınca uzadığında kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için şu iki şartın bir arada bulunması şart:
-Kefilin sorumluluğunun uzayan dönemde de devam edeceğinin sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması.
-Kefilin bu uzayan dönemde azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının sözleşmede net bir şekilde (yine el yazısı kriterlerine uygun olarak) gösterilmiş olması.
Uzmanlar, "uzayan dönemlerin ne olduğunu görmek istiyorum" diyen Yargıtay'ın, bu sınırlamalar yoksa kefili sadece ilk kira yılından sorumlu tuttuğuna dikkat çekiyor.
Eş Rızası Olmayan Kefalet "Yok" Hükmünde
Özellikle konut kiralamalarında en çok atlanan detaylardan biri de eş rızası. Eğer kefil olacak kişi evliyse, eşinin bu kefalete yazılı rızasının alınması kanuni bir zorunluluk. 2013'te Türk Ticaret Kanunu ile şirket yetkililerinin ticari işleri için istisna getirilmiş olsa da, bireysel konut kiralamalarında eş rızası olmayan bir sözleşme, diğer tüm şartlar sağlansa bile geçersiz kalıyor.
"Emlakçı bilmediği için kefiller gizli koruma sağlıyor"
Uzmanlar, piyasadaki çoğu emlakçının bu teknik detayları bilmediğini, bu durumun kefiller için aslında gizli bir "koruma" sağladığını belirtiyor. Eğer sözleşme bu sıkı şartlara uygun hazırlanmamışsa, atılan imzanın hiçbir hukuki bağlayıcılığı bulunmuyor.