İstinafta kesinleşen parasal sınır davalarında temyiz yolu açılıyor
Anayasa Mahkemesi, belirli bir parasal sınırın altındaki davalarda istinaf mahkemesinin aleyhte karar vermesi durumunda dahi Yargıtay'a temyiz yolunu kapatan yasa hükmünü Anayasa'ya aykırı bularak oybirliğiyle iptal etti. 26 Şubat 2026 tarihinde alınan karar, 21 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.
2026 yılı itibariyle 682 bin TL'lik sınırın altındaki davalar istinafta kesinleşiyor
Bir davada taraflardan biri ilk derece mahkemesinin kararından memnun değilse bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusunda bulunabiliyor. İstinaf aşamasında da hak arayışı sürdürülmek istenirse Yargıtay'a temyiz yoluna gidilebiliyor. Ancak bu yol herkese açık değil. HMK'nın 362. maddesi, dava değeri belirli bir parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağını düzenliyor. 2026 yılı itibarıyla bu sınır 682.000 TL olarak uygulanıyor.
İstinaf'taki kesinleşmelerde sorun neredeydi?
İtiraz konusu kural bu noktada devreye giriyordu. Yasaya göre dava değeri 682.000 TL'nin altında kalan davalarda istinaf başvurusu kısmen veya tümden kabul edilse, yani bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesinden farklı ve aleyhte bir karar verse dahi temyiz yolu kapalı kalıyordu.
Somut bir örnekle açıklamak gerekirse: Vatandaş ilk mahkemede davayı kazandı. Karşı taraf istinafa taşıdı. İstinaf mahkemesi ilk mahkemenin kararını bozarak aleyhte bir karar verdi. Bu karar artık kesin nitelik taşıyor ve Yargıtay denetimine açık değil. Oysa bu karar istinaf mahkemesinin ilk kez verdiği, hiç denetlenmemiş bir karardır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, idarenin mecburi hizmet ve yetiştirme bedeli talebine karşı açılan bir davada tam da bu sorunla karşılaştı ve kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
Anayasa Mahkemesi Ne Dedi?
Mahkeme, Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerini esas alarak inceleme yaptı. 36. madde adil yargılanma hakkını, 13. madde ise temel hak ve özgürlüklere getirilebilecek sınırlamaların ölçülü olması gerektiğini güvence altına alıyor.
Mahkemeye göre dava değeri belirli bir sınırın altında kalan tüm davalarda bölge adliye mahkemesi kararlarının kesin olması tek başına Anayasa'ya aykırı değil. Davaların makul sürede ve az masrafla sonuçlandırılması amacıyla kanun koyucunun temyiz yolunu sınırlandırması meşru bir amaç taşıyor.
Ancak sorun şurada: İstinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabul edildiği durumlarda, yani bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesinden farklı ve aleyhte bir karar verdiği hallerde bu kararın hiç denetlenememesi ölçüsüz bir sınırlama oluşturuyor. Çünkü bu karar ilk kez verilmiş bir karardır ve tarafın aleyhine sonuç doğurmuştur. Böyle bir kararın temyiz denetiminin dışında tutulması adil yargılanma hakkını ihlal ediyor.
Mahkeme ayrıca bu sonuca daha hafif bir sınırlamayla da ulaşılabileceğini vurguladı. Yani kanun koyucu söz konusu uyuşmazlıklarda istinaf başvurusunun kabul edildiği halleri temyiz yasağının dışında tutabilirdi. Mevcut düzenleme bu daha az kısıtlayıcı yolu tercih etmediğinden ölçülülük ilkesini karşılamıyor.
Karar Kimleri Etkiliyor?
Bu iptal kararı özellikle değeri 682.000 TL'nin altında kalan hukuk davalarında taraf olan vatandaşları doğrudan ilgilendiriyor. İstinaf mahkemesinin aleyhte karar verdiği durumlarda artık Yargıtay'a temyiz yolu açılabilecek. Yasama organının bu doğrultuda HMK'nın 362. maddesinde gerekli düzenlemeyi yapması gerekiyor.